Altın Gölge & İlişkiler

Altın Gölge: İçindeki hazineyi kimin üzerine yansıttın?

Çoğu zaman aşkı kalbimizde çarpan o kontrolsüz heyecan sanıyoruz ama aslında ruhumuz, kendi içimizde kaybettiğimiz hazinelerin peşine düşüyor.

Hayatınız boyunca o çok özgüvenli, her girdiği ortamda parlayan, başarıdan başarıya koşan ya da ulaşılmaz duran ya da nedenini bilemediğiniz bir şekilde insanlara neden çekildiğinizi hiç düşündünüz mü? Bu bir tesadüf ya da sadece bir beğeni meselesi değil; bu, Carl Jung’un tabiriyle “Altın Gölge”nizin size kurduğu muazzam bir tuzak, aslında harika bir davettir.

Biz gölgeyi hep karanlık, bastırılmış öfkeler ya da utançlar sanırız ama gölgenin içinde bir de parıldayan, yetenek dolu, devasa bir potansiyel yatar. Ancak bazen o ışık o kadar parlaktır ki, ona sahip çıkmanın sorumluluğundan korkar, o gücü kendi içimizde taşımak yerine bir başkasına yansıtır ve ona “hayran” olmayı seçeriz.

Psiko-spiritüel bir açıdan, birine duyduğunuz o sarsıcı hayranlık aslında bir “yansıtma” mekanizmasıdır. Siz kendi içinizdeki o yaratıcı gücü, o sesi duyulması gereken lideri ya da o ışığı sönmek üzere olan başarı potansiyelini bastırdığınızda, ruhunuz bu eksikliği gidermek için dışarıda bir ayna arar. Aşık olduğunuz o ulaşılamaz kişi, aslında sizin olmak istediğiniz ama henüz cesaret edemediğiniz o versiyonunuzun ta kendisidir.

Ona duyduğunuz çekim, aslında kendi potansiyelinize duyduğunuz özlemdir. Onu bir ilah gibi büyütüp kendi hayatınızın merkezine koyduğunuzda, aslında kendi gücünüzü ona ellerinizle teslim ediyorsunuz demektir. Bu durum ruhsal bir paradoks yaratır: Siz ona yaklaştıkça kendinizi daha küçük hissedersiniz, çünkü o sizin sahip olamadığınızı sandığınız her şeyi temsil ediyordur.

Bilimsel olarak bu durumu nöronlarımızın ve bağlanma modellerimizin bir dansı olarak görebiliriz, ancak spiritüel derinlikte bu bir “eksik parçayı tamamlama” illüzyonudur.

Gerçek şu ki, sahip olmadığınız bir şeyi bir başkasında göremezsiniz. Birindeki özgüvene, zekaya ya da karizmaya hayran kalıyorsanız, bu o frekansın sizin içinizde de bir yerlerde titreştiği anlamına gelir. Tanımadığınız bir notayı duyamazsınız. Eğer o ışık sizde olmasaydı, onu onda fark etmeniz bile mümkün olmazdı. Bu yüzden ulaşılamaz birine aşık olmak, aslında kendi ulaşılamaz potansiyelinize bakmaktır. O kişiyi bir takıntı haline getirmek yerine, ondaki hangi özelliğin sizi büyülediğine odaklandığınızda asıl şifayı bulursunuz. Çünkü o büyü, karşı tarafa değil, sizin içinizdeki uyuyan devin uyanma çabasına aittir.

Aşk, bu perspektifte bir başkasını bulma yolculuğu değil, bir başkasının ışığında kendi karanlıkta kalmış elmaslarını keşfetme sanatıdır. Kendi ışığınızdan korkmayı bıraktığınızda, o ulaşılamaz kahramanlara ihtiyacınız kalmayacak; çünkü o zaman, hayran olduğunuz o devasa güçle bizzat siz tanışmış olacaksınız.

Sevgilerimle,

Gülenay Pemaji 🪷

  • 27 Şubat Gizemli Dişilik Eğitmenlik Programı (Online, canlı, inziva)
  • 3 Aylık Tasavvuf Temelli Dönüşüm Programı (Kapalı Grup)

Eğitimler için buraya tıklayarak Whatsapp grubuna katılabilirsin.

Yaklaşan Programlar

Kayıt için tıklayın.

Yorum bırakın