Ruhun Kodları

DNA kodumuzda, ruhumuzla birlikte getirdiğimiz bir takım yönlerimiz, eğilimlerimiz var, bunlar karma adı altında toplanıyor. Kimilerinin kader dediği, ancak bu tanım ‘kadercilikle’ karışıyor. O yüzden kader kelimesini kullanmayı çok fazla tercih etmiyorum.

Bu gezegende insan beden bulduğunda, 3. boyut dediğimiz, 1., 2., 3. çakra seviyesinde, karşıt duyguların olduğu, yani sevgi-nefret, iyi-kötü, güzel-çirkin dediğimiz, dualitenin olduğu, zaman ve mekan boyutunda yer alıyor. İnsanın diğer yüksek boyutlara erişimi de var ancak çoğunluğu ikilik içinde yaşıyor.

Gezegenimiz 3. boyuttan 5. boyuta doğru yükseliyor. İnsanlığın bir kısmı gezegenimizin bu geçişi ile uyumlu, bir kısmı değil, özellikle de yönetici sistemler 3. boyut bilinci ile hareket ediyor.

Dolayısıyla her ruh, her canlı, anne rahmine zaten hali hazırdaki kodlarıyla geliyor. Her ruhun, bu hayatta, almak istediği dersler var tekamülünde ilerleyebilmek, genişleyebilmek, öğrenebilmek için. Bu dersler bize bazen zorlayıcı, acı dolu geliyor, bazen daha keyifli, daha eğlenceli oluyor. İki yönde de öğreti var. Ancak bulunduğumuz üçüncü boyut aleminde, öğreti, acılar üzerinden gerçekleşiyor.

Neden acılar üzerinden?

Sürekli acılar üzerinden değil tabi ki. Bunu bir dengeye getirdiğimiz zamanlar söz konusu. Çünkü sürekli acı çekmiyoruz. Mutluluk ve huzur yaşadığımız zamanlar da var.

Çünkü ikilik dünyasındayız.

Bir şeyin bir tarafı varsa, diğer tarafı da vardır illa ki. Aksi düşünülemez.

Dolayısıyla acı varsa, problem varsa, çözümü de vardır. Ve çözümü problemin içinde gizlidir.

Bu gerçeklik de bize ruhun tekamül yolculuğunda acı ve mutluluğun, problem ve çözümün, kıtlık ve bolluğun, hastalık ve sağlığın, kötülük ve iyiliğin aynı şeyin diğer tarafı olduğunu ve bu aleme doğmuş ruhlar olarak manevi olgunluğa ermenin bu dualite gerçekliğini idrakten geçtiğini anlamak olduğunu gösteriyor.

Duygularınızı, düşüncelerinizi tespit ettiğinizde. Kalıplarınızı tespit etmeye başladığınızda çözmeye başlıyorsunuz. Özellikle, istemediğiniz yönlerinizi, negatif yönleri, size huzur vermeyen, rahatsız eden hissiyatları ve dışarıdan geliyormuş gibi gözüken şeylerin sorumluluğunu aldığımızda, kendi hayatımızın dizginlerini elimize almış oluyoruz.

Bazen gerçekten dışarıdan geliyormuş gibi gözüküyor ve bir müddet dışarıyı suçluyor da oluyoruz, özellikle yakın ilişkilerde, anne baba ile ilişkide, kardeş, abi ablalarla ilişkilerde, kuzenler, yakın dost, eşle sevgiliyle, çocuğunuzla ilişkilerde bu suçlama alanları kaçınılmaz tabi ki. Karşılıklı olan şeyler bunlar ama çıkış yöntemi ve yolu değil suçlama hali. Çünkü dışımızdan biri bizim hayatımızı çözemez. Bu duygular her zaman ve hep bize ait olacak, ta ki onların kaynağına neden-sonuç ilişkisine inip entegre edip, bırakıncaya kadar. Tüm bu ilişkiler ve iletişimler sayesinde kendimizi görüyoruz, tanıyoruz, sınavlardan geçiyoruz. Testler geçiriyoruz.

Hiç bir ilişki tesadüf değil.

Yolda ilerledikçe ve kendinizi keşfettikçe çok daha iyi anlamaya başlıyorsunuz bunları. Dolayısıyla, ruh kendi içinde belirli noktalarla geliyor, belirli izlerle geliyor. Bu yolculukta doğuşla gelen DNA kodunda, genlerinde taşıdığı yönlerin titreşim frekanslarıyla aynı şeye uyumlu tecrübeler geliyor. Dolayısıyla, tamamen tekamülümüze hizmet eden ve tamamen bize ait tecrübeler yaşıyoruz.

Sevgilerimle,

Gülenay Pema

*Eğitim ve makalelerden haberdar olmak için sağ tarafta/aşağıda yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

📷fultonhubbs