image(1)Tamamen sessizlik yani “mauna” içersinde gerçekleşen kurslarda, dış etkenlerden mümkün olduğunda yalıtılıp, içe dönmek amaçlanıyor.

İnziva mekanları doğa içersinde, meditasyonu destekleyecek atmosferde ve vejetaryen yemekler eşliğinde düzenleniyor.

Ne Zaman: 27-29 Mayıs 2016, 3 Gün, 2 Gece.

Nerede: Aytepe, İzmit. Kayıt ve otel hakkında bilgi almak için tıklayınız.

Kayıt: Katılımcı sayısı sınırlı olduğundan bir an önce kaydınızı yaptırmanız önerilir. Ön kayıt için buradaki formu doldurabilirsiniz.

Vipassana Tekniği Hakkında

Vipassana Meditasyon’u 5000 yıllık ezoterik yazıtlarda yer alan bir meditasyon tekniğidir. Vipassana kelime anlamıyla olanı olduğu gibi görmek manasına gelir. Gülenay Pema, görsel ve kinestetik olguları ön planda aldığı teknikte, özel titreşimlere sahip müziği, bilincin derin seviyelere taşınmasında etken araç olarak kullanır. İnzivanın ilerleyen sürecinde, kişisel-keşif uygulamaları ile derin bilgelik ve iç-görüye açılan bir ortam yaratılır.

Meditasyonun Amacı Nedir?

Meditasyonun amacı kişisel dönüşümdür.

Meditasyona başlamadan evvelki “ben” ile sonraki ben aynı değildir. Meditasyon sizi düşüncelerinizi, sözlerinizi ve eylemlerinizi derinden farkına varmanızı sağlayacak hassasiyete getirerek karakterinizi değiştirir.

Bencil düşünceler ve kibir buharlaşır. Zihin sakin ve dengeli olur. Ve yaşamınız kolay bir akış halini alır.

Meditasyon doğru şekilde yapıldığında sizi hayatın iniş çıkışlarına hazırlar. Gerginlik, korku ve endişe azalır. Huzursuzluk azalır ve tutkular ılımlı bir hale gelir.

Olaylar yerli yerine oturmaya başlar ve yaşamınız zorlu bir uğraş yerine kolay bir akış halini alır. Bunların hepsi ise kendimize ve dolayısıyla başkalarına anlayış ile olur.

Meditasyon, konsantrasyon ve düşünme gücünü keskinleştirir. Sonra, parça parça, bilinçaltının motifleri ve mekaniği daha net bir hale gelir. Objektif olan sezgi yetisi gelişir.

Düşünceler netleşir ve olayları olduğu gibi algılama durumu oluşur. Bulanık ve hayal ürünü olmayan, net ve berrak bir zeka açığa çıkar.

Akış:

Vipassana inzivası katılımcılara özlerine dönebilecekleri, öz-benliklerindeki sonsuz varlığı hatılayabilecekleri eşsiz bir ortam sunar.

İnzivanın 1/3’lik bölümü konsantrasyonu arttırmaya yönelik tekniklere ayrılmıştır. Konsantrasyon teknikleri arasında Budist konsantrasyon tekniklerinden Anapana ve esoterik çakra öğretileri, özel olarak seçilmiş, çakra titreşimlerini arttırmaya yarayan müzikler eşliğinde uygulanır.

Konaklamalı olarak 3 günlük tamamiyle sessizlik içersinde düzenlenen Vipassana Meditasyon kurslarında, kişinin dışarı ile izolasonu (Pratyahara) sağlanarak, konsantrasyon (Dharana) ve derin yoğuluk (Dhayana) halleri adım adım öğretilir ve bunları tecrübe edebilmesi için gerekli ortam yaratılır.

“Siz kişisel seçiminizle öğrenci olmazsınız; o bir kişisel iradeden çok, bir kader meselesidir. Öğretmenin kim olduğu önemli değildir – onlar hepsi sizin iyiliğinizi isterler. Önemli olan öğrencidir – onun dürüstlüğü, ciddiyeti ve içtenliği. Doğru mürit daima doğru mürşidi bulacaktır.” – Nisargadatta Maharaj

Eğitmen:

1998 yılından bu yana Nepal, Hindistan, İtalya ve Tayland’da yaşayarak, Vipassana Meditasyonu, Tibet Budist Felsefesi, Iyengar Yoga (Himalayan Iyengar Yoga Center) ve Agama Yoga geleneklerinde kişisel ve spiritüel gelişimini sürdüren Gülenay Pema Antep, 16 yıllık bu süreçte, öğretilerin merkezinde edindiği tecrübeleri ezoterik ve kaybolmaya yüz tutmuş, tekniklerin bir araya geldiği çeşitli eğitim programları ile paylaşıyor.

Altı yıl yaşadığı ve 2. vatanı olarak gördüğü Hindistan’da düzenli olarak Vipassana, Hridaya ve Tibet Budist Meditasyon kurslarına katıldı, gönüllü olarak çalıştı ve organizasyonlarında görev aldı. Bu süreçte en uzunu 17 gün olan 19 sessiz inzivaya katıldı ve onlarcasında gönüllü çalıştı.

İki ana geleneğin eşsiz hocalarından Sri Prem Baba ve Guruji Rajkumar rehberliğinde kanal olmakta ve Vipassana ve jnana yoga geleneğinin harmanladığı Vipassana Meditasyon İnzivaları ile daha derinlere inmeye hazır olanlara rehberlik yapmakta.

1.5 yıl yaşadığı ve dersler verdiği uluslararası yoga okullarından biri olan Agama Yoga Tayland’dan döndükten sonra Türkiye’nin çeşitli yerlerinde bir çok ders, inziva ve seminer düzenlemekte.

image(4)

Aynı zamanda Bütünsel Yaşam ve İlişki Rehberi olan Pema, kadınlara özel Gizemli Dişilik seminerleri düzenliyor, feminen ve maskülen doğanın tanımlanması ve dengelenmesine yönelik yoğun çalışmalar yapıyor, bireylere ve çiftlere dönüşüm yollarında rehber oluyor.

Yoga ve terapi alanlarındaki çalışmalarının yanında uzun yıllar yaşadığı Hindistan’ı yaklaşık 500 sayfalık Hindistan Rehberi ile Hindistan aşıkları ile paylaşıyor. Pema Organik Giyim ise ekolojik yaşam alanındaki çalışmalarından ilki.

Gülenay Pema Antep International Yoga Federation ve Yoga Alliance tarafından onaylı (500 saat) Yoga Teacher sertifikasına sahiptir. Lise ve yüksek öğrenimini Amerika’da yapan Pema, dijital iletişim alanında çok uluslu firmalarla çalışmıştır.
Kayıt ve detaylı bilgiler için aşağıdaki formu doldurabilirsiniz:

Katılımcılardan Yorumlar:

“Merhabalar Gülenay Hanım, 6-8 haziran tarihlerinde İzmit Aytepe yaylasındaki inziva çalışmanıza katıldım. Sizi tanımış olmaktan ve bu çalışmadan duyduğum memnuniyeti bildirmek öylesine içimden gelen bir duyguydu ki bunu sizinle paylaşmayı çok istedim. Her şey mükemmeldi. Ayakları yere basan, ilim ve bilimle bezenmiş, her hangi bir dine bağlı olmadan ama hepsini kucaklar bir şekilde sunulan bu öğretiniz kurs boyunca artan bir çalışma isteğine ve iç mutluluğuma neden oldu. Sanırım büyük bir güzelliğin küçücük bir damlasını bu yüreciğim tadabildi. Gönlünüze sağlık, emeklerinize sağlık. İyi ki varsınız. F.Ceyhan”

“Sessizlik, diyet ve diğer kuralların beni zorlayacağını düşünmüştüm ama tam tersi, bana çok iyi geldi. Herşeyi olduğu gibi kabul etme, şu An’da olma deneyimi beni daha mutlu bir hale getirdi ve farkındalığımı ve kendime ve zamanıma saygımı arttırdı. E.Vatansever ”

image(3)“İnziva öncesinde soru işaretleri vardı kafamda sonrasında netlik geldi. Mutluluk hissi arttı. Bir an bitmesini hiç istemedim hatta daha uzun da olsa kalabileceğimi anladım.” -M.Sarı

“Seslere , kokulara , alıp verdiğim nefese farkındalıgım arttı . 2 gundur yaptıgım meditasyonlarda kulagımdaki o sessizliğin sesi bile daha farklı daha sakin , sanki dunya daha yavas hareket ediyor , daha anlamlı . Olaylara yaklasımım değişti , olanı oldugu gibi görmek kolaylastı .Daha basit bir dille evren ile iletişimin değişti. – Ö. Çatuk”

“KESİNLİKLE KENDİMİ FARKLI HİSSETTİM. DAHA İYİ HİSSETTİM.DAHA ÖNCE ELE ALDIĞIM KONULARA FARKLI DUYGULARIMLARLA YAKLAŞTIM. KATILDIĞIM İÇİN VE SİZİNLE DENK GELDİĞİM İÇİN KENDİMİ ŞANSLI HİSSEDİYORUM. – E. Akçınar”

“Fiziksel olarak hissetiğim duyguların düşüncelerimde neyin sonucu olduklarına dair biraz daha bilgi sahibiyim. Kendimi olasılıklara daha açık hissediyorum, daha az endişeleniyorum. Daha bir çok şey var fakat çok kısaca bu şekilde özetleyebilirim. – A. Erdem”

 
World Teacher J. Krishnamurti "Ben Kimim?" sorgusu üzerine konuşuyor:

Inziva Programı:

Gün 1 Cuma:

– Öğleden önce otele giriş ve kayıt.

13:00-14:00 İnziva ile ilgili ön bilgilerin aktarımı. Ve “mauna” (salt sessizlik) başlangıcı.

14:00-14:45 Giriş Meditasyonu

14:45-15:00 Kısa Ara

15:00-15:45 Teori & Meditasyon

15:45-16:00 Kısa Ara

16:00-16:45 Meditasyon

16:45-17:00 Kısa Ara

17:00-17:45 Teori & Meditasyon

18:00-19:30 Akşam Yemeği (kurs kuralları gereği meyva tabağı)

19:30-21:00 Meditasyon & Soru/Cevap

image(2)Gün 2: Cumartesi

07:00-07:45 Teori & Meditasyon

07:45-08:00 Kısa Ara

08:00-08:45 Meditasyon

08:45-09:00 Kısa Ara

09:00-09:30 Meditasyon

09:30-10:30 Kahvaltı

10:30-11:30 Dinlenme

11:30-12:15 Meditasyon

12:15-16:00 Öğle Arası

16:00-16:45 Teori &Meditasyon

16:45-17:00 Kısa Ara

17:00-16:45 Meditasyon

16:45-17:00 Kısa Ara

17:00-17:45 Teori & Satsang

17:45-18:00 Kısa Ara

18:00-18:45 Meditasyon

18:45-20:00 Dinlenme ve Akşam Meyvesi

20:00-20:45 Meditasyon & Soru/Cevap & Satsang

Gün 3: Pazar

07:00-07:45 Teori & Meditasyon

07:45-08:00 Kısa Ara

08:00-08:45 Meditasyon

08:45-09:00 Kısa Ara

09:00-09:30 Meditasyon

09:30-10:30 Kahvaltı

10:30-11:30 Dinlenme

11:30-12:30 Meditasyon

12:30-12:45 Kısa Ara

12:45-13:30 Meditasyon

13:45-14:15 Meditasyon

14:30-15:00 Metta Meditasyonu

15:00-16:00 Öğle Arası

16:00 Inziva Sonu

 

Sessizlik

Sessiz olmak kolay birşey değil. Dışarda ve içerde buna engel teşgil eden birçok olgu var. Velhasıl gerçek sessizliğin tadına birkez varan, yerine başka hiçbirşey koyamaz. Bağımlı olur, tekrarı için çabalar.

Lakin bu öyle birşeydir ki istemekle, arzulamakla da gelmez insana, tam tersi, tüm arzuları, istekleri dipsiz bir kuyuya atıp, koyverince, özgür kalınca usul, usul gelir.

Çaktırmadan gelir, gelişini belli etmez, ama gidişi gün gibi açık olur.

Zira gittiğinde kalbinizi söküp almışlar, kolunuzu kesip atmışlar gibi eksik hissedersiniz. Sonra da “ne yaptım da geldi, ne yapmadım da kalmadı?” diye sorgulamaya başlarsınız. Ama nafile.

O, özgürlüğün kendisi olan sessizlik, sizden bağımsız, gelir, biraz kalır ve gider…

Geldiğinde “ben” kalmaz, olmaz, bir tek “sessizlik” olur. O yüzden de bilincinizi yitirmiş gibi olursunuz o süre içersinde, aynı zamanda da hiç olmadığınız kadar berraksınızdır.

“Sessizlik, şu anda, her anda, eğer içinde gerçekten var ise, ihtiyacın olanı getirir. İnanılacak birşey yoktur. Kendime inanmayı bıraktığımda, bu güzelliğe ulaştım. Sessizce otur, ve “Daha da sessiz ol” diyen sesi dinle. Öl ve sessiz ol. Sessizlik, öldüğünün kesin işaretidir. Eski hayatın ordan oraya koşuşturan, sessizlikten kaçan bir yaşamdı. Bu korku temmelli düşünce karmaşasından çık. Sessizlik içinde yaşa”. Mevlana

Ölüm kelimesi bile ürküttü değil mi? Oysa burada bu güzelik, sessizlik içinde ölüm gibi korkunç bir şeyin ne gibi yeri olabilir? Aslına bakarsanız dünyaya ilk geldiğimizde ağlayarak geliyoruz. Bu dünya ağlanacak bir dünya mıdır? Sonra her yılı ümütle bekleyip, doğum günlerinde mutlu oluyoruz, içimizde hep bir eksiklik hissiyatı olsa da, aslında bir yıl daha ölüme, ecele yaklaşmış olsak da, bunu kutluyoruz. Önce bu gerçeklikle ciddi bir çekilde yüzleşmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Ölüm nasıl bir anda geliyorsa, biz de her ana ölebiliriz.

İşte ancak her ana öldüğümüzde sessizlik yerini alır. Kimliğimize, alışkanlıklara, yargılamalara, olaylara, görünenleri sürekli tercüme etmelere, ölmek…

Sessizlik ölümden önce, yaşamdan önce, aşktan önce gerek. Eğer birisini seviyorsanız, aşıksanız o kişiyle, sessizce oturursunuz. Konuşarak, o özel anı kelimelerin kifayetsizliğiyle bozmak istemezsiniz. El ele tutuşup, o anın sessizliğini yaşarsınız. Eğer konuşup durursanız, o kişiyi yok sayıyorsunuz demektir, konuşup duruyorsanuz, aşk gerçekten o anda değil, orada yok demektir.

Eğer yaşamı seviyorsanız, konuşma da son bulur. Çünkü her an yaşamın kendisiyle öyle doludur ki, gevezeliğe yer kalmaz. Hayatın her anı size bir sel gibi coşkuyla akar, gevezelik, dedikodu orada barınamaz.

Her anı bütün olarak yaşadığınızda, zihin de sessizleşir.

Gülenay AntepYemek yerken, birşeyler içerken, hayat içinize giriyor, yemek olarak, su olarak. Susayıp da kana kana su içerken, hayatın serinliği içinize su olarak akarken nasıl konuşup durabilirsiniz ki? Susuzluğunuz yok olurken, bu yok oluşa tanık olun, sessizlik içersinde. Bütünüyle su olun, suya müteşekkir olun.

Sesizliği yaşamak için önemli birşey gerek, farkındalık.

Farkındalık iç sessizliğinizle sizi içiçe yapar. İç sessizliğinizle bağınızı kaybettiğinizde, kendinizle olan bağınızı kaybettiniz demektir. Kendinizle bağınızı kaybettiğinizde de dünyayla bağınızı kaybedersiniz.

Ne zaman etrafınızda dinginlik varsa, onu dinleyin. Farkına varın. Dikkatinizi ona verin. Dış dinginliği dinlemek yavaş yavaş içinizdeki sessizliğe uyanmanızı sağlar. Dinginlikle sessizliğe ulaşabilirsiniz.

Etraftaki sessizliği fark ettiğinizde ise, zihniniz düşüncelerden arınmış demektir, o an için. Farkındasınız ama düşünmüyorsunuz, tanımlama, yorumlama, düşünce yok.

An’dasınızdır. O an da. Binlerce yıllık kolektif insani şartlanmalardan çıkmış olursunuz.

Bir ağaca, çiçeğe, bitkiye bakın. Tüm farkındalığınızı onun üzerine bırakın. Ne kadar dinginler… Varlıklarına kök salmış, öylece duruyorlar, ne açmak, ne solmak, ne gitmek, ne de gelmek gibi bir dertleri, düşünceleri var.

Bırakın doğa size dinginliği öğretsin.

Bir ağaca tüm farkındalığınızla baktığınızda, siz de dinginliğin kendisi olursunuz. Derin bir bağ oluşur aranızda. Bu dinginlikle herşeyle birlik olursunuz. Birliğinizi hissetmek, gerçek sevginin, aşkın ta kendisidir.

Dışarıda gürültü olsa bile, eğer gerçekten sessizlik içinde, sessizlikle bir iseniz, gürültünün altındaki sessizliğin farkındasınızdır. Gürültü bu sessizlik zemininde oluşur. Tıpkı müzikde de olduğu gibi. Sessizlik olmazsa müzik de olmaz.

Bu sessizlik, farkındalık yaşamınızın zemini olduğunda, duyularınız, düşünceleriniz herşey objektif, yargılamayan, tanımlamayan farkındalıkla izlenir.

Herhangi bir rahatsız edici ses bile sessizliğe yardımcı olur. Nasıl mı? Gürültüye olan tepkinizi, şartlanmanızı bıraktığınızda. Gürültüyü olduğu gibi kabullendiğinizde… İşte o zaman, bu tepki bırakılınca, yerine iç huzur, dinginlik gelir. Çünkü herşeyin özünde sessizlik, dinginlik, huzur vardır.

Her ne zaman anı olduğu gibi, her nasılsa o şekilde, tanımlamadan kabullendiğinizde, o ana teslim olduğunuzda, dinginsinizdir, sessizliksinizdir.

Düşüncelerinizin geçişine dikkat edin, satırların arasınının, nefes alış ve veriş arasındaki salisenin, muhabbet sırasında kelimelerin arasındaki boşluğun, piyanonun tuşlarının arasının, müziğin notaları arasındaki es’in farkında olun.

Tüm bunların farkında olduğunuzda “birşeylerin farkındalığı”, yanlızca farkındalık olur. Derinlerinizden yalın, saf bir bilinç kendini gösterir, şekil ve tanımlamanın dışında.

Gerçek zeka, kreatif fikirler, çözümler bu sessizlik içinde oluşur.

Tüm yaşamın özü sessizliktir.

Peki gerçek sessizlik ve sahte sessizlik arasındaki fark nedir? Sahte sessizlik her zaman zorlanmış olandır, belirli bir efor, çabayla ulaşılır. Spontane değildir, size kendiliğinden “olmamıştır”. Siz yapmışsınızdır. Sessizce oturuyosuzdur ama içiniz huzursuzdur. Bastırırsınız ve o zaman da gülemezsiniz. Üzgün olursunuz çünkü gülmek tehlikeli olur. Gülerseniz bu sessizliği kaybedersiniz. Gülmek bastırılmışlığı bozar. Gülerseniz herşey açığa çıkar. İşte eğer böyle bir durumdaysanız hem sessiz, huzurlu olup hem de gülemiyorsanız, bu gerçek, içsel sessizlik değil, sahte sessizliktir. Korku vardır ve korku küçük benliğe aittir.

Gerçek sessizliği hiçbirşey bozamaz. Herşey gelişmesini sağlar.

Sessizliğin genel anlamını, varlığını anlattıktan sonra, nerelerde bu sessizliğin farkına varabiliriz, onu sıralamak istiyorum. Biraz daha kolaylamak için bu konuyu.

Kelimelerin Sessizliği: İletişim sırasında kullandığımız kelimeler eğer kalbimizin derinlerinden, iç sessizlikten gelmiyorsa, tesiri de bir o kadar geçici, uçucu olur. İç sessizlikten gelen kelimeler, karşımızdaki insanın derinlerine işler. Bu şekilde sözlerimiz altın olur, kalıcı olur.

Hareketlerin Sessizliği: Yapacak çok şey var, ve biz hepsini aynı anda yapmak istiyoruz. Sessizlik içinde olduğumuzda bizim için gerekli olanı ayırdedebilme yetisine sahip oluruz. Bize enerji ve zaman kaybettirecek şeylerle gereksiz yere meşgul olmayız. Motivasyonumuzu doğru hareketlere, olaylara yönlendiririz. Yarı istekli işlere girişmeyiz. Sessizlik denizinde, varlığımızın dalgalarında surf yaparızJ

Hayallerin Sessizliği: Yaşadığımız modern, tüketim dünyası, reklamlar, filmler bize sürekli ne hayal etmemiz gerektiğini söylüyor. Rüyalarımızı bize anlatıyorlar, henüz görmediğimiz rüyalarımızı. Oysa ki bu tür hayallerin zemininde materyalizm ve geçicilik var. İnsanın ruhuna kalbine değil de cebindekine hitap ediyorlar. Sessizliğin içinde hayallerimizi keşfetmek, bizi yaşamın gerçekliğine taşır. Gerçek değer yargılarımıza bağlar. Günlük yaşama getirir, kaçışlardan uzak. İşte o zaman da gerçek kreativite ile hayal kurup, bu hayallere ulaşmak için gerekenleri de fark ederiz.

Hafızanın Sessizliği: Yaşamsal aktiviteler için hafıza elbette gerekli. Ancak yıllar boyunca biriktirdiklerimiz, onların hangileri gerçekten gerekli? Geçmişimiz, şimdiki zaman ve geleceğimiz hafızamızda kayıtlı. Gerekli olanı alıp, gereksizleri bırakmak, bu bilgi dağında boğuşmamak, hafızanın sessizliğine bırakmak kendimizi…

Varlıkların Sessizliği: Birisini gördüğünüzde hemen o anda o kişi ile daha önce olan münasebetinizden oluşmuş bir imaj aklınıza gelir. Aradan yıllar geçmiş bu insan bambaşka biri olmuş olabilir. Ki bazen yıllar bile geçmesi gerekmez, o kişi sizin ona giydirdiğiniz imajdan daha farklı birisi olmuş olabilir, ki gerçekte de bu böyledir. İşte kafamızdaki bu film ve seneryoları bırakmalı, sessizlik içinden çevremizdekilere bakabilmeliyiz.

Kalbin, Hislerin Sessizliği: Kalp farklı hislerin yer aldığı yer… Sevginin kaynağı. Kalpteki sessizlik, buradaki hislerin saflaşmasını, sevgi alış verişinin kolayca akmasını sağlar. Gereksiz bağlılıklardan arındırır. Kalbin sessizliği hayata güveni getirir. Güven de hayata başlı başına farklı bir anlam verir.

Sekizyüzyıl önce Mevlana’nın dediği gibi;

“Yüce bir sessizlik beni alır götürür,

Merak ederim de, neden lisan kullanmayı düşünmüşüm ki?”

Gülenay Pema Antep

One response »

  1. Merhaba sizin sitenizi ilk defa inceledim ve cok etkilendim uzun zamandir kisisel gelisim ile ilgili kucuk atolye calismalarina katiliyorum kitaplar okuyorum ve olumlamalar yapiyorum cd ler dinliyorum. İnziva programini yeni duydum ve cok ilginc geldi. Acaba bir sonraki inziva programi ne zaman yapilacak bu konu hakkinda sizden bilgi rica ediyor iyi calismalar diliyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s