Güneşimi ardıma almışım,

Sırtım yere gelir mi?

Velhasıl, sırtı yere değenler ancak nasıl ayağa kalkılacağını bilebilir.

Hiç düşmemiş bir insan gördünüz mü? Ben görmedim.

Sevgili hocam son günlerde sabretmek üzerine paylaşımlar yapıyor. O kadar devasa bir öğreti ki sabır, hele de şu dönemde. İnsanlık sistematik olarak sonuç odaklı hale geldi bu da sabırsızlık halini sürekli kılıyor. Sabırsızlık hali her yere yansıyor ve özellikle de manevi boyuta. Hemen spiritüel sonuç elde etme kuyusuna düşen ve sabırsızlık titreşimi ile maneviyata zıt gidenler. Hocam, sabırsızlığın öfke duygusuna ait bir altbenlik olduğunu söyler.

‘Sevginin farklı boyutlarının olduğu gibi, Kuvvetin de farklı boyutları vardır— İlahi bir nitelik olarak Kuvvet’ten söz ediyorum. Kuvvet’in boyutlarından birisi de sabırdır. Sabrınızı kaybettiğinizde, Gücünüzü de kaybedersiniz; Gücünüzü kaybedersiniz ve yaralanmaya açık olursunuz. Sabır büyük bir Güçtür, Gücün bir ifadesidir. Ekiminizin başarılı olması ve çiçeklenmeyi beklerken huzurlu, uyumlu bir zaman geçirmek için sabırlı olmanız gerekir. Sabırsızlık, öfkenin bir ‘benliğidir’. Gücün ilahi niteliğinin bozulmasıdır.’

Sabır son yüzyılların en büyük öğretisi. İnsanlar ‘yapan’ ve ‘yaptıkça’ varolduğunu, başardığını zanneden bir topluluk halini aldı.

Bir ayrım da yapmak istiyorum. Sürekli yapma enerjisinde olmak ile alnının teri emek vermek. Bu ikisi taban tabana zıt titreşimler yayar evrene. Birisi sürekli ‘uyarı’ halinde, gevşeme ve rahatlama güçlüğü çekerlen, diğeri emeğinin huzurlu yorgunluğu ile tatmin hisseder ve akışa kolay gelir.

Sabır öğretisi sufi üstadların öncelikli derslerinden. Ancak kelimenin geldiği yer şu an sanki sıkıntı, yas, yoğun bir zorluk titreşimi yayıyor. O nedenle sebat kelimesini daha sık kullanırım.

Hacı Bektaş-i Veli efendiyi bir ziyaretimde bana ‘sabır’ öğretisini kalbime fısıldamıştı. Orada gerçek manasını almıştım. Zira yaydığı ‘sabır’ haline almıştı beni de. Bir süre bu haldeyken bir kadın yaklaştı ve ‘niyetiniz kabul olsun’ diyerek dev bir beyaz lokum ikram etti.

Türbelerden tatlı damakla çıkmayı pek severim… keza Hindistan’a buna ‘prasad’ derler ki onun ardındaki mana alemi başka bir paylaşıma kalsın.

Ya Sabır…

Gülenay Pema

*Eğitim ve makalelerden haberdar olmak için aşağıda ya da sağda yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın