
Şifa yolculuğunda bazen ne kadar çok eğitim, ders, inziva, teknik uygulasanız da bazı kalıplar, duygular bir türlü değişmez.
Değişir gibi gelir, ama farklı bir formda tekrar gelir.
Kendini korumak için kaçak kalıpları geliştiririz ve bunların hiç farkına varmayız.
Örneğin, sürekli kendini haklı hissedebilmek için, öfkeli ve inatçı olursun. Çünkü bu öfke ve inat sana bir güç hissi verir. Bu şekilde kendini haklı ve mesafeli tutar, başkalarını dışlarsın.
Bu kibirin bir türüdür elbet ancak asıl zarar bu şekilde ‘sahte’ bir güç alanında kalarak kaçış modunda, yaşamın sana öğreteceklerini erteme modunda kalırsın.
Öfke ve inattan gelen geçici koruma ve sahte güçte kalarak seni olgunlaşmaya götürecek tecrübelerden uzak durur, çocuk modunda aynı şeyleri tekrar ettirip durursun.
Tekrar tekrar bu şekilde davranarak sinir sisteminde ve beyninde bu kalıba denk gelen nöral ağlar kurarsın. Ve durum otomatikleşir, seninle bütünleşir.
Zihinsel olarak ne yaptığını görsen de, duygu ve beden bu kalıplara sıkı sıkı sinir sistemi ve duyular üzerinden bağlı olduğu için çıkamaz, aynı ani tepkileri, pişmanlık duyacağın söz ve davranışları sergilersin.
Sonra da tüm bunların ağırlığı ile kendine, başkalarına ceza verip öfke ve inatla içe kapanırsın.
Bu kalıp bu kısır döngüde sürer gider.
Ve evren sana hep bu hikayenin farklı fazlarını gösteren tecrübeler yaşatır.
Ta ki sen, artık yeter diyerek, ciddiyet ve dürüstlükle öz-sorumluluğunu alıncaya kadar.
