Maskülen & Feminen’in Varoluştaki Yeri

Standard

Autodosen_PENTAX_3814_00.jpgİlkbahar gelişini cömertçe çiçekli dallarla sunarken, kışın verdiği durağanlık üzerimizden yavaş yavaş kalkıyor. Doğa ile birlikte uyanıyoruz. İlkbahar temizlik, yenilenme, arınma zamanı. Bunu hepimiz biliyoruz, şimdi bilip de kalmayıp, harekete geçme zamanı.

Artık ‘biliyorum’ dan ‘yapıyorum’ a geçme vakti!

Atalarımız ‘Az laf, çok iş’ diye boşuna dememişler. Tabi işkolikler için bu cümle yanında tuzla birlikte alınmalı ki, obsesif çalışma haline dönüşmesin. Her şey kararında. Tıpkı Doğa Ana gibi, acelesiz, ayarında, ahenk içinde, kendi dinamiğine ayak uydurarak, kendi kendini yaratarak… Tazeleyerek, işe yaramayanları bırakıp, temizlenerek, hafifleyerek.

İnsanın yaşamını veya kaderini bilerek yaratması, isteyerek ifade etmesi, bilinçsizce yaratmasına karşın ne muazzam bir fark yaratır. Bilinçsizce yaratırken talihsiz kader olarak tanımladığımız belirli tecrübelerden geçeriz. Yaşadığımız kötü tecrübeleri kim olduğumuzla, hissettiklerimizle, dileklerimizle, şu an inandıklarımızla ilişkilendiremeyiz. Düşünce ve duygularımızla seçtiğimiz bu tecrübe değildir. Ancak, kendine-ermiş kişiler yaşamlarını nasıl yaratacaklarını tam olarak bilirler.

İnsanoğlu, kendine-erme sürecindeki son idrak kapısına, yaşamındaki mutsuzluk ve olumsuzluk yaratan bilinçaltı bloklarını anladığında ulaşılır.

İnsanın başına gelen olumsuzlukların ‘kötü kader’ değil de kendi ektikleri tohumlar olduğunu anladığı an, muazzam bir andır. Bu anlayıştan ‘kötü kader’i yaşamında misafir eden gizli davranış şekillerinin keşfi başlar.

Neden-sonuç ilişkisi çözüldüğünde, kişinin kaderi artık ‘kötü bir güç’ tarafından yönetilen bir durum olmaktan çıkar.

Bu andan itibaren kişi, ‘çaresiz’ halinden çıkar.

Esasen, insanoğlu hiç bir zaman, kendileri dışındaki hiç bir güce karşı çaresiz olmamıştır. Çaresizlik, kendi iç süreçlerine karşıdır, taa ki bu süreci idrak edip, değiştirinceye kadar.

Maneviyata giden yol, budur…

Negatif tecrübelerin içimizdeki köklerine indiğimizde ancak, o tecrübeyi dönüştürmeye yetimiz olur.

Eğer bilerek ‘olumlu kader’ yaratmak istiyorsak, evrendeki yaratıcı gücün nasıl işlediğini anlamak ve nasıl kişisel olarak kullanacağımızı bilmek gerekir.

Evrendeki bu yaratıcı gücün iki belirgin yönü vardır.

Devamını okumak için tıklayın.

*Gülenay Pema eğitim ve makalelerden haberdar olmak için sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s