Yuksek BenlikEgo kelimesine bazılarımız tüm yönleri ile vakıf, bazılarımız sadece kibir olarak algılar bazılarımız da bu yaradılışta oynadığı elzem rolü fark etme yolundadır.

Ego, kendimiz üzerinde çalışıp kendimizi anlarken aynı zamanda çevremizdeki dünyanın da üzerinde çalışıp onu anlamamızın bir yoludur.

Çoğu spritüel ortamda egonun namı oldukça kötüdür. Bunun nedeni egonun bir dereceye kadar zihnimizdeki bizi birbirimizden ayıran prensip olmasıdır. Ruh ise bize böyle bir ayrımın var olmadığını gösterir. Bazen ego, gerçek doğamızı fark etmemize engel olan neredeyse şeytansı bir figür olarak tasvir edilir. Ama çok temel olarak ego, bizim dünyada işlev sağlayabilmemiz için kişiliğimizin bazı yönlerini organize etmemize yardımcı olan basit bir araçtır. Bu bağlamda ego, kendimiz üzerinde çalışıp kendimizi anlarken aynı zamanda çevremizdeki dünyanın da üzerinde çalışıp onu anlamamızın bir yoludur.

Ego, dünyada yönümüzü belirleme aracımızdır.

Sorun, egonun bazen kontrolden çıkmasıdır. Bu kontrolden çıkma, öz-benlik, kalp, ruh gibi bir çok tanımla işaret edilen, Yüksek Benliğin, zihin üzerinde hakimiyetini kaybettiği zaman olur. O zaman zihin, asla liderlik etme amacıyla tasarlanmamış bir varlık olan egonun liderliği altına girer.

Ego aslında Yüksek Benliğe hizmet etmek üzere tasarlanmıştır. Bu ilişki, işlevini yerine getirdiğinde ego bütün benliği temsil etmede faydalı bir araçtır fakat kendisinin bütün benlik olduğunu düşünemez. Bu durumda ego, neredeyse benliğin “Ben” adı verilen ayrı varlık olduğunu varsayar. Varsayımlar egonun alanıdır ve doğası gereği limitlidir. Çünkü ego bilgisi referansa dayanır, yani geçmiş göreceli tecrübesine ya da başkasının ikinci el göreceli tecrübesine ki iki durumda da tek bir gerçeklikten bahsedemeyiz, her bakış açısında farklılık ve değişkenlik gösterir. Zihnin yani egonun doğası bu şekilde ilerler.

Ego bir aktör gibi, dünyanın bizden, programın bir parçası olmamız için oynamamızı istediği rolleri oynar. Bu şekilde ego, dünyaya ait olmamızı değil, dünyanın içinde olmamızı sağlayan bir araç olur. Burada da aidiyet ile ilgili yaraların temelleri atılmıştır.

Yüksek Benliğimizle temas halinde olduğumuz müddetçe egomuz bizim için bir tehdit değildir. O ruha hizmet eden basit ama gerekli bir araçtır. Egoyu, yaralı yönleri, gölgeleri ve aydınlıkları ile tanımladığımızda üzerimizdeki hakimiyeti azalmaya başlar. Bu sürece arınma, kendine ayma, yaraların şifalanması gibi isimler veriyoruz. Egonun yönlerini, dürtülerini, bağımlılıklarını ve bunların ardındaki neden-sonuç ilişkisini çözdükçe egonun senin üzerindeki gücü azalır. Bu süreç farkındalıkla izlenen bilincin gelişim sürecidir. Yüksek Benlik ile temas bu süreçte ilerler. Bilinç genişledikçe neden-sonuç ilişkileri netleşir ve egonun oyunundan, ağlarından özgür kalmaya başlarız. Yaşama neden geldiğimizi, oynadığımız ego rolünün ötesinde gerçekte kim olduğumuzu yavaş yavaş anlamaya, ip uçlarını tecrübe etmeye başlarız. Bu süreç usul usul gerçekleşir. Huzurlu ve dingin bir kalp sessizliğinde.

Yaşamınız zihnin yani egonun gürültüsünden sıyrıldıkça içerdeki sessizlik artıp Yüce Sessizliğe yer açılmaya başlar.

Gerçekte kim olduğumuzun farkındalığını sürekli olarak beslediğimiz müddetçe egoyu kontrolde tutarız. Böylelikle ego, verimsizce liderlik yapmaya çalışmadan, özgürce hizmet eder. Egoya sahip olmak sağlıklıdır ama hayattaki diğer her şey gibi ego da dengede olduğunda ve bütün benliğinizle ahenk içindeyken işlevini en iyi şekilde yerine getirir.

Yaratılmış alemde her şey mükemmellikle düşünülmüştür, ego zihnin oyunları arasında olan hata konseptine dahil değildir. Ego manevi açı ile bakan bir göz için kutsaldır. Manevi yoldaki kişi zorlukları kendisini aşmak için test olarak görür ve cesaretle ilerler.

Ego tanımlanır, aşılır ama yok olmaz. Dünyada olduğumuz sürece egoya ihtiyacımız vardır ancak sağlıklı bir ego ile karanlık ve yaraları ile bilinçaltı dürtülerine tepki vererek yaşayan bir ego arasında muazzam fark vardır.

Sevgilerimle,

Gülenay Pema

 

*Gülenay Pema’nın verdiği eğitimler ve yayınladığı makalelerden haberdar olmak istiyorsanız sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

Reklamlar