Kış’ın Nimetleri

Kış yavaştan etkisini göstermeye başladı Ege’nin bu taraflarında.

Sobada yanan odunun kokusu, sesi ve ısısı farklı bir huzur veriyor insana. Dutlar ve narlar yaprakları hızla dökülüp, toprağı örtüp, köke çekilip, kışa hazırlanıyorlar.

Doğadaki dönüşümün en belirgin anları mevsim geçişleri. Metamorfozu gözler önüne seriyor, her şey değişiyor, değişmeyen tek şey değişimin kendisi.

Kış mevsimi, yavaşlamak, içe dönmek, sıcak dostlarla samimi muhabbetler, ağırdan almak, aktif geçen bir yılın değerlendirmesini yapmak, gereksizleri bırakmak, yeniye yer açmak, nekahat dönemi. Tüm doğa bunu yapıyor Kuzey Yarım Küre’de şu an.

Böylece bu saturları yazarken, yılın son eğitimi de tamamlanıyor ArıKuşu Retreat’te.

Dilekolay, 20’nin üzerinde inziva gerçekleştirdik bu yıl, 200’ün üzerinde kadınla birebir çalıştık, yol aldık, şifalandık.

Şimdi bir es veriyorum yine. Çalışma ve dinlenme dengesi benim için çok değerli. Eğitimlerim için her zaman tam ve bütün bir enerji ve halde olmayı niyetlerim ve bunun için olanaklarımı sağlarım. Keza şifa alanında aracı olmak tam, zinde, kalp bilinci açık ve temiz sağduyulu bir hal gerektirir.

Yeni eğitimlere Hindistan inzivam dönüşü, Mayıs ayında başlayacağım.

İkinci memleketim Hindistan’dan, kutsal Ganj’ın kıyılarından kalbimde uyanan öğretileri paylaşmaya devam edeceğim sevgiyi uyandırma yolunda.

Sevgiyi uyandırmak dediğimizde ne anlatılmak isteniyor? Sevginin dışarıdan gelmediği ipucunu veriyor bize.

Sevgi, kolayca sarf edilen bir kelime halini aldı. Oysa bu varoluşsal olgu, insanoğlu olarak anlamak ve yaşatmak için ömürler verdiğimiz, kutsal, engin, kapsayıcı, bensiz, şifalı devasa bir enerji.

Birçoğumuz biliyoruz ki ‘ben’ olduğu yerde nefs var. Ve nefs sadece kendi ihtiyaçlarını gözetir ve sadece kendisi için yaşar.

Öyle ise nefs varsa, sevgi yok diyebiliriz.

Nefsini bilen Allah’ı bilir sözüyle kastedilen de bu. Keza bilmediğimiz, bilinçaltı yönler bizi yönetir. İstemediğimiz olaylar ve durumların tekrar etmesinin nedeni henüz bilinç seviyesine çıkartmadığımız bu kalıplar.

Sevgi tecrübe etmeye başladığımızda, sevgi oluruz. Kimseye ait olmayan sevgi okyanusunda sadece sevgi oluruz.

Sahiplenmeden,

Beklentisiz,

Tatmin ile,

Engin,

Yeterli,

Hakettiğin hissinde,

Şükürdar,

Şifalı,

Dingin,

Coşkun,

Olan,

Kapsayan,

Mutmain

Sevgi okyanusunda olmadığında da nefs otomatik olarak devreye girer. Beklentiler, ötekileştirme, ayırma, kıyas, rekabet, yetersizlik, eksiklik, tatminsizlik gibi kıtlık olgularını getirir.

Sevgi olmak bir arınmadır, bırakmadır, dürüstlüktür, öz-sorumluluktur, adanmışlıktır, teslimiyettir, emektir.

Ve Sevgi tüm bunların hepsini kapsayacak devasa bir güçtür.

Sevgi kimseye ait olmadığı halde, herkesin içinde yer etmiş, ifadelerde, eylemlerde keşfedilmeyi beklemekte.

Kalbimizi her an daha da Sevgi’ye açabilmemiz niyetiyle…

Gülenay Pema

*Gülenay Pema’nın verdiği eğitimler ve yayınladığı makalelerden haberdar olmak istiyorsanız sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.