Bazen bir hikâye, sessizce içinizde büyür. Başlangıcı belirsizdir ama kalpte açtığı iz çok nettir. Bir insan gelir, hayatınıza belki de büyük bir yer kaplar ve gittinde zihninize düşünceler, kalp kırıklıkları, yorgunluklar ve soru işaretleri bırakır: “Acaba?” İşte o “acaba”, bir ilişkiden çok daha güçlü bir duygu haline gelir. Çünkü gerçek bağdan değil, belirsizliğin büyüsünden beslenir.

Bu hikâyede karşıdaki kişinin ne yaptığı ya da ne yapmadığı değil, içinizde yavaş yavaş uyanan farkındalık önemlidir. Bir noktada şunu görürsünüz: İnsanlar kendi kapasiteleri kadar ilişki kurar. Ne kadar görmek istesek de birinin gerçekliği, bizim hayal ettiğimiz hikâyeye dönüşmez. Bunu kabul etmek acıtır ama aynı zamanda özgürleştirir.

İlişkilerde en başta kendimize şu soruyu sormamız gerekir: “Bugün gördüğüm davranış, yarın göreceğimin aynası mı?” Cevap çoğu zaman evettir. Bir insan bugün tutarlı değilse, yarın mucizevi şekilde tutarlı olmaz. Bugün iletişim kurmuyorsa, yarın aniden büyük bir sevgiyle kapıda belirmez. Bir insanın bugünkü hali, yarınki sözlerinden daha gerçektir. Bu gerçeği gördüğümüzde artık merak etmeye gerek kalmaz.

Bazı ilişkiler, daha başlamadan bitmiş gibidir. Bir şey varmış gibi hissettirir ama ortada tutulabilir bir bağ, taşınabilir bir yatırım yoktur. Daha çok bir yansıma vardır: Kendi duygularımızın, kendi arzularımızın, kendi potansiyelimizin yansıması. Ve belki de bu yüzden en çok böyle süreçler bizi büyütür. Çünkü karşımızdaki kişi değil, kendimize tuttuğumuz aynadır asıl öğretmen.

Bir insan sizi gerçekten istiyorsa bunun bir yolu, bir tonu, bir sıcaklığı olur. Arar, sorar, merak eder, plan yapar, elini taşın altına koyar. Bu davranışlar için çaba gerekmez; içgüdüsel olarak gelir. İlerlemek isteyen biri ilerler. Yerinde duran biri de, sizi olduğu yere çekmeye çalışır. Bir insanın eylemleri, sözlerinden önce konuşur.

Kendine değer veren biri bu küçük işaretleri görür. Çünkü tutarlılık bir lüks değil, bir gerekliliktir. Yoğun duygular, tutarlı davranışların yerini tutmaz. Bir şey hissetmek, bir şey yapmak değildir. Ve bir insan ne kadar yoğun gelirse gelsin, tutarlı değilse o yoğunluk sadece bir yanılsamadır.

Kişi bazen kendini “belki değişir” cümlesiyle kandırmak ister. Oysa kimse kimseyi değiştirmez. Değişim isteği içeriden gelir ve çoğu insan bu değişimi seçmez. Kapasite, niyet, cesaret — hepsi bir araya gelmedikçe ilişki gelişmez. Bu yüzden çoğu zaman sorun bizde değil; karşımızdakinin verdiği kadarla yetinmeye çalışmamızdadır.

Gerçek dönüşüm, hayal ettiğimiz hikâyeyi bırakıp, karşımızdaki gerçeği görmeye başladığımız anda başlar. “Ben daha fazlasını hak ediyorum” cümlesi içimizde tam o noktada doğar. Kimseden mucize beklemeden, kendimizi değerli kılarak, içsel alanımızı temizleyerek ilerlemek… İşte kalbin asıl özgürleşmesi burada başlar.

Ve belki de en önemlisi şudur: Yanlış insanın kapladığı alan, doğru insanın giriş kapısını kapatır. Belirsizlik enerjisi, sevginin akacağı yeri tıkar. Bir insanı bıraktığınızda aslında o kişiyi değil, belirsizliği bırakırsınız. Ve hayatta en çok güç veren şey, belirsizliğin bıraktığı boşluğu kendi ışığınızla doldurmaktır.

Bazen bir süreç, bir ilişki değildir; bir uyanıştır. Kendine verdiğin değeri hatırlatan, iç sesini güçlendiren, sınırlarını yeniden çizen bir uyanış. Ve bazı insanlar sadece bunun için hayatımıza girer. Bir bağlantı kurmak için değil; bizi kendi özümüze daha da yaklaştırmak için.

Bu hikâyenin sonunda öğrendiğimiz tek şey varsa, o da şudur:
İlişki değil, farkındalık büyütür.
Ve gerçek sevgi, belirsizliğin bıraktığı yerde filizlenir.

Sevgilerimle,

Gülenay Pemaji 🪷

Yaklaşan Programlar

28-30 Kasım Meryem Ana Online İnziva

19-21 Aralık Meryem Ana Mistik İnziva Selçuk Meryem Ana Evi (Konaklamalı İnziva)

Kayıt için tıklayın.

Yaklaşmakta Olan Eğitimler

  • 19-21 Aralık – Meryem Ana Mistik İnziva, Selçuk

Detaylar için tıklayınız

Yorum bırakın