Ekinoks Enerjileri, Parçalar mı Bütün mü?

Sonbahar Ekinoks’u etkisindeyiz.

Gündüz ve gecenin eşit olduğu gün. Ancak ne manaya geliyor, nasıl titreşimlerle geliyor, etkileri nedir?

Ekinoks zamanları geçiş zamanlarıdır.

Bir halden diğerine geçiş.

Bu geçiş enerjisinden en iyi şekilde yararlanabilmek için içsel alanınızı oluşturup, dingin ve sakin bir yerden geçişle uyumlanmak.

Geçiş nedir peki?

Doğa Ana’ya bakın anlayacaksınız.

Gezegenimiz, Gaia, Yerküre öyle boşlukta askıda duran ve rastgele dönüp duran, ruhsuz cansız bir kütle değil.

Gaia, üzerinde yaşayan insanların çoğunluğundan daha yüksek bilince sahip, 5. boyut bilincine geçmekte olan capcanlı, zeki, hisleri ve ruhu olan bir varlık.

Toprak Ana’nın üzerinde ve içinde yaşayan her şeyin kendine has doğası, titreşimi ruhu var, şamanlar ve gönül gözü açıkların bildiği, tecrübe ettiği gibi.

Üzerindeki her nehir, her dağ, her kaya, her deniz birer ruha sahip ve birlikte Gaia ile aynı titreşime gelirler.

Amerikan yerlilerinin bir görüşü var Yerküre üzerinde yaşayan canlılar için. Eğer Toprak Ana üzerinde yaşayanlardan rahatsız olmaya başlarsa, pirelerini silkinerek atan bir köpek gibi savurup kurtulur.

Toprak Ana’mız merhametli, verici ve muazzam güçlü bir varlık. Ancak hakkaniyetli de, hem kendisi hem üzerindeki tüm yaşamın dengesi için. Doğal afetlerden gücünü ve neler yapabileceğini görüyoruz. Keza tarihte yaşanan, türleri yok eden doğa durumlarını biliyoruz.

Ekinoks, Toprak Ana’nın ruh halinin değişimini bize hissettiriyor. Bu değişim bir geçiş hali. Bir durumdan diğerine geçiş. Tekamül esasen.

Tekamülde ilerlerken Toprak Ana, bazı hallerini, durumlarını geride bırakıyor, bazılarını da yeniye doğru açıyor.

Bu süreç bazılarımıza yaşamının, ilişkilerinin, karakterinin, işinin, düşünce şeklinin, ailesinin parçaları tek tek ortaya serdiği bir durum getiriyor. Tıpkı bozulmuş bir radyoyu onarmak için içini açmanız gibi. Neler bozuk, çalışmıyor, yenilenmeli, değiştirilmeli görmek için parçalar ortaya serilmiş durumda. Bu parçaların analizi, gözlemi için sağduyu elzem. Parçaların içinde kaybolmadan, dağılmadan, sebatle, anlayışla ve bu sürecin daha iyiye hizmet ettiği bilinciyle.

Bazılarımız için de bu süreç bilinç sıçrayışları, yükselme halleri, hızlı şifalanma, kavrama ve idrak halleri getiriyor. Bunun nedeni ise parçalara ayırma işlemini yıllardır yapıyor ve tamamlamış ya da nispeten tamamlamış oluşunuz. Tek tük aksayan parça olabilir yine, ancak yükselişe engel teşgil etmez. Dolayısıyla Ekinoks geçişi bu fazda olanlara evrendeki farklı boyutlardaki oluş hallerini, 5. boyut bilinciyle gelen uyum, huzur, dayanışma, dostluk, özşefkat, özdeğer, sağduyu, barış, bilinç ve tüm canlılarla birlik hislerini getirir. Geçmiş ve geleceğin uyumlandığı dengeli haller getirir. Ne geçmişin yaraları ne de henüz olmamış gelecek seni etkilemez. Sen burada, hakettiğin ve seçtiğin yerde olmanın bilinciyle şükürdesindir. Bir eksik bir fazla yoktur. İşler yoğunsa yoğun, değilse değil. Ne yapılması gerekiyorsa özdeşleşmeden, takılmadan ama azim ve sevdayla yaparsın.

Bu yaşam senin yaşamın, Toprak Ana senin Anan, nehirler, dağlar en yakın dostundur.

Yerküre üzerinde kurulu sistemler kaynaklı durumlara bakacak olursak, bu sistemlerde Karma Yasası gereği ektiklerini biçiyorlar. Herkes için geçerli yasa.

İçinde bulunduğumuz doğal olmayan normalleşme halleri esasen ardında bir buzdağını gizliyor. Bu kaos, üfleyerek kulağını çaktırmadan kemiren fare misali, bir çok şeyi yavaş yavaş içine çekiyor. Kutuplaşma enerjisi yüksek.

Velhasıl hissim adeta iki farklı gezegen titreşimi. Resmen iki farklı gezegen var. Bazı gruplar bir yöne gidip, hissederken, bazı gruplar da başka bir yöne gidip hissediyor.

Kanımca bu ayrılığın, ‘herkes kendi yoluna’ diyeceğimiz bir çözülmeye doğru ilerlediği. Kaos artmadan, bu olur mu bir bilinmez. Bu tamamen insanlığın kendi gerçekliğini, vizyonunu nasıl yarattığı ile ilgili. Kollektif, eş zamanlı, küresel meditasyonlarla muazzam sonuçlar elde ettiğimizi biliyorum. Gezegenimizin bir nevi nabzı olan Schumann Rezonansı’ndaki sıçramalardan bunu bilimsel olarak da görüyoruz.

Tabi bunun yarın olacağını düşünmüyorum. Önümüzde dört-beş yıl var bu dengelerin kurulması için.

Bu süreçte göstergeler Toprak Ana’nın ciddi anlamda silkeleneceği yönünde. Özellikle sel, tufan gibi durumlar onun dengesini kurması, kendi yükselişini dengelemesi için gözüken olaylar gibi duruyor. İnsanlık olarak onun dengesiyle oldukça hunhar bir şekilde oynadığımız, sömürdüğümüz aşikar.

Her daim önerdiğim ve tüm yaşamımı üzerine kurduğum meditatif, anda, duygu ve düşüncelerle aramıza mesafe koyduğumuz, bağımlılıkları bırakmak için farkındalık yarattığımız ve Öz ile buluştuğumuz anlar elzem.

Dengeli bir yaşama giden yol;

  • Temiz ve düzgün, bünyenin ihtiyacına göre, zehirsiz, kimyasalsız beslenme,
  • Bedeni, dolaşım sistemini aktif tutma, kısa ve seri yürüyüş gibi
  • Sindirim sistemini sevmek, her önüne geleni, kim, nasıl pişirdi demeden yememek,
  • Şalterleri indirip, sakin, dingin anları çoğaltmak,
  • Yaratıcı aktiviteler bulmak, teknolojiyi bilinçli olarak bir kenara almak,
  • Her gün doğru nefes almak için farkına varmak,
  • Duygu ve zihinden ibaret olmadığını, ruhunun seçtiği yolculukta, kendini öğrendiğini bilerek koşturmayı ve mükemmel olmayı bırakmak,
  • Başkalarını kendi hallerinde, tercihlerinde, seçimlerinde özgür bırakmak,
  • Kendi içindeki beklentileri, kontrolü, manipüle etmek isteyen yönleri görüp beslememek,
  • Herkesin senin bir parçanı taşıdığını hatırlamak, egosunun, karakterinin ötesindeki ruhunu hissetmeye meyleymek,
  • He an kendi ruhunu hissetmeye meyletmek, fani dünyada hiç etmemek bu yaşamı.

Verimli ve şifalı bir geçiş süreci diliyorum.

Sevgilerimle,
*Yeni çıkan Kalbin Yolu Öğretisi kitabımı almak için tıklayın. Eğitim ve makalelerden haberdar olmak için aşağıda ya da sol tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.