Tag Archives: Meditasyon

Ay & Kadın Arasındaki Gizem

Standard

gulenay pemaAy dönümünün son 3 günü hayatınızda değiştirmek ve temizlemek istediğiniz ne varsa bunların gitmesine izin verme zamanıdır.

Eski zamanlarda ay tanrıça olarak nitelendirilirdi ve ayın her aşaması, hilal, dolunay ve karanlık ayın kadının hayatının üç aşamasına karşılık geldiği söylenirdi; kız, anne ve yaşlı kadın.

Ay, kadın kendini bildiğinden beri içindeki güç ile ilişkilendirilir ama ayın gücüyle bağlantı kurmak için kadın olmanız gerekmiyor elbette. Ancak kadınların aylık regl döngüsü ile ayın döngüleri arasında gizemli bir bağ vardır.

Yaşlılık dönemiyle ilişkilendirilen karanlık ay her ay dönümünün son 3 aşaması sırasında gökyüzünde belirir. İnsan gözüyle görülemez ama yeni bir gün dönümü başlayana ve yeni ay belirlemeye hazır olana kadar karanlık ay gökyüzünde hüküm sürer. “Ölü ay” olarak da adlandırılan karanlık ay, aslında ölümü temsil etmez. Fakat hayatı zenginleştiren bitişlerin ve yeni başlangıçların zamanıdır.

Karanlık ay ortaya çıktığında gereksiz duygusal yüklerimizi bırakmamız ve bize artık hizmet etmeyen veya hayatımıza değer katmayan fikir ve kişilerden kendimizi özgürleştirmemiz daha kolay hale gelir. Bu, yeni olana yer açmak için kendimizde temizlik yapma zamanıdır. Birçok insan için karanlık ay dinlenme, iç-gözlem yapma ve enerji depolama zamanıdır. Güçlü, şifalı rüyaların karanlık ay döneminde gerçekleştiği bilinir. Karanlık ay döneminde meditasyon yapma, içgüdüsel yeteneklerinizi keşfetme, geçmiş anıları hatırlama veya ruhunuzun derinliklerine inme isteğinin arttığını fark edebilirsiniz.

Devamını okumak için tıklayın.

*Gülenay Pema’nın verdiği eğitimler ve yayınladığı makalelerden haberdar olmak istiyorsanız sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

Gülenay Pema Güncel Eğitim Programı

Yaşamın Amacı

Standard

yaşam amacı gülenay pema

Hayatın amacı nedir? Amacınız nedir?

Klişe olduğu kadar önemli bir konu. Birçok kişiye ilham verdiği kadar uğraştırmış, başarılı olduğu alanlarda dahi kalbinin tatmin olmadığını hissedip arayışı sürdürmeye devam ettiği bir konu.

Çoğu zaman hayatın amacından bir “şey” olarak, uğrunda yaşamamız gereken bir ideal, netleştirmemiz gereken bir tanım olarak söz ederiz. Onu bulduğumuzda ise onu yaşamaya koyulabiliriz.

Ben onu bir “şeyolarak görmüyorum. Bir “şey” olsa bulunabilirdi. Bir kaya parçası ya da bir köy gibi. O içinizden açığa çıkan ve onu sizin dışınızdaki dünyaya vermenizi isteyen bir karşılaşma, bir duruş, bir potansiyel.

Yaşam amacımız, büyük yaradılış oyunundaki rolümüz…

Amacınız, büyük hayat tiyatrosundaki rolünüzü yerine getirmek.

Ve bu rol önceden yazılmış değil.

Yüce Yönetmen, performansınızı yargılamayacak. Konuşan bir robot gibi tekrarlamanız gereken replikleriniz yok. Uymanız gereken doğru bir senaryo da yok.

Ama bu demek değil ki yaşam belirsiz. Esasen rolünüz yazılmış olmasa da bir şekli var, yani yol yordam doğduğunuz anda sizinle. Buna potansiyel yetenek diyoruz.

Size bir isim ve bir yaradılış verilmiş. Bir tat ve his verilmiş. Bir geçmiş ve olası bir gelecek de. Ruhun bu hatlarını değiştiremezsiniz.

Görevimiz, rolümüzü yaşamak ve onu oynadıkça açığa çıkarmak, oynadıkça onu keşfetmek. Ortaya çıkan hikayeyi doğaçlarken karakterimizin orijinal doğasına dalmak.

Yaşam amacımızın yolunda yürürken en gizemli çatışmaları oynamalıyız. Yönetmenin talimatına teslim olarak, doğaçlama oluşturduğumuz anlatımlar yaratarak.

Ve evet her ikisini de yaparak.

Teslimiyet içinde aktif rol alarak. Ben buna aktif teslimiyet diyorum. Çünkü sanılanın aksine teslimiyet eli kolu bağlı, boyun eğmek demek değildir. Boyun eğme fikri insan zihnine ait bir olgu iken teslimiyet ilahidir. Böyle olduğunda içimizde nasıl bir sese ve ne şekilde teslim olduğumuzu dinlemek önemli tabi.

Devamını okumak için tıklayın.

*Gülenay Pema’nın verdiği eğitimler ve yayınladığı makalelerden haberdar olmak istiyorsanız sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

Gülenay Pema Güncel Eğitim Programı

Endişe, Kadın ve Hormon Üçgeni

Standard

kadın ve hormonlar

Gecenin bir yarısı endişe içinde mi uyanıyorsunuz?

İş yetiştirmeniz gereken belirli bir tarih veya büyük bir sosyal etkinlik olduğunda fazlaca kaygılı mı oluyorsunuz?

Belki de panik atak yaşıyor ve farkında değilsiniz?

Yalnız değilsiniz.

Kadınların kaygı sorunları yaşama olasılığı erkeklere göre %60 daha yüksek ve insanların çoğu, güçsüz bırakan bir unsur olan stresi yaşıyor.

Neden diyecek olursanız yazdığım bir çok makalede değindiğim gibi kadınların bir canlı doğurma, taşıma ve besleme süreçlerinin hassasiyet ve bununla gelen empati kapasitesine sahip oluşu ve çevre şartları ile uyumlanamayışı bunun en büyük etkeni. Kadın olmak kutsal iken şartların ağır olduğu günümüzde, bu hassasiyeti anlamlandırmak ve bir lütuf olduğu gerçekliğini yaşatmak gittikçe zorlaşıyor.

Evet belki zor ama mümkün, gayet mümkün. Çünkü esas olana zaten sahibiz.

Çağ, zaman, teknoloji değişiyor. Zamanın daha hızlı yaşandığı hissini hepimiz tecrübe ediyoruz ve bu sanal değil bir gerçek. Hem kuantum boyutunda hem elle tutulan fiziksel boyutta, zaman çok hızlı, tüketim hızlı, yaşam hızlı…

Bu hıza ayak uydurmaya çalışmak sadece kadınlar için değil tüm canlılar için cambazlık. Bu endişeli hal birlikte dengesizliği getiriyor.

Bunlar bildiğimiz şeyler. Makro boyutta daha fazla zaman geçirmeden mikro, kadın boyutunda kalmak istiyorum ki size faydalı ve etkili bilgiler aktarabileyim.

Maalesef birçok insan, her biri bir dizi yan etkiye sahip güçlü ilaçların tek çözüm yolu olduğuna inanıyor.

Neyse ki gerçek tam olarak böyle değil. Stresi hafifletmenin doğal yolları mevcut.

Bu neden oluyor? Pek çoğumuz hayatımızın bir bölümünde aşırı stresle mücadele etmek durumunda kalırız (dışsal stres unsurlarından ötürü). İçinde bulunduğunuz koşullar ne olursa olsun sürekli diken üstünde gibi hissetmeye başladığınızda zihinsel sağlığınızı desteklemek için fiziksel sağlığınıza (veya içsel stres unsurlarına) bakma zamanı gelmiş demektir.

Günlük hayatın zorluklarıyla karşı karşıya kaldığınızda bozguna uğramış gibi hissetmek yerine dayanıklı, kendinden emin ve güçlü olmak sizi çözüme ulaştıracak yolları açar.

Stres ve Hormonlarınız

Fiziksel olarak iş hormonlara dayanıyor. Özellikle stres hormonu olan kortizol hormonuna. Vücudumuzun kortizolu yönetme şekli stresle başa çıkışımıza yansır. Bedeninizin çalışma biçimini ve kortizol üretimini etkileyen bazı yaşam tarzı unsurları vardır:

Devamını okumak için tıklayın:

Gülenay Pema Güncel Eğitim Programı

*Gülenay Pema’nın verdiği eğitimler ve yayınladığı makalelerden haberdar olmak istiyorsanız sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

Ego & Yüksek Benlik Üzerine

Standard

Yuksek BenlikEgo kelimesine bazılarımız tüm yönleri ile vakıf, bazılarımız sadece kibir olarak algılar bazılarımız da bu yaradılışta oynadığı elzem rolü fark etme yolundadır.

Ego, kendimiz üzerinde çalışıp kendimizi anlarken aynı zamanda çevremizdeki dünyanın da üzerinde çalışıp onu anlamamızın bir yoludur.

Çoğu spritüel ortamda egonun namı oldukça kötüdür. Bunun nedeni egonun bir dereceye kadar zihnimizdeki bizi birbirimizden ayıran prensip olmasıdır. Ruh ise bize böyle bir ayrımın var olmadığını gösterir. Bazen ego, gerçek doğamızı fark etmemize engel olan neredeyse şeytansı bir figür olarak tasvir edilir. Ama çok temel olarak ego, bizim dünyada işlev sağlayabilmemiz için kişiliğimizin bazı yönlerini organize etmemize yardımcı olan basit bir araçtır. Bu bağlamda ego, kendimiz üzerinde çalışıp kendimizi anlarken aynı zamanda çevremizdeki dünyanın da üzerinde çalışıp onu anlamamızın bir yoludur.

Ego, dünyada yönümüzü belirleme aracımızdır.

Sorun, egonun bazen kontrolden çıkmasıdır. Bu kontrolden çıkma, öz-benlik, kalp, ruh gibi bir çok tanımla işaret edilen, Yüksek Benliğin, zihin üzerinde hakimiyetini kaybettiği zaman olur. O zaman zihin, asla liderlik etme amacıyla tasarlanmamış bir varlık olan egonun liderliği altına girer.

Ego aslında Yüksek Benliğe hizmet etmek üzere tasarlanmıştır. Bu ilişki, işlevini yerine getirdiğinde ego bütün benliği temsil etmede faydalı bir araçtır fakat kendisinin bütün benlik olduğunu düşünemez. Bu durumda ego, neredeyse benliğin “Ben” adı verilen ayrı varlık olduğunu varsayar. Varsayımlar egonun alanıdır ve doğası gereği limitlidir. Çünkü ego bilgisi referansa dayanır, yani geçmiş göreceli tecrübesine ya da başkasının ikinci el göreceli tecrübesine ki iki durumda da tek bir gerçeklikten bahsedemeyiz, her bakış açısında farklılık ve değişkenlik gösterir. Zihnin yani egonun doğası bu şekilde ilerler.

Devamını okumak için tıklayın.

Gülenay Pema Güncel Eğitim Programı

*Gülenay Pema’nın verdiği eğitimler ve yayınladığı makalelerden haberdar olmak istiyorsanız sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

Ruhun Karanlık Gecesi

Standard

darknight.jpgRuhun Karanlık Gecesi ile tam olarak neden bahsettiğimi bazılarınız çok iyi bilir. Ne zaman bir terim çok kullanılsa genellikle yanlış kullanılır ve zamanla anlamını yitirmeye başlar. Örneğin çoğu zaman kısa süreli bir depresyon hissini ya da dönemsel bir kafa karışıklığını Ruhun Karanlık Gecesi olarak tanımlarız. Fakat bunların her ikisi de bu tanıma uymaz.

Ruhun Karanlık Gecesi, bazılarımızın manevi yolculuğumuz sırasında karşılaştığımız çok belirgin bir deneyimdir.

Ruhun Karanlık Gecesi ile hiç karşılaşmamış kişiler de var elbet. Fakat karşılaşanların, bu sürecin bir eşik olduğunu, daha yüksek bilince açılma sürecinin bir parçası olduğunu anlamaları önemlidir. Bu anlayış, her şeyin olması gerektiği gibi olduğunun idrakini getirir. Ve bu süreçte bu anlayış elzemdir.

Ruhun Karanlık Gecesi, egonun kimliğinin sınırlarını her yönü ile fark etmeye çağırır.

Bu süreçte, ışığa ve dışarıya erişim imkanı vermeyen bir hapishanedeymiş gibi hissedebilirsiniz. Kişi buraya yüksek bir bilgelik konumundan gelir ve bazılarımız yüksek bilincin ışığına ulaşmak için çok zaman ve enerji harcamıştır. Karanlık gecedeyken çaresizlik hissiyatlarının baskın olması bu yüzdendir: Fark ettiğimizi sandığımız şeyden aniden koparız. Bu kopma ile birlikte duyduğumuz duygusal acı son derece gerçektir. Hatta çözdüğümüzü, farkına varıp aştığımızı sandığımız her şeyin bir yanılsamadan ibaret olduğunu ve bu karanlığın içinde sonsuza dek kaybolduğumuzu hissetmeye bile başlayabiliriz. Zemin ayaklarımızın altından kayıp gidermiş gibi, inandığımız her şeyin kayboluşuna şahit oluruz. Debelendikçe işler daha da karanlıklaşır, ta ki sonunda ne yapacağımızı, nasıl düşüneceğimizi ve ne yöne bakacağımızı bilmeyişimize teslim olana dek. İşte kontrolde olma duyumuzu kaybettiğimiz bu noktada ego, ya çatırdamaya başlar ya da yumuşar. Kalkanlarını indirir. Pes eder. Böylece ışığın girme olasılığı gerçeğe dönüşür.

Devamını okumak için tıklayın

Gülenay Pema Güncel Eğitim Programı

  • 6-7 MayısGizemli Dişilik 1, 2 & 3Antalya
  • 12-14 Mayıs – Awaken Love Sessiz Meditasyon İnzivası – AW Retreat Bodrum
  • 16 Haziran19 Kasım – Kadın Bilgelik & Şifa Sanatı Prog. 160 Saat – AW Retreat Bodrum & Aytepe – Erkenci kuş indirimi 1 Mayıs’a kadar!
  • 13-16 TemmuzGizemli Dişilik Kampı – AW Retreat Bodrum

*Makale ve eğitimlerden haberdar olmak isterseniz sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

.

Havadisler & Güncel Eğitim Takvimi

Standard

Awaken Love RetreatYılın ilk Ekinoks’u yaklaşırken bahar papatya ve dağ laleleri ile kuşların şarkılarında coşuyor. Ocak ayında gittiğim verimli bir Hindistan inzivasından sonra köyümün mis havasında, Anadolu topraklarının  şefkatli kucağında olmak, özlem gidermek paha biçilmez duygular uyandırıyor.

Topraklara döner dönmez kolları sıvadık. Köy evimizin bahar hazırlıkları, ekilecek fideler, düzenlenecek bahçe, şifalı bitkiler için kuracağım sera derken toprak ana beni bahara hızlı hazırladı. Bir güzel gelişme de yoga ve inziva merkezimizin hazır oluşu. Doğanın içinde, sadece manevi çalışmalar için doğal taş ustalığı ile inşaa ettiğimiz Awaken Love Retreat’de eğitimler başladı bile. Bir sonraki AW Sessiz Meditasyon İnzivası 12-14 Mayıs’ta gerçekleşecek. Sevgili Brezilyalı hocam Sri Prem Baba‘nın psiko-spritüel öğretisi temelli inziva bizi kalbin derinlerine taşıyacak öz-keşfe çıkaracak.

Bundan sonra eğitimlerimin çoğunu sadece maneviyata adalı ve enerjisi içe dönüşü destekleyen bu doğal ortamda vereceğim. Uzun süredir planladığım bir oluşum artık gerçek oldu. Organik yetiştirdiğimiz bitkiler ile bütünsel bir yaklaşımla beden-zihin-duygu ve ruh bütünlüğüne de destek olacağız.

Dolu dolu bir eğitim programı var önümüzde. Yeni bir sertifika programı olan Kadın Bilgelik ve Şifa Sanatı programını iki modül olarak vereceğim. Bu program için oldukça harika ve zengin bir müfredat oluştu. Herkes çok heyecanlı! Oldukça verimli ve keyifli geçeceği belli. Aktaracak çok şey var tabi, bir sonraki blog paylaşımda olsun onlar da.

Eğitimlerde görüşmek üzere, Sevgiler!

Gülenay Pema

Güncel Eğitim Programı

*Makale ve eğitimlerden haberdar olmak isterseniz sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

 

 

Suçlama Oyunu

Standard

suc%cc%a7lama-oyunu-gu%cc%88lenay-pemaKişisel-keşif yolculuğunda, yani gerçekte kim olduğunu keşfetme yolunda sahte olan benlikle hakikat arasındaki farkları görmeye başladığımızda, dışımızdaki dünyanın ve çevremizdeki insaların iç dünyamızın bir yansıması olduğunu anlamaya başlarız.

Bu anlayış kim olduğunu anlama yolunda önemli bir seviyedir.

Bu anlayışa gelinceye kadar diğer insanların davranışlarının bizimle hiç alakası olmadığını, yaşamın karşımıza çıkarttığı kişi ve olaylarda bizim hiç bir etkimiz ve sorumluluğumuz olmadığını düşünüp, ya suçlayıp ya omuz silkip ya öc alıp ya da kapıyı kapatıp hiç olmamış gibi davranmış olabiliriz. Ancak bu şekilde davrandığımızda o olay ile yüzleşmeyip, başka bir zaman farklı yer ve kişiler üzerinden tekerrür ettiğini de görürüz.

Burada bir uyanış vardır. Bazen kişi hayatında tekrar eden negatif olayların farkına varabilir, bazense fark edemez, çünkü olayın duygusal ve zihinsel boyutunda şartlanmış zihinle birlikte bir tanımlama içerisindedir.

Negatif ve istenmeyen olayların, yaşamında farklı kişiler ve zamanlar da olsa tekrar ettiğini fark eden kişi için dönüşüm süreci başlar.

Farkında olunamayan süreçlerde ise suçlama oyununun tuzağında, kısır döngülerin tekrarında kalınır. Tekrarında kalınır derken bile farkında olmayan bir anlayışın ağzından konuşuyorum çünkü, dışardaki dünyanın iç dünyasının bir yansıması olduğunu idrak eden kişi şu şekilde bir ifade kullanırdı; ‘kısır döngüleri tekrar ettiriyorum, bilinçli ya da bilinçsiz olarak’. Bu bakış kişisel-sorumluluğunu alma yoluna yeni yeni adım atanlar için kendini suçlamak gibi görünebilir ancak buradaki hissiyat bambaşkadır, ne kendini ne başkasını suçlama vardır, olmakta olana objektif, olanı olduğu gibi görebilmeye, tarafsız kalıp dışardan bakabilmeye doğru bir adım vardır. Bu idrakin sırrı da içinde gizlidir; dönüşüm hissiyatı.

Kısır döngülerden ve tekrar eden negatif kalıplardan çıkış için bu elzem bir idraktir.

Dış dünyayı değiştirmek için kişi muazzam efor sarfedebilir, başkalarını değiştirmek, olayları ve kişileri istediğiniz şekle getirmek için bir ömür bile verebilirsiniz ve bazen yine de tam istediğiniz gibi olmaz. Dış şartları değiştirme konusunda bazıları o kadar enerji ve imkana sahip olmaya da bilir, böyle olduğunda da çaresizlik içinde ya dünyaya küser, ya aşırı hırsının kurbanı olur ya da hesabı başkalarına kesme çabası ile ömrünü ve sağlığını tüketir. Bu pahalı bir oyundur, bedelini çok değerli zamanımızla ödeyeceğimiz.

Devamını okumak için tıklayın.

Gülenay Pema

*Gülenay Pema’nın eğitimleri ve yayınladığı makaleleri takip etmek için sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

Yaklaşmakta Olan Eğitimler