Temmuz ayına girdik. Temmuz ayı hareketli bir ay olacak. Astrolojik olarak da bakarsak Jüpiter ve Satürn kavuşumu var yine. Ocak ayındaki kavuşum büyük olayların başlangıcı olmuştu, Temmuz ayında da etkideyiz tekrar. Kasım’da bu yılın sonuncusu gerçekleşecek.

Dolayısıyla 2020 yılı tamamiyle yeni bir yaşam yılı oluyor, her ne kadar eskiye tutunmak isteyenler olsa da gitgide Satürn ve Jüpiter bize eskinin artık eskide kaldığını gösteriyor.

Çok şey söylenebilir belki yorumlanabilir ama altını çizmek istediğim, en çok söylemek istediğim şey; Temmuz ayında dinlenmeye izin vermek, sakinlemek.

Haziran ortasından itibaren değişen enerjiler bünyemizde farklı açılımlar yapıyor ve uyumlanabilmek için es vermek, dinlenmek önemli.

Bazılarınız çok yorgun hissetmiş, eski ağrıları, ameliyat yaraları, geçmiş problemler nüksetmiş olabilir ki birçok enerji değişimi gerçekleşiyor gezegende ve evrende. Birçok şey alıyoruz yeniye dair ve eskiyi bırakıyoruz. Böyle olunca sistemin eskileri bırakabilmesi, tazelenmesi için, dinlenmesi gerekiyor.

İnsanın dinlenince, hiç bir şey yapmayınca kendini suçlu hisseden bir yanı var. Çünkü bize ‘iyi’ olmak için ‘başarılı’ olmak için hep bir şeyler yapmamız gerektiği öğretildi. Hep, durmadan, sürekli bir şeyler yapma güdüsü yerleşti. Böyle olunca da es verip hiç bir şey yapmadığında alttan alttan suçluluk hissi ele geçirmeye başlıyor. Suçluluk tuzağına düşmemek, öz-değere alan açmak önemli. Tabiki dinlenmeyle kasıt sürekli yatmak değil ama gerçekten bedeniniz yorgun hissedince, duygularınız daha fazla tahammül edemediğini hissedince ara vermek, es vermek çok çok önemli.

Özellikle Temmuz ayında bunu daha çok göreceğiz çünkü ateş elementinin çok yüksek olduğu bir ay, aksiyon ayı. Haziran biraz daha sakin bir aydı nispeten dolayısıyla Temmuz’da biraz daha hareket var eylemleri ölçülü yapmak, yaratıcılığımızı zamana yaymak, verimimizi arttırır.

Kolektif olarak güç, kontrol ve özgürlük arasında gidip geliyoruz. Gördüğünüz gibi tüm ülkeler bununla ilgili savaş veriyor. Bireysel özgürlükler, bir yandan kontrol, kontrol eden sistemler bir yandan insanların bireysel özgürlük ihtiyaçları.

Bu durumlar tabiki çok zorluyor insanları; hapis oldukları hissiyatı, intihar vakaları yükseliyor, son yıllarda da böyleydi.

Bir çok kişi kendini sıkışmış, kontrol edilmiş, hapsedilmiş hissediyor. Güvende hissetmiyor, ne ülkesine, ne sistemlerde, ne dünyaya, ne de bedenine. Çünkü bedenine bir atak var virüsle gelen. Bağışıklık sistemine, bedenine bir güvensizlik var, hasta olup ölebileceği, yakınlarını kaybedebileceği korkusuyla yaşıyor ve intiharların nedeni de bu, çaresizlik hissi.

Bu zorlu zamanlarda kendimize ve çevremize anlayış ve birlik içinde olmak güven duygusunu tazeler. Sakin ama tedbirli, dingin ama verimli, mesafeli ama dostane, ve uyumlu iletişim, yapıcı davranışlar bizi korur. 

Sevgi bizimle.

Gülenay Pema

*Gülenay Pema’nın makale ve eğitimlerinden haberdar olmak istiyorsanız aşağıda yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz. 

**Güncel eğitim takvimine buradanulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın