Tag Archives: şifa

Yepyeni Bir Program: Kadın Bilgelik & Şifa Sanatı Prog. – 160 Saat

Standard
16 Haziran'da başlıyoruz... 
Erkenci kuş indirimi 1 Mayıs'a kadar, kaçırmayın!

Kadın Bilgelik & Şifa Sanatı

🌿Dünyayı kadınların şefkati, anlayışı ve bilgeliği kurtaracak.

🌿İnsan medeniyetinin başlangıcından bu güne kadın şifacılar doğa ananın döngülerini, zamanlamasını ve ruhunu gözlemledi ve onurlandırdı. Kadın şifacılar bilgelikleri ve yetenekleriyle çevrelerine ebelik, manevi şifa, bitkisel tıp, beslenme, masaj, dua, ritüel, dans, şarkı, müzik ve rüyalar aracılığı ile hizmet ettiler. Bilge kadınlar doğumdan ölüme, rahimden mezara kadar şifalı destek sundular. Kadının şifalı yöntemleri gezegenimizin her kültüründe kendisini göstermeye devam ediyor. Biz de Anadolu kültüründeki şifacı anaların, lokman hekimelerin ve ebelerin mirasını tekrar keşfetmek için yola çıkıyoruz.

🌿Kadın Bilgelik & Şifa Sanatı Sertifika Programı ananelerimizden kalan mirası tekrar sahiplenmek ve yaşatmak için sizleri bu mucizevi keşif yolculuğuna çıkarıyor.

🌿Programda kendimizi doğal yollarla şifalandırmayı, ailemize destek olmayı ve diğer kadınlara da bunu nasıl yapacaklarını göstermeyi öğreneceğiz. Kadim kadın şifacıların geleneklerini benimseyip, modern şifacılık ile harmanlayıp sağlıklı feminen enerjiyi tekrar tekrar uyandıracağız.

🌿Kadın Bilgelik & Şifa Sanatı Sertifika Programı içeriği iki modüle ayrılarak öncelikle kapsamlı teori ve bilgilere daha sonra da uygulamalı olarak şifa tekniklerinin tatbikine yer vereceğiz. Yine harika bir program oluştu. Özel inziva alanlarında, Toprak Ana ile baş başa, unutamayacağınız güzellikte ve enderlikte anlar yaşayacağınızı şimdiden hissedebiliyorum.

🌿Tüm kadınlarımızın evrene şifa yayan varlıklar olması niyetiyle…

Eğer bu mucizevi yolda yürümeye hazırsanız sizleri bekliyorum.

Sevgilerimle,

Gülenay Pema

Program içeriğine göz atmak için tıklayın.

Gülenay Pema Güncel Eğitim Programı

*Makale ve eğitimlerden haberdar olmak isterseniz sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

.

Mutluluk ve Beden Farkındalığı

Standard

pema_uddhita_ard_dhanurasana1Bu makalemde beden farkındalığı ve mutluluğun arasındaki ayrılmaz ilişkiye bir giriş yapacağız. Makaleden önce yeni eğitimlerden bahsetmek istiyorum. Dolu dolu bir yaz geçti bir çok kamp ve eğitmenlik programı tamamlandı, yenileri devam ediyor. Sonbahar’a da aynı verimde girdik. Yoga’nın ABC’si sınıfları açıldı, yeni 1. seviye açılacak, Gizemli Dişilik 5 ayrı ilde düzenleniyor. Tüm bunların yanında gönüllü girişimimiz Ganga Project ile mülteci kadınlara ve çocukları ile hassas gruba giren kadınlara kadın şifacılık üzerine ücretsiz eğitimler veriyoruz. Bu kış Şubat ayında öğrencilerimle Hindistan’da buluşup derin bir inziva gerçekleştireceğiz.

Bahar aylarında ise kadınlar için yoga eğitmenliği programı YogANA’nın yenisini açacağım. Bir de heyecanlı yeni bir eğitim var 2017 baharı ile sunacağım Kadın Şifacılık Sertifika Programı. İki modülden oluşacak bu programda, bir çok kadınsal şifa tekniğine yer vereceğiz. Uzun süredir eğitimlerimin ve yeni ekolojik çiftlik ve inziva merkezimizin inşaatı nedeniyle sizlere yazamadım. Şimdi Ege’nin yazdan kalma güneşinden faydalanırken, dalgaların ve meltemin eşliğinde size mutluluk ile ilgili yazıyorum.

Güncel Eğitim Takvimi

  • 23 Ekim – Gizemli Dişilik 3 –  Etiler
  • Ekim-Kasım – Yoga’nın ABC’si 2. Seviye, Etilier (Kapalı grup)
  • 27 Ekim-Nisan – YogANA Kadınlar için Yoga Eğitmenliği – 200 Saat (Kontenjan dolu)
  • 12 Kasım – Gizemli Dişilik 1&2, Mersin (Kayıtlar açık)
  • 13 Kasım – Gizemli Dişilik 1&2, Adana (Son yerler)
  • 19-20 Kasım – Gizemli Dişilik 1&2, Eskişehir (Son yerler)
  • 20 Kasım – Gizemli Dişilik Yaratıcı Kadın, FilBooks Karaköy, İstanbul (Son 1 kişilik yer)
  • 22 Kasım – Yoga’nın ABC’si Yeni 1. Seviye (Kayıtlar açık)
  • 10-11 Aralık – Gizemli Dişilik 1&2, Etiler (Kayıtlar açık)
  • 16-18 Aralık – Gizemli Dişilik & YogANA Kampı, Aytepe Yaylası, İzmit (Ön kayıt)
  • Nisan-Ekim – YogANA Kadınlar için Yoga Eğitmenliği Programı – 200 Saat (Ön kayıt)
  • Mayıs-Temmuz – Pema ile Kadın Şifacılık Sertifika Programı 1. Modül (Ön kayıt)
  • Eylül-Kasım – Pema ile Kadın Şifacılık Sertifika Programı 2. Modül (Ön Kayıt)

——-

Çoğu kişi mutluluğun başarı, sağlık ve iyi insan ilişkilerinden geldiğine inanır. Aslında doğru olan bu prensibin tersidir; yani başarı, sağlık ve iyi insan ilişkileri, mutlu olmanın kaçınılmaz sonucudur.

Çevremizdeki insanları gözlemlediğimizde bunun doğru olduğunu anlayabiliriz. Başarılı ve ünlü insanların mutsuz hayatları meşhurdur. Sağlıklı olmanın kıymeti bilinmez ve mutlu aileler bile beklenmedik bir trajediye maruz kalabilir. Peki, biz neden hala başarı, sağlık ve ilişkilerin mutlu olmamız için gereken tek şey olduğu yanılgısına düşmeye devam ederiz?

Eski Hindistan Vedik ve Budist geleneklerinde acı ve mutsuzlukla ilişkilendirilen beş sebep vardır:

  1. Gerçek kimliğini bilmemek
  2. Doğası itibariyle fani olan bir dünyada kalıcı olma düşüncesine takılı kalmak
  3. Değişiklikten korkmak
  4.  Ego denilen sosyal uyarımlı ilüzyonla özdeşleşme
  5. Ölüm korkusu

Bu makalede mutsuzluğun sadece ilk prensibine odaklanalım, yani gerçek kimliğinizi bilmemeye. Gerçek kimliğinizi bildiğiniz zaman çektiğiniz tüm acılar diner. Aydınlanma gerçekten kim olduğunuzu bilmektir.

Aşağıdaki adımlar sizi kendini-tanımaya yöneltecek. Mutluluğunuzun açığa çıkmasına izin verirken iki katmanlı bir yoldasınız; karanlıktan çıkıp ışığı içeri aladığınız…

İlk Anahtar: Bedeninin Farkında Ol

Bedeninin ve evren tek bir enerji, bilgi ve bilinç alanıdır. Bedenini dinleyip onun farkındalığına yanıt vererek sonsuz olasılıklar dünyasına adım atarsın ve burada doğal bir şekilde yaşanan şey huzur, uyum ve neşedir.

Tam şu anda ne kadar mutlu olduğunuzu anlamak istiyorsanız en güvenilir rehberiniz bedeninizdir. Birçoğumuz bedenimizin bize gönderdiği sinyalleri hafife alma eğilimi gösteririz. Bunlar rahatlık, rahatsızlık, üzüntü veya neşe gibi oldukça ince mesajlardır. Bu ilk anahtarı anlamak için her zamanki zihin/beden bölünmesinin ötesine bakmamız ve zihinle bedeni, iki varlık olarak ayıran bir sınır olmaksızın tek bir güç alanı olarak görmeye başlamamız gerek.

Mutluluk kapasitemizi artırmak için kendi duyularımızla bağlantı kurmamız gerek. Farkındalığımızı artırdığımızda bedenimizin bize söylediği önemli mesajları daha net bir şekilde anlayacak durumda oluruz. Bedenimizden gelen önemli mesajları daha iyi anladığımızda, zihin, beden ve ruhumuz arasındaki uyumu yaratmak için ne yapmamız (veya yapmamamız) gerektiğini içgüdüsel bir şekilde biliriz.

Mutsuzluk, zihin, beden ve ruh arasındaki uyumsuzluğun bir sonucudur.

Farkında olmayı bıraktığınızda ne olur? Bedeninizin gönderdiği sinyallere dikkat etmeyi bıraktığınızda zihin-beden güç alanınızda aksamalar yaratırsınız. Bu aksamalar kendisini birçok alanda açığa çıkarabilir. Örneğin bedeniniz 8 saat uykuya ihtiyaç duyduğu halde tüm gece çalışmak durumunda kalmak veya ruh haliniz ve enerji seviyeniz üzerinde olumsuz etkileri olmasına rağmen abur cubur yemek gibi. Bedenin hatırı sayılır şekilde beslenme, dinlenme ve sevgiye ihtiyaç duyarken siz farkındalıktan uzaklaşarak bedeninizin yardım çığlıklarını görmezden gelirsiniz.

Bedenlerimizin daha çok farkında olabilmek için bedenimizin bizim için yaptığı her şey için minnet duymaya zaman ayırmamız gerek. Öncelikle bedenimizde var olan sonsuz zekayı düşünün: biz farkında bile olmadan, insan bedeni geleceği hayal edebilir, bir enstrüman çalabilir, yeni hücreler üretebilir, kalp atışını izleyebilir, zararlı bakterilerle savaşabilir, rahmin içinde yeni bir yaşam meydana getirebilir ve bunların hepsini aynı anda yapar.

Bedenlerimizin ayrıca muhteşem bir sonsuz yaratıcılık kapasitesi vardır. Yeni bir beceri edindiğimizde veya nefes aldığımız yerin irtifasını değiştirdiğimizde bedenimiz bu yeni koşullara içgüdüsel olarak adapte olur ve bu yeni değişime karşı koymaz. Bir daha yeni bir spor yapmayı öğrenirken ya da yeme alışkanlıklarınızı tamamen değiştirirken bunu bir düşünün.

Üçüncü olarak bedenlerimiz, mikroskopik hücrelerimizin, normal şartlarda yaşamı desteklemeyecek çevresel koşullarda dahi hayatta kalmasına, büyüyüp evrimleşmesine imkan tanıyan uçsuz bucaksız bir güç kaynağına bağlıdır. Bedenimizin, iç sistemimize girebilecek virüs, mikrop, kanser hücreleri ve diğer zararlı unsurlara karşı kendini savunmasına imkan veren de yine bu güç kaynağıdır.

O halde kendi bedenlerimizin ve onların yaptığı her şeyin daha fazla farkında nasıl oluruz? Bu aslında düşünüldüğünden çok daha basittir. Bir sonraki kendinizle baş başa kaldığınız sessiz anda, sadece hissettiğiniz fiziksel duyulara kendinizi açın. Bedeninizde özellikle gergin hissettiğiniz belirli bölgeler var mı? Yüzünüz, boynunuz veya sırtınız gibi. Bedeninizin belirli bir bölgesine tüm dikkatinizi verdiğinizde ne oluyor?

Fiziksel rahatsızlık duyduğunuz bir sonraki sefer, sadece derin bir nefes alın ve rahatsızlık veren hisleri yargılamadan onlar kendiliğinden kaybolana kadar gözlemleyin. Her dikkatiniz dağıldığında, stresli veya belirsiz hissettiğinizde bu alıştırmayı yapın. Böylece farkındalık kaslarınızı oluşturmaya başlayacaksınız ve bu, hayatınızın geri kalan kısmında sizi ve çevrenizdeki insanlar için çok faydalı olacak.

İlk Anahtarı günlük hayatta aktive etmek üzere size aşağıda kolay bir teknik önereceğim:

  1. Bedenimdeki enerjiyi maksimuma çıkarmak üzere seçimler yapacağım. Herhangi bir şekilde enerji eksikliği hissediyorsam kendimizin tamamen farkında olduğumuz zaman hepimizin bağlı olduğu sonsuz kaynağın akışına direnç gösteriyorum demektir.
  2. Herhangi bir duyguyla hareket geçmeden önce kalbime danışacağım. Kalbim, duygusal zeka konusunda benim en güvenilir rehberimdir.
  3. Bedenimde ağırlık veya donukluk hissedersem özellikle dikkatimi vereceğim çünkü bu duygular atalet çektiğimin sinyalleridir ve her anın potansiyelini deneyimlemek yerine alışkanlıkların dayatmasını yaşamaktır.

Hepimize bedenin farkındalığının arttığı, bedenimizi sahiplendiğimiz ve kendini şifalandırabilen bir bünye diliyorum.

Sevgilerimle,

Gülenay Pema

Güncel Eğitim Takvimi

23 Ekim – Gizemli Dişilik 3 –  Etiler

Ekim-Kasım – Yoga’nın ABC’si 2. Seviye, Etilier (Kapalı grup)

27 Ekim-Nisan – YogANA Kadınlar için Yoga Eğitmenliği – 200 Saat (Kontenjan dolu)

12 Kasım – Gizemli Dişilik 1&2, Mersin

13 Kasım – Gizemli Dişilik 1&2, Adana

19-20 Kasım – Gizemli Dişilik 1&2, Eskişehir

20 Kasım – Gizemli Dişilik Yaratıcı Kadın, FilBooks Karaköy, İstanbul (Son 1 kişilik yer)

10-11 Aralık – Gizemli Dişilik 1&2, Etiler

16-18 Aralık – Gizemli Dişilik & YogANA Kampı, Aytepe Yaylası, İzmit

Nisan-Ekim – YogANA Kadınlar için Yoga Eğitmenliği Programı – 200 Saat

Mayıs-Temmuz – Pema ile Kadın Şifacılık Sertifika Programı 1. Modül

Eylül-Kasım – Pema ile Kadın Şifacılık Sertifika Programı 2. Modül

*Gülenay Pema’nın makale ve eğitimlerinden haberdar olmak için sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

 

Dolunay, Balık Burcu ve Yaralı Şifacı

Standard

chiron

Son bir haftadır Balık Dolunay’ı ve ay tutulması etkisindeyiz. Ay tutulmasının etkisi birkaç hafta daha devam edecek.

Bu Dolunay, astrolojide yaralı şifacı Kiron (Şiron, Chiron) etkisinde bize yaralarımızın içinden geçerek şifalanmanın birçoğumuz için elzem olduğunu hatırlatıyor.

Mistik Balık Burcu ise yaralar şifalanmadan mistik haller tecrübe edilemeyeceğini çok iyi biliyor.

Yoğun bir dişil enerji altındaki dolunayın teması yaralarınızın içinden geçerek şifalanmanızı bizzat kendi elinizle sağlamak.

Kendi kendinizin şifası olmak.

Bu konuya hem derslerimde hem de makalelerimde sıkça değiniyorum; yükselmek dönüşmek için gölgelerimiz dediğimiz yaralarımızı bulup, yüzleşip şifa için alan açmak elzem.

Hemen herkes kendi yaralarının az çok farkındadır. Bilinmeyen şey ise yaraların nasıl şifalanacağı.

Size ilk adım olarak yaralarınızdan korkmamanız gerektiğini söyleyebilirim.

Hangi yaralarınız var bakarak, alan açarak, zaman tanıyarak, su yüzüne çıkmalarına niyet ederek. İlk adım bu şekilde atılır.

İlk adımın atılmasıyla birlikte şifalanma sürecinde biraz daha ilerlemeye başlarız. Emin olun açılan yara, içinden geçildikçe şifalanacaktır. Tıpkı karanlığa tutulan ışığın orayı aydınlatması gibi, kendinize doğru yönelip, yaranızı sarma niyetiyle yola çıktığınız anda şifalanma başlar. Tam o anda…

Siz yaralarınızın içinde onları şifalandırmak için yoğun çaba verirken azılı güçler sarar çevrenizi. Bu azılı güçlerden en bilineni korkudur. Güçlüdür, evet, düşmanımızı tanımalıyız, ama yenilmez değildir.

Korku sık sık yoklar, ama her yokladığında yaramızı biraz daha şifalandırma şansımız da olur. Bu gizemin tam da merkez noktasıdır, burada başlar.

Korkuyla iş birliği yapan zihin kafa karıştırır, şüphe duyar, cesaret kırar, karalar. Zihnin işi budur. Sizi varoluşsal, dönülmez ve içinden çıkılmaz zannettiren yerlere götürür. Ve siz o yerleri gerçek sanarsınız, ama bu bir sanıdır, zemini olmayan. Her ne kadar zemini varmış gibi gözükse de sanı oluşunun en belirgin ispatı geçiciliğidir.

Sanıların ötesine geçmeye başladığınız, yaralarınızı sarmaya başladığınız yerdir.

Zihin elbet zorlar; gücünü, bildiği ve yönettiği yaralar üzerindeki kontrolünü kaybetmek istemez. Türlü kurnazlıklarla yaranızı şifalandırmaya değil, kaşıyıp salgın gibi büyümesi için sizi kandırır. Bazen başarılı da olur hani, zihin dediğimiz, ego dediğimiz, karanlık dediğimiz düşük benlik. Ancak bu bir zafer değildir, geçici bir geri çekilmedir. Güç toplamak için, bunu asla unutmayın. Zihin asla kalbi yenemez, geçici olarak kurnazlıklarla gücü elinde tutar gibi görünür ama asla kalbi yenemez.

Balık Dolunay’ında Kiron yaralarımızı şifalandırmak için gizemli kapıları bize açıyor, destek getiriyor. Tek şartı, dürüstçe ve cesurca yaralarını görmek ve şifalandırmak için niyet edip, adım atmak. Bu şekilde Yaralı Şifacı, güçlenmeye ve yükselmeye başlar.

Kalp, gözüpek, yaranın merkezine inmeye niyet yeniler.

Telaşsız ve huzurlu.

İteklemeden, akışında.

Zorlamadan ama azimli.

Dişil enerji ile; anlayışla, sebatle, şefkatle yaraları kucaklayarak.

Öfke çıkıyorsa, izin vererek ancak öfkeyi körüklemeden ya da birisine yöneltmeden. Tıpkı basınç azaltır gibi. Dökülecek gözyaşlarına izin vererek, üzgün olmaya izin vererek. Kırılgan olmayı kucaklayarak. Yorulduğunda, dinlenerek. Kendine annelik yaparak, şefkatle yaralarını şifalandırırsın.

Acelesiz, anlayışlı, aktif ve duru.

Hassasiyet kalbin yolcusunun en değerli erdemidir.

Hassasiyet, tevazudur, olmadan maneviyatta derinleşemezsin.

Ben bu mistik zamanı 15 öğrencimle doğa ananın kucağında, kadın kadına yaralarımızı paylaşıp, sessizliğin mistik dokusuyla nakşederek geçireceğim. Bir balık burcu olarak inziva için dolunay ve ay tutulmasını seçmem tesadüf değil elbet. Eşzamanlılıklar Yaradan’ın bizimle konuştuğu lisan. Ve sessiz olduğumuzda, kalbin sessizliğinde lisan gün yüzü gibi net ve açık olur.

Destek var, şefkat var, şifa var, huzur var…

Hiç bir zaman yanlız değiliz… Yanlızlık bir yanılsama…

Sevgilerimle,

Gülenay Pema

*Gülenay Pema’nın verdiği eğitim ve makalelerden haberdar olmak için sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

Güncel Eğitim Takvimi

 

Zor Zamanlarda Kalıcı Mutluluk

Standard

Gizemli Dişilik_Gülenay PemaZor zamanlarda kalıcı mutluluk, iki şey aşikar zor zamanlarda, karanlık zamanlarda olduğumuz ve insanoğlunun her daim kalıcı mutluluğu aradığı. İçinde bulunduğumuz ve Hintlilerin Kali Yuga adını verdikleri Karanlık Çağ’ın son evrelerindeyiz. Kaynaklarda bu süreçler zaman hesapları ile net olarak belirtiliyor ve son yıllarda üstatlar bizlere içinde bulunduğumuz dönemle ilgili bilgilendiriyor, dışarıda gördüğümüz karanlığın içerideki artan karanlığın bir yansıması olduğunu aktarıyorlardı. Bu zor sürece birden bire girmedik elbet, doğa adım adım ilerliyor. Doğa Ana’nın dengesi ise adım adım bozuldu, insanoğlu tarafından, karanlığı ile yüzleşmekten çekinen, bilemeyen, gerçek doğasını, doğanın bir parçası olduğunu unutan insanoğlu…

Sizlere olduğundan da karanlık bir tablo çizmek değil amacım ancak artık ‘polyannacılık’ devrinin de kendiliğinden kapandığını görüyoruz.

Yalanların en büyük ve acı dolu olanı insanın kendisine söylediği. Ve yalanın baş kumandanı illüzyon. Yani kişi kendine yalan söylediğinin bile farkında olmadığı hülyalı bir kişisel hikayede cebelleşiyor.

Ancak her zaman dediğimiz gibi karanlık tek başına var olamaz, karanlık aydınlığın olmamasıdır. Yıllardır blogumdan bu konu üzerine makaleler yazıyor, eğitimler veriyorum. Ve kendi karanlığı ile yüzleşip, ışıkla arındıranların kalıcı mutluluğa, dolayısıyla şifaya ve berekete ulaştıklarını görüyorum.

Sonuç itibari ile bu öğretiler ebedi öğretiler, senin benim kişisel gerçekliğimiz değil, hakikat tek ve bir.

Gerçek özüne doğru yürüdüğün yolda, desteklenirsin çünkü yaptığın şey dışardan nasıl gözükürse gözüksün eğer temelinde dürüstlük ve anlayış varsa seni hakikate er ya da geç ulaştıracaktır.

Verdiğim eğitimler son yıllarda bu karanlıkla yüzleşme üzerine odaklanıyor. Ve böyle olduğunda da gerçekten zor badireler atlatılıyor. Esasen zor diyerek ürkütmek istemem çünkü zorluk dahi insan yaratımı. Bir şeye, kişiye ya da olaya bağınız ne kadar güçlü ise acı da o kadar güçlü olur. Bu dünyada her şey geçicilik kanununa tabi. Gün gelir, en sevdiğinize olan bağınız dahi test edilir, buradaki gizli hakikati ise ancak bu yolda karanlığı ile yüzleşme cesaretinde olanlar bir nebze hissedebilir.

Karanlık her ne kadar tek başına var olmasa da gücünü yadsımak aptallık olur. Öyle ki çalışmalarımda kendine dair fikirlerine sıkı sıkı bağlı olan kişiler çalışmadan kaçma eğiliminde, ya da benden nefret etme 🙂 Yaptığım iş tıpkı arı kovanına çomak sokmaya benziyor bazen. Çomağı soktuğunda kızgın arılar üstüne öldüresiye geliyorlar, ve eğer arı sokmasına alerjin varsa ölürsün. İş bu kadar ciddi. Ben eğitimlerimde hakikatin yolunda mertebelere ulaşmış üstatlardan öğrendiğim ve faydasını gördüğüm teknikleri tatbik ederken yani bir nevi karanlıkla savaşırken, ‘polyanna’ yengeç gibi yan yan kaçmaya başlıyor ve çaktırmadan alandan kayboluyor. Çünkü ego yok olmak istemez. O kadar yıl emek vermişsin kişisel gelişimle büyüttüğün kimliği gelmiş birileri test ediyor, olacak iş mi? Bazen katılımcılar çalışmalara herkesi, tüm dünyanın insanları çok sevdiklerini, kimseye nefret beslemediklerini hiç öfkeleri kıskançlıkları olmadıklarını söyleyerek başlar, çalışma derinleştikçe, dürüstlük açığa çıktıkça en yakınları ile kavgalı olduğu açığa çıkar aynı kişilerin. Şimdi bu dışardan çok kolay görülebilen bir şeyken ‘iyi insan’, ‘mutlu insan’, ‘herkesle hoş’ insan maskesine sıkı sıkı tutunan bir kişi için işkencedir.

Oysa yapılan işkence kişinin kendi kendine yaptığı. Biz işkenceyi gösteren işaretiz. Sevginin nasıl unutulduğunu, üzeri sahteliklerle örtülen geçici mutluluk ve yüzeysel samimiyetleri gösteren yolcuyuz.

Güzel haber ise karanlık çağın içinde kendine has bir aydınlık çağının olduğu. Yukarda bahsettiğim eğitimlerime gelen ender ‘polyanna’ların da boş dönmediklerini biliyorum. Amaç kendileri ile yüzleşmek ve kalpte buluşmaksa bunu herkes ruhunun çizgisinde yapıyor. Aksi düşünülemez, tek bir yaprak bile tesadüfen düşmez. Her şey tam da olması gerektiği gibi gerçekleşir.

Kalbim ve dualarım beni tanıyan tanımayan herkesin kalbinin sevgiye açılması için.

Gelelim daha da güzel haberlere, bu yazı dört harika kamp ile tamamladık. Harika dönüşümler, dostluklar, yüzleşmeler ve aydınlanmalar gerçekleşti. Devam eden Gizemli Dişilik Eğitmenlik Programı verdiğim teknikleri uygulayan adaylar için gittikçe derinleşiyor bayramda üçüncü kamp için hazırlanıyoruz. Eylül sonunda yeni bir Gizemli Dişilik Eğitmenlik Programı‘na başlıyoruz. Kimileriniz üzülecek belki ama bu vereceğim son Gizemli Dişilik Eğitmenlik Programı olacak. YogANA Kadınlar için Eğitmenlik Programı ise Ekim sonunda başlıyor, kayıtlar aylar öncesinden doldu otelde ufak bir tadilat yapıp son bir kişilik kontenjan açtım, katılmak isteyen varsa hemen yazsın. Bir güzel birliktelik de bu hafta sonu olacak Gizemli Dişilik Festivali kadınlara özel ilk festival. İstanbul’a iki saat uzaklıktaki bir yaylada buluşacağız. Detaylar web sitesinde. İstanbul’da da eğitimler devam ediyor. GD1, GD2 ve Gizemli Dişilik 3 eğitimlerini hafta sonları Etiler’de veriyoruz. Ve tabi her yıl olduğu gibi bu yıl da inziva için öğrencilerimle Hindistan’da olacağız

Daha verecek bir çok yeni ve güzel haberler var; bitkisel şifalanma için özel üretimimiz Arıkuşu Botanik ve Arıkuşu Ekolojik Çiftlik & İnziva Merkezimiz gibi ancak burada daha fazla lafı uzatmak istemiyorum.

Gizemli Dişilik Eğitimleri’ni tecrübe etmek isteyenleri festivale bekliyorum, hem bu kadar eğitimi bir arada bulamazsınız hem de çok hesaplıya geliyor. Kayıt için: festival@gizemlidisilik.com

Bir sonraki makalemde Zor Zamanlarda Kalıcı Mutluluk için teknikler vereceğim.

Herkesin kalbinin sevgiye ve huzura açılması niyetiyle,

Sevgilerimle,

Gülenay Pema

Yaklaşmakta Olan Eğitimler

*Gülenay Pema’nın verdiği eğitim ve makalelerden haberdar olmak istiyorsanız sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Edin’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

 

 

Neptün Geri Çekiliyor… Sırlar Açığa Çıkıyor.

Standard

astroloji dolunay

Bu haftasonuna bir Perşembe gününden, dağda Gizemli Dişilik Eğitmenlik Programı’nın ilk kampına başladık. Altı ay sürecek bu yolculuk tam zamanında başladı ve dönüşüm için oldukça verimli süreçte devam edecek.

Gökyüzü ve toprak anadaki değişimlerle paralel ilerlemek kadar aidiyet hissettiren bir duygu yok herhalde. Varoluşla akmak, hislerinle, kalbinin sesiyle yaşamak…

Gün dönümünü muazzam bir dolunayla birlikte karşılıyoruz. Sadece bununla kalmıyor Neptün de gerilemeye başladı ve retrodaki Satürn’le sert bir kesişimde.

Peki bunlar ne manaya geliyor?

Gün dönümü, toprak anamız ve üzerindeki canlılar için döngüsel bir süreci ifade ediyor. Yazın ışığının artması, içimizdeki aydınlığın artışını temsil ediyor.

Dolunay ile Güneş’in birlikte yaydığı ışık, hepimizin yolunu aydınlatıyor!

Ancak, karanlık bir odada uyuyanlara bu kadar ışık tutarsan rahatsız olup, irite olabilirler. Bu kadar ışıkla yaşamak her yiğidin harcı değil. Neden? Çünkü ışık gelince karanlığı aydınlatır ve mahsenlerde saklananlar açığa çıkar. Ve evin sahibi bu açığa çıkanlarla baş etmek zorunda kalır. Şimdiye kadar gizli, saklı, unutulmuş, yok sayılmış karanlık şeyler açığa çıkınca bunları sahiplenmek ve tekrar gömmeden şifalandırabilmek cesaret ister.

Cesaret ister çünkü önce bu mahsenlerin ve içindeki muhteviyatın sana ait olduğu gerçeğini kabul etmen gerekir. Ve bu karanlık bazen yüzleşilmesi çok zor şeyleri içerir. Ve tekrar gömmek isteriz. Ancak eğer böyle yaparsak, bastırıp karanlığı daha da güçlendiririz. Ve bir gün hiç beklemediğiniz bir anda tekrar sızar çatlaklardan bazen sel olur alır götürür tüm mutluluğunuzu.

Tamamını okumak için tıklayın.

Gülenay Pema

*Gülenay Pema’nın verdiği eğitimler ve makalelerden haberdar olmak istiyorsanız sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

Harika Sabahlara Uyanmak İçin…

Standard

gulenay pemajiGüne nasıl başlıyorsunuz? Kahvaltı etmemiş, yarı uyanık halde evden apar topar çıkana kadar alarmın ertele düğmesine mi basıyorsunuz? Yoksa yatakta yatıp telefonunuzla epostalara göz gezdirip gün içerisinde sizi nelerin beklediğiyle ilgili strese mi girmeye başlıyorsunuz? Sabah rutininiz veya onun yokluğu gününüzün kalan kısmını oldukça etkileyebilir.

Güne gergin, aç ya da fazla kafein almış olarak başlarsanız çalışırken ya da diğer herhangi bir planınızı gerçekleştirirken en iyi performansınızı sergileyemeyeceğinizi muhtemelen gayet iyi biliyorsunuz. Ancak sadece bununla da kalmıyor kendinizi aynı zamanda kaçınılmaz olarak hormonel dengesizlik yaratan yükselmiş kan şekeri ve kortizol yüklemesine de hazırlamış oluyor ve kendinizi adet öncesi sendromu, adet düzensizliği, sancı, şişkinlik, akne ve daha birçok belirtiye açmış oluyorsunuz. Güne nasıl başladığınız, bu anlamda tüm ayınızı da etkiliyor. Bir kötü sabah bile adet döngünüz için felaket anlamına gelebilir.

Yoğun güne kendinizi hazırladığınızda sabahlar huzur dolu, kendinize ayırdığınız kutsal anlar olabilir.

Her zaman duyduğumuz bir şey vardır; bazı insanlar sabah insanıdır bazılarıysa sabahlardan nefret eder. Bunun ne kadar iyi uyuduğunuzla da ilgisi var. Günü başında enerjik ve pozitif hissetmek elbette yeterince dinlenmiş olmanızla çok ilgili. Ancak her şey bundan ibaret değil. İyi dinlenilmiş bir geceyi aceleci ve telaşlı bir sabahla ziyan edebilirsiniz de. Hani şu ofiste dingince süzülen, işleri halleden sonra akşam olunca gerekeni yapmış, tatmin olmuş ve rahat bir şekilde evine dönen kadınlar vardır ya? Onlar muhtemelen bu sabah olayını çözmüşlerdir.

Sabah rutininizi değiştirmek mutluluğa, hormonel sağlık sorunlarınızın tedavisine ve mükemmel adet dönemleri geçirmenize giden yolda ilk adım olabilir. Sabahlar konusunda ustalaşmak, bir tür temel yaşam becerisidir. Hatta iyi bir sabah rutininin, hayatınızı değiştirebileceğini söyleyecek kadar bile ileri giderim!

Birden fazla sabah rutinim olabilir mi?

Benim her gün için aynı sabah rutinim yok. Elbette hayır. Her gün aynı fiziksel, zihinsel ya da duygusal durumda olmazsınız. Bir kadınsınız ve gayet döngüselsiniz. Sabahlarınızdan en fazla düzeyde fayda sağlamak için döngünüze göre hareket etmeli ve her zaman iyi hissettirmeyebilecek katı bir planı zorlamaya çalışmamalısınız. Sabah rutininizi hormonel döngünüze uyacak şekilde değiştirmek, normal bir sabah rutinini alıp onda modern kadınlığın gereklerine göre büyük bir değişim yapmaktır. Bu ayrıca bir rutine bağlı kalmayı çok daha kolay hale getiriyor çünkü günün rutini sabah kalktığınızdaki hislerinizle uyumlu olmalıdır. Ayrıca sabah rutininize dair döngüsel farkındalığınızın olması size hemen takip edeceğiniz bir taslak sağlar.

Bu şu demek oluyor ki benim aylık döngümün ilk yarısı için bir sabah rutinim, diğer yarısı için de başka bir rutinim var. Bu kadar basit ama bir o kadar etkili.

Devamını okumak için tıklayın.

Regl öncesi sendromu tarihe karışıyor…

Standard

indexNe düşündüğünüzü biliyorum; “regl öncesi sendromunu önlemek mi? Bu imkansız!” Hepimiz regl öncesi sendromunun dişi olmanın kaçınılmaz bir parçası olduğuna inanılan bir kadınlığa yetiştiriliyoruz. Sonra da birçoğumuz bunu deneyimliyor ve doğru olduğuna inanıyoruz. Her ay birkaç günlüğüne, bir haftalığına belki de daha uzun bir süreliğine huysuz, sinirli, moralsiz, gergin, özgüvensiz, sıkıntılı, aynı zamanda şiş, kurt gibi aç, tatlı krizi geçiren ve yüzünü sivilce basan biri olmayı öylece kabulleniyoruz!

Bunun neresi normal?

Aslında hiç de normal değil. Hiçbir kadın regl öncesi sendromu sıkıntısı çekmemeli ve çekmesi gerekmiyor.

Söyleyecek tek bir mesajım olsa o da şu olurdu: Hiçbir kadın regl öncesi sendromu normal değil.

Regl öncesi sendromunu tamamen doğal bir şekilde önleyebiliriz. Bu konuya semptomları yok etmek değil de kökünden çözmek isteyerek yaklaşan uzmanlar ve kendi tecrübem, regl öncesi sendromunun, hormonel dengesizlik belirtisi olduğunu söylüyor. Ve işin güzel yanı, hayatımızı sömüren bu dengesizliğin düzeltilebilir olması. Bu dengesizlik genellikle fazla östrojenden ya da östrojen baskınlığından kaynaklanır ve düşük projesteron seviyeleriyle birlikte görülür.

Peki çok zor mu bu dengesizliği tekrar doğal dengesine çevirmek? Tabi ki değil.

Biz Gizemli Dişilik eğitimlerinde olmayan bir şeyi ortaya çıkartmıyoruz, hali hazırda kadınlığımızın merkezinde, benliğimizde olanları hatırlamak için emek veriyoruz. Unuttuğumuz kadınlığımızı, neden ve nasıl unuttuğumuzu keşfederek hatırlıyoruz. Bu keşif ise bizi zenginleştiriyor. Kadın bedenimizle uyumlanıyoruz, her an yeni bir şey doğurabilme kapasitesini onurlandırıyoruz, anneannelerimizden kalan ve kanımızla aktarılan mirası keşfedip, çocuklarımızı, eşlerimizi, toplumumuzu besliyoruz. Severek iletişim kurmayı, uzlaşmayı, yaraları sarmayı öğreniyoruz. Kendimizi anladıkça diğer kız kardeşlerimizi anlıyor onlara kucak açıyoruz.

Ayırmadan, bir araya geliyoruz. Şifalanıyoruz, şifa yayıyoruz.

Regl öncesi sendromunuzu dengeleyerek yaşamınızda bir çok yeri de uyumlamış olduğunuzu göreceksiniz. Gereksiz engeller kalktığında yolun aslında ne kadar güzel ve keyifli olduğunu fark edeceksiniz. O zaman da yaşamı kutlamak ve düştüğünüzde hemen  kalkabilecek enerji ve hevese sahip olacaksınız.

Regl öncesi sendromunuz için ilk ve en önemli yapılacak iş doğru sabah rutinini uygulamak. Sabah saatleri bazı hormonların en aktif olduğu saatler ve beden sıvıları hareketlendiğinde bünyenize tazelik getirerek dengelenme için zemin oluşturacak.

Bunu iyi uyuyarak, hayattan aldığınız zevki artırarak, hormonel kaymaları destekleyecek beslenme şekli uygulayarak yapabilir ve bedeninizin hormonları en iyi ve en sağlıklı şekilde yaratıp, işleyip elimine etmesine yardımcı olabilirsiniz.

Ben ne yiyeceğimi aylık döngümün neresinde olduğuma bakarak seçiyorum. Bunu yaparak regl sendromunu aşmayı başardım. Bu tür bir yaşam protokolü sadece regl sancılarımı tedavi etmedi, kilomu düzenlemeyi ve sivilcelerden kurtulmamı sağlarken bir yandan da regl sendromundan kurtulmamı sağladı. Şaka yapmıyorum, hatta dolunayların üzerinizdeki etkilerinin dahi değiştiğini ve dişil enerjiyi nasıl daha verimli kullandığınızı göreceksiniz.

Erkekler “ayın o döneminde” kavga ettiklerini ve eşlerine hiç bulaşmamaları gerektiğini hissettiklerini anlatırlar. Benim eşim ise regl sendromu yaşamadığımı memnuniyetle söyler. Bazı kadınlar bunun mümkün olduğuna inanamazlar ama mümkün. Ve burada iş inançlarımızı gözden geçirmekle başlar.

 

Regl sendromunu önleyen en iyi yiyecekler:

 

  1. Nohut – projesteron üretimine yardımcı olan harika bir B6 kaynağıdır. Aylık döngünüzün ikinci yarısında projesteron seviyeniz düşükse hem stres hem de diğer regl sorunlarını yaşabilirsiniz. Düşük B6 seviyesi östrojen baskınlığını yani kanınızda yetersiz projesteron ve fazla östrojen olması durumunu daha belirgin kılabilir.

 

  1. Lahana ve yapraklı yeşiller – tüm brassica ailesi yeşillikleri özellikle lahana içinde güçlü bir hormon dengeleyici olan indol-3 karbinol bulundurur. Bu bileşen östrojen metabolizmasını destekler, bu da fazla östrojeni atmamızı ve östrojen baskınlığının önlenmesini sağlar.

 

  1. Kefirli hindistan cevizi yağı – kefirde canlı kültür formunda probiyotikler hindistan cevizi yağında da bolca sağlıklı yağ var. Bunların ikisi de ruh hali sabitleyici ve regl öncesi aşermelerini önlüyor.

 

  1. Tatlı patates – sadece tatlı ihtiyacınızı karşılamakla kalmıyorlar (fırınlanmış tatlı patatesleri biraz bala bulayıp üzerine ceviz kırabilirsiniz) aynı zamanda A vitamini bakımından zengin oldukları için karaciğerinizin fazla östrojeni kırmasına, kan şekeri seviyenizi ve ruh halinizi dengelemenize de yardımcı olurlar.

 

  1. Süt ürünlerini kesmek – süt ve süt ürünlerini regl öncesi ve regl süresince kesmenin faydalarını hem kendi tecrübem hem de son zamanda yapılan detaylı araştırmalarda gördüm. Sütün içindeki hormonlar ve bazı aktif bileşimler kadın döngüsündeki hormonlarla uyumlu olmayabiliyor.

 

Bedeninizin gerçekte nasıl çalıştığına dair doğru bilgilere sahip olduğunuzda gerçekten işe yarayan sağlık seçimleri yapmaya başlayabilirsiniz!

 

Bunu yapabilirsiniz, bedeninizin bilimi sizin yanınızda!

Sevgilerimle,

Gülenay Pema

 

Yaklaşmakta olan eğitimler:

Vipassana Meditasyon İnzivası29 Nisan – 1 Mayıs, Aytepe İzmit (1 kişilik yer)

Gizemli Dişilik 1 - İki saat - 11 Mayıs, Şişli

Gizemli Dişilik Eğitmenlik Prog. 130 Saat – 16 Haziran-Aralık, Aytepe, İzmit

Gizemli Dişilik Kampı23-26 Haziran, Yediburunlar, Fethiye

Mistik Tanrıça Ritüeli - 18-21 Ağustos, Yediburunlar, Fethiye (kontenjan dolu)

YogANA Eğitmenlik Prog. 200 saat – Aralık- Haziran 2017, Aytepe, İzmit

Eğitim detayları için: www.gizemlidisilik.com

 

*Gülenay Pema’nın verdiği eğitimler ve makalelerden haberdar olmak için sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

 

 

 

 

 

*Bu sitede verilen bilgiler kişisel tecrübeye ve araştırmalara dayalıdır. Herhangi bir tıbbı tedavi öngörüsü ya da tavsiyesi taşımamaktadır. Bu sitede yer alan yazılar, görseller ve videolar bir hastalığın tanısı ve tedavisi için öneri niteliği taşımamaktadır. Yaşamış olduğunuz sağlık sorunu için öncelikle doktorunuza başvurunuz.