Tag Archives: Aşk

Zor Zamanlarda Kalıcı Mutluluk

Standard

Gizemli Dişilik_Gülenay PemaZor zamanlarda kalıcı mutluluk, iki şey aşikar zor zamanlarda, karanlık zamanlarda olduğumuz ve insanoğlunun her daim kalıcı mutluluğu aradığı. İçinde bulunduğumuz ve Hintlilerin Kali Yuga adını verdikleri Karanlık Çağ’ın son evrelerindeyiz. Kaynaklarda bu süreçler zaman hesapları ile net olarak belirtiliyor ve son yıllarda üstatlar bizlere içinde bulunduğumuz dönemle ilgili bilgilendiriyor, dışarıda gördüğümüz karanlığın içerideki artan karanlığın bir yansıması olduğunu aktarıyorlardı. Bu zor sürece birden bire girmedik elbet, doğa adım adım ilerliyor. Doğa Ana’nın dengesi ise adım adım bozuldu, insanoğlu tarafından, karanlığı ile yüzleşmekten çekinen, bilemeyen, gerçek doğasını, doğanın bir parçası olduğunu unutan insanoğlu…

Sizlere olduğundan da karanlık bir tablo çizmek değil amacım ancak artık ‘polyannacılık’ devrinin de kendiliğinden kapandığını görüyoruz.

Yalanların en büyük ve acı dolu olanı insanın kendisine söylediği. Ve yalanın baş kumandanı illüzyon. Yani kişi kendine yalan söylediğinin bile farkında olmadığı hülyalı bir kişisel hikayede cebelleşiyor.

Ancak her zaman dediğimiz gibi karanlık tek başına var olamaz, karanlık aydınlığın olmamasıdır. Yıllardır blogumdan bu konu üzerine makaleler yazıyor, eğitimler veriyorum. Ve kendi karanlığı ile yüzleşip, ışıkla arındıranların kalıcı mutluluğa, dolayısıyla şifaya ve berekete ulaştıklarını görüyorum.

Sonuç itibari ile bu öğretiler ebedi öğretiler, senin benim kişisel gerçekliğimiz değil, hakikat tek ve bir.

Gerçek özüne doğru yürüdüğün yolda, desteklenirsin çünkü yaptığın şey dışardan nasıl gözükürse gözüksün eğer temelinde dürüstlük ve anlayış varsa seni hakikate er ya da geç ulaştıracaktır.

Verdiğim eğitimler son yıllarda bu karanlıkla yüzleşme üzerine odaklanıyor. Ve böyle olduğunda da gerçekten zor badireler atlatılıyor. Esasen zor diyerek ürkütmek istemem çünkü zorluk dahi insan yaratımı. Bir şeye, kişiye ya da olaya bağınız ne kadar güçlü ise acı da o kadar güçlü olur. Bu dünyada her şey geçicilik kanununa tabi. Gün gelir, en sevdiğinize olan bağınız dahi test edilir, buradaki gizli hakikati ise ancak bu yolda karanlığı ile yüzleşme cesaretinde olanlar bir nebze hissedebilir.

Karanlık her ne kadar tek başına var olmasa da gücünü yadsımak aptallık olur. Öyle ki çalışmalarımda kendine dair fikirlerine sıkı sıkı bağlı olan kişiler çalışmadan kaçma eğiliminde, ya da benden nefret etme 🙂 Yaptığım iş tıpkı arı kovanına çomak sokmaya benziyor bazen. Çomağı soktuğunda kızgın arılar üstüne öldüresiye geliyorlar, ve eğer arı sokmasına alerjin varsa ölürsün. İş bu kadar ciddi. Ben eğitimlerimde hakikatin yolunda mertebelere ulaşmış üstatlardan öğrendiğim ve faydasını gördüğüm teknikleri tatbik ederken yani bir nevi karanlıkla savaşırken, ‘polyanna’ yengeç gibi yan yan kaçmaya başlıyor ve çaktırmadan alandan kayboluyor. Çünkü ego yok olmak istemez. O kadar yıl emek vermişsin kişisel gelişimle büyüttüğün kimliği gelmiş birileri test ediyor, olacak iş mi? Bazen katılımcılar çalışmalara herkesi, tüm dünyanın insanları çok sevdiklerini, kimseye nefret beslemediklerini hiç öfkeleri kıskançlıkları olmadıklarını söyleyerek başlar, çalışma derinleştikçe, dürüstlük açığa çıktıkça en yakınları ile kavgalı olduğu açığa çıkar aynı kişilerin. Şimdi bu dışardan çok kolay görülebilen bir şeyken ‘iyi insan’, ‘mutlu insan’, ‘herkesle hoş’ insan maskesine sıkı sıkı tutunan bir kişi için işkencedir.

Oysa yapılan işkence kişinin kendi kendine yaptığı. Biz işkenceyi gösteren işaretiz. Sevginin nasıl unutulduğunu, üzeri sahteliklerle örtülen geçici mutluluk ve yüzeysel samimiyetleri gösteren yolcuyuz.

Güzel haber ise karanlık çağın içinde kendine has bir aydınlık çağının olduğu. Yukarda bahsettiğim eğitimlerime gelen ender ‘polyanna’ların da boş dönmediklerini biliyorum. Amaç kendileri ile yüzleşmek ve kalpte buluşmaksa bunu herkes ruhunun çizgisinde yapıyor. Aksi düşünülemez, tek bir yaprak bile tesadüfen düşmez. Her şey tam da olması gerektiği gibi gerçekleşir.

Kalbim ve dualarım beni tanıyan tanımayan herkesin kalbinin sevgiye açılması için.

Gelelim daha da güzel haberlere, bu yazı dört harika kamp ile tamamladık. Harika dönüşümler, dostluklar, yüzleşmeler ve aydınlanmalar gerçekleşti. Devam eden Gizemli Dişilik Eğitmenlik Programı verdiğim teknikleri uygulayan adaylar için gittikçe derinleşiyor bayramda üçüncü kamp için hazırlanıyoruz. Eylül sonunda yeni bir Gizemli Dişilik Eğitmenlik Programı‘na başlıyoruz. Kimileriniz üzülecek belki ama bu vereceğim son Gizemli Dişilik Eğitmenlik Programı olacak. YogANA Kadınlar için Eğitmenlik Programı ise Ekim sonunda başlıyor, kayıtlar aylar öncesinden doldu otelde ufak bir tadilat yapıp son bir kişilik kontenjan açtım, katılmak isteyen varsa hemen yazsın. Bir güzel birliktelik de bu hafta sonu olacak Gizemli Dişilik Festivali kadınlara özel ilk festival. İstanbul’a iki saat uzaklıktaki bir yaylada buluşacağız. Detaylar web sitesinde. İstanbul’da da eğitimler devam ediyor. GD1, GD2 ve Gizemli Dişilik 3 eğitimlerini hafta sonları Etiler’de veriyoruz. Ve tabi her yıl olduğu gibi bu yıl da inziva için öğrencilerimle Hindistan’da olacağız

Daha verecek bir çok yeni ve güzel haberler var; bitkisel şifalanma için özel üretimimiz Arıkuşu Botanik ve Arıkuşu Ekolojik Çiftlik & İnziva Merkezimiz gibi ancak burada daha fazla lafı uzatmak istemiyorum.

Gizemli Dişilik Eğitimleri’ni tecrübe etmek isteyenleri festivale bekliyorum, hem bu kadar eğitimi bir arada bulamazsınız hem de çok hesaplıya geliyor. Kayıt için: festival@gizemlidisilik.com

Bir sonraki makalemde Zor Zamanlarda Kalıcı Mutluluk için teknikler vereceğim.

Herkesin kalbinin sevgiye ve huzura açılması niyetiyle,

Sevgilerimle,

Gülenay Pema

Yaklaşmakta Olan Eğitimler

*Gülenay Pema’nın verdiği eğitim ve makalelerden haberdar olmak istiyorsanız sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Edin’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

 

 

Reklamlar

Bugün Yeni Ay… Önce Kendimizle Başlıyoruz.

Standard

500Sabah 6’da başlayan ikizler burcundaki Yeni Ay süreci devam ediyor.

Ayın belirgin bir fazındayız. Bildiğimiz Yeni Ay’lardan farklı bir enerji taşıyor bu ay. Yeni ve temiz başlangıçlara ancak eski defterlerdeki hesapları kapatarak adım atabiliriz, işte şimdi bu gerçeklik yüzümüze vuruluyor. Güneş/Venüs/Ay etkileşimi, Neptün ve Satürn bu sürecin baş oyuncuları. Kurguladığımız hayal alemninden uyanıp, almamız gereken dersleri almadan, yaşamımızın sorumluluğunu almadan rahat edemeyeceğimizi gösteriyorlar.

Bu Yeni Ay bize gölgelerimizi yok saymadan, mutsuzluğumuzun üzerini örtmeden sahip olduğumuz yaşama cesurca bakmayı tembihliyor. Yalanlar üzerine inşaa edilen mutluluğun ne kadar geçici olduğunu er geç öğrenir insan. İşte bize bir fırsat, derin bilgeliği yaşamımıza davet edelim. Bize, çözemediklerimizi, göremediklerimizi, bilemediklerimizi göstersin, göstersin ki yolda dürüstlükle ilerlemeye devam edebilelim. Göstersin ki, nereye gittiğimizi hiç unutmayalım, unuttuğumuzda hatırlatacak dostlar olsun yanımızda.

Teslimiyet, bir diğer yayılan ve desteklenen engin bir hissiyat bu süreçte. Teslimiyetin süreci olmaz elbet, kalbin yolcusu ne zaman teslimiyet hallerini davet edeceğini bilir. Aktif teslimiyet nedir bilir, yaşatır.

Gölgelerimizi görme niyeti ve gördüklerimizle yüzleşip aşabilme cesareti için dua ettikten sonra, sessizce teslimiyete alan açalım. Teslimiyete, durup, sakince, sessizce kalmaya alan açalım. Her gün.

Hem içeride hem dışarda kafa karışıklığı uzun bir süredir hakim, berraklık için beden hissiyatlarında kalalım, bedeni işgal edelim, geçmiş ve geleceğe sürekli zar atan yönler vermekle kaybettiğimiz enerjimizi şimdiye, an’a getirelim. Aradığınız kelimelerin arasındaki boşlukta, iki nefesin ortasında, ölüm ve yaşam arasında gizli.

Nefeste kalalım. Ve iç sessizliğe alan açalım.

Tüm maneviyat ilişkilere odaklıdır. Bu Yeni Ay’da biraz farklı olarak odağımızı başkaları ile olan ilişkimizden kendimizle olan ilişkimize çeviriyoruz.

Devamını buradan okuyabilirsiniz.

Sevgilerimle,

Gülenay Pema

*Gülenay Pema’nın eğitim ve makalelerinden haberdar olmak için sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

Hayallerin dansı…

Standard

Ne zaman bir karahindiba görse, hemen üflemeye hazır insanlar tanıyorum. Çocuk gibi bir edayla koparıp üfleyen. Bazıları üflerken dilek tutar, bazıları sırf tohumların etrafta uçuşundan keyif alır…

Evet o üflediğiniz tüyleri uçuşan bitkinin adı karahindiba, çiçeklendiğinde yeşil meraları sapsarı çiçeklerle bezemekten tam da o sorumludur.

Tohumken ne kadar da çok kişinin hayallerine tanık olmuştur karahindiba.

Üzerine üflenen yüzlerce dileği, tohumlarının kanatlarında taşır.

Rüzgarın kardeşliğiyle başlar gizemli yolculuğuna.

Kim bilir rüzgar onu nerelere taşır, hangi toprakları geçer, hangi ağaçlara selam durur, bulutları taklit eder…

Bir kuş gibi özgürülüğün tadına vararak salınır oradan oraya. Vakti gelir kendini bırakıverir, öylece, güvenle bırakır yeryüzüne.

Toprak Ana’nın kucağıyla buluştuğunda tazelenen güveniyle bir ‘oh’ çeker ve yeni bir macera için heyecanla evini bulmak için bu sefer de yuvarlanmaya başlar. Bu yuvarlanışın da başka bir tadı, başka bir manası vardır. Mana aleminde yaşayanlar bilir.

Yeni evini bulana kadar biraz da yeryüzü canlılarıyla dostluk kurar. Tohumunu çatlatacak kadar rahata erdiğindeyse güneşle ve suyla tanışır, ebediyete kadar devam edecek dostlukları da böylece başlamış olur.

Başını dostu güneşe uzatırken, su kardeşi köklerini toprağa sarmasında ona destek olur.

Günü gelince de, tek tek  goncasından salar sarı saçlarını yeşilliklere.

Gülenay Pema

*Makale ve eğitimlerden haberdar olmak istiyorsanız sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

Harika Sabahlara Uyanmak İçin…

Standard

gulenay pemajiGüne nasıl başlıyorsunuz? Kahvaltı etmemiş, yarı uyanık halde evden apar topar çıkana kadar alarmın ertele düğmesine mi basıyorsunuz? Yoksa yatakta yatıp telefonunuzla epostalara göz gezdirip gün içerisinde sizi nelerin beklediğiyle ilgili strese mi girmeye başlıyorsunuz? Sabah rutininiz veya onun yokluğu gününüzün kalan kısmını oldukça etkileyebilir.

Güne gergin, aç ya da fazla kafein almış olarak başlarsanız çalışırken ya da diğer herhangi bir planınızı gerçekleştirirken en iyi performansınızı sergileyemeyeceğinizi muhtemelen gayet iyi biliyorsunuz. Ancak sadece bununla da kalmıyor kendinizi aynı zamanda kaçınılmaz olarak hormonel dengesizlik yaratan yükselmiş kan şekeri ve kortizol yüklemesine de hazırlamış oluyor ve kendinizi adet öncesi sendromu, adet düzensizliği, sancı, şişkinlik, akne ve daha birçok belirtiye açmış oluyorsunuz. Güne nasıl başladığınız, bu anlamda tüm ayınızı da etkiliyor. Bir kötü sabah bile adet döngünüz için felaket anlamına gelebilir.

Yoğun güne kendinizi hazırladığınızda sabahlar huzur dolu, kendinize ayırdığınız kutsal anlar olabilir.

Her zaman duyduğumuz bir şey vardır; bazı insanlar sabah insanıdır bazılarıysa sabahlardan nefret eder. Bunun ne kadar iyi uyuduğunuzla da ilgisi var. Günü başında enerjik ve pozitif hissetmek elbette yeterince dinlenmiş olmanızla çok ilgili. Ancak her şey bundan ibaret değil. İyi dinlenilmiş bir geceyi aceleci ve telaşlı bir sabahla ziyan edebilirsiniz de. Hani şu ofiste dingince süzülen, işleri halleden sonra akşam olunca gerekeni yapmış, tatmin olmuş ve rahat bir şekilde evine dönen kadınlar vardır ya? Onlar muhtemelen bu sabah olayını çözmüşlerdir.

Sabah rutininizi değiştirmek mutluluğa, hormonel sağlık sorunlarınızın tedavisine ve mükemmel adet dönemleri geçirmenize giden yolda ilk adım olabilir. Sabahlar konusunda ustalaşmak, bir tür temel yaşam becerisidir. Hatta iyi bir sabah rutininin, hayatınızı değiştirebileceğini söyleyecek kadar bile ileri giderim!

Birden fazla sabah rutinim olabilir mi?

Benim her gün için aynı sabah rutinim yok. Elbette hayır. Her gün aynı fiziksel, zihinsel ya da duygusal durumda olmazsınız. Bir kadınsınız ve gayet döngüselsiniz. Sabahlarınızdan en fazla düzeyde fayda sağlamak için döngünüze göre hareket etmeli ve her zaman iyi hissettirmeyebilecek katı bir planı zorlamaya çalışmamalısınız. Sabah rutininizi hormonel döngünüze uyacak şekilde değiştirmek, normal bir sabah rutinini alıp onda modern kadınlığın gereklerine göre büyük bir değişim yapmaktır. Bu ayrıca bir rutine bağlı kalmayı çok daha kolay hale getiriyor çünkü günün rutini sabah kalktığınızdaki hislerinizle uyumlu olmalıdır. Ayrıca sabah rutininize dair döngüsel farkındalığınızın olması size hemen takip edeceğiniz bir taslak sağlar.

Bu şu demek oluyor ki benim aylık döngümün ilk yarısı için bir sabah rutinim, diğer yarısı için de başka bir rutinim var. Bu kadar basit ama bir o kadar etkili.

Devamını okumak için tıklayın.

Hiç bir şey yok, sen varsındır…

Standard

The-Reed-FluteManevi yolda ilerlerken bazı temel taşlarının atılması gerekiyor. Neden derseniz, bu temel taşları sağlam atılmazsa, tıpkı yükselmekte olan bir binanın çürük temeli gibi ufak bir sarsıntıda dengesi bozulur ve tüm harcanan emek yerle bir olur. Bir diğer benzetme de bir ağaç gibi olmak. Eğer bir ağaç olarak dallarının göğe daha da yaklaşmasını istiyorsan köklerinin toprakta bir o kadar sağlam olması, derinlere inmesi gerekir. Kölerin ne kadar cılız olursa o kadar çelimsiz olur, yükselemezsin, gerçek potansiyelini keşfedemezsin.

Manevi yolda ilerlerken ihtiyacın olan ve sürekli gelişmeye gebe iki temel taşı vardır:

Dürüstlük ve kişisel-sorumluluk.

Dürüstlük ne demek biraz açmak istiyorum. Dürüstlük denilince hemen herkes çok dürüst olduğunu hiç yalan söylemediğini öne söyler. Bu elbet bir yere kadar doğru olabilir ama tamamen doğru değildir. Basit yalanlar söylemediğimiz aşina zira o kadarını daha küçük çocukken öğrendik ailemizden. Ancak burada bahsettiğim dürüstlük daha derin bir mana taşır. Çünkü öyle anlar vardır ki yaralanmamak için, utanmamak için, korktuğumuz için dürüst olmamayı seçeriz, yalan söylemek gayet uygundur farkına bile varmayız. Yaşadığımız duygu o kadar yoğundur ki başedebilmek için, yaramızı sarmak için yaptığımız şeyin dürüstlük değerlendirmesini yapmayız, yakınından bile geçmeyiz çünkü acı vardır, utanç vardır korku vardır baskın olarak yaşadığımız. Ve o anda tüm yaşamımızı bu acıya indirgeriz çünkü her ne kadar spiritüel yolda ilerleyenler bu acının bir ilüzyon olduğunu söyleseler de sen hissediyorsundur, acı oradadır, canın yanıyordur. Kim ne derse desin içinde acıyı yaşıyorsundur ne ilüzyonu? Böyle bir durumda kendine nasıl dürüst bakabileceksin, acı, keder, üzüntü, yalnızlık, öfke, hırs, öc alma seni, tüm bedenini sarmışken, senin gerçekliğin bu duygular olmuşken nasıl kendine objektif bakabileceksin?

Manevi yolun kolay olduğunu kimse söylemez. Ancak yaşamla, gerçeklikle ve evrensel düzenle uyumlu yaşamak isteyenler, çektiği acıları tekrar tekrar yaşamaktan, kısır döngülerden, acılardan ‘artık yeter’ diyerek çıkmak isteyenler kendilerini tanımak, gerçeklikle yüzleşip, neden-sonuç üzerine kurulmuş yaşamı tecrübe etmek manasına gelen manevi yola, kalbin yoluna baş koyarlar. Evet zordur ama aynı acıları, üzüntüleri, öfkeleri, mutsuzlukları tekrar tekrar yaşama kısır döngüsünde olmanın artık yaşamlarından tıpkı kanser gibi yediğini gördüklerinde, işte o zaman kolları sıvayıp, arınma yoluna neden-sonuç ilişkisini, ekilen tohumların neler olduğunu cesaretle bakmaya koyulurlar.

Devamını okumak için tıklayın.

Jüpiter Uranüs Mucizevi Kesişim; Radikal’le Flört…

Standard

gulenay pema_500Haziran 22’de muazzam bir gök olayı gerçekleşiyor.

Birçoklarımızın favori gezegenlerinden bolluk bereket şans gezegeni sevgili Jüpiter ile mucit, kaşif, sıradışı, Uranüs bize bir hediye vermek için hizalanıyorlar. Tılsımlı etkiler bizi bekliyor. Aynı buluşma daha önce 2014’ün 25 Eylül’de ve bu yılın 25 Mart’ında da gerçekleştmişti ancak ikisinde de ya Jüpiter ya da Uranüs retrodaydı bu durum da etkilerini farklı düzeyde tuttu.

Bu final kesişmede (trine) Jüpiter ve Uranüs direk olarak buluşacaklar bunun manası; tam güç!

Şimdi en uyumlu şekilde çalışıp bu titreşimleri yayacaklar. Jüpiter’in haritanızda nerede olduğundan ya da sunduğu fırsatlar hakkında neler hissettiğinden bağımsız olarak bu süreçte yapılacak işlerimiz olacak.

Eğer şimdiye kadar Jüpiter biraz ortalığı bulandırdıysa (şahsen çok sevdiğim bir gezegendir Ganesh enerjisiyle, bulandırmasının nedenini retroya bağlamak istiyorum), bunun nedeni sizi bir şeylerden özgür kalmanız için cesaretlendirmesidir. Çünkü Uranüs ve Jüpiter birlikte olduğunda bunun her zaman anlamı özgürlüktür.

Negatif kalıplardan, şartlanmalardan, acılardan, özgürlük…

Bakılacak tek yön ilerisi ve orada geçmişten daha güzel ve yeni tecrübeler bizi bekliyor. Bu yaz günlerinde içinizdeki kaşifi hazırlama vakti geldi.

Radikal bulduklarınızla flört vakti!

Tabi herkes yeniyi hemen kucaklayamıyor, özellikle Uranüs haritanızda güçlü bir yerde değilse ya da Kova değilseniz, ama Jüpiter gibi tatlı bir misafire kim kapısını açmaz ki! Jüpiter ve Uranüs bize şans, fırsat, sürpriz hepsinin karışımını sunuyor…

Ne olabileceği pek heyecanlı ve büyüleyici.

22 Haziran’da pencerenizi açık, ışığınızı göğe yakın tutun derim.

Bol şans!

Gülenay Pema

*Eğitim ve makalelerden haberdar olmak için sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

Feminen Doğanızı Uyandırmanın 15 Efektif Yolu

Standard

GulenayPemaHerkesin kim olduğunu tanımlayan feminen ve maskülen nitelikleri vardır.

Hedef odaklı, ilerleyen, işleri sonuna erdiren ve ileriye götüren bir ifadede, maskülen doğadayızdır. Hayatın akışında kaldığımızda, yaratıcı enerjiyle olduğumuzda, dans ettiğimizde, sevgi dolu olduğumuzda, yaşamdan keyf aldığımızda ve iç hissiyatlarımızla uyumda olduğumuzda da feminen doğayı ifade ediyoruzdur.

İki karşıt enerji gerekiyor ki bütün bir insan olarak hissedebilelim. Varoluşun temeli de budur, dualite, karşı kutupların etkileşimi. Erkekler daha ziyade maskülen enerji ile kendilerini tanımlasalar da onlar da olayları akışına bırakmaktan zevk alırlar, ama aynı zamanda net, yön verici ve ilerleyen ifadede kalmayı severler.

Hepimiz için hem maskülen hem de feminen eğilimleri ifade etmek yaşamda tatmin hissettirir.

Kültürümüzde maskülen değerler ilerleme ve geleceğe yönelik olmayı ifade ettikleri için daha ‘değerli’ görülürler. Bu durum dengenin bozulmasına neden olur, hem bireysel hem küresel boyutta.

Maskülenliğe olması gerektiğinden daha fazla değer verdiğimizde, zamanımızın çoğunu iş peşinde koşarak, hedefleri tutturmaya çalışarak, sürekli geleceği düşünerek geçirir, dinlenmeye, tatil yapmaya ve başkaları ile spontane iletişim kurmaya çok az zaman ayırırız. Maskülenliğe daha çok değer verdiğimizde, insan-üretimi şeylere daha bağımlı olmaya başlarız, akıllı telefonlar, ipadler, bilgisayarlar… ve doğada git gide daha az zaman geçirip, yaratıcı doğamızı ifade etmez hale geliriz.

Daha fazla maskülen olup, feminen değerleri arka plana attığımızda, bu durum bize hep eksik olduğumuz hissiyatı verir ve bir şeylere özlem hissettirir, ne olduğunu bilmesek bile. Bazen kendini tazelemeye, bazen çılgınca yaşamaya, bazen kaynakları bol olan bir yaşama, bazen doğal ve spontane olmaya… ama neyin hasretini çektiğimizi, neden tatminini hissetmediğimizi bilmeyiz… Oysa ne kadar da çok çalışıyoruzdur tatmin olabilmek için.

Hasretini çektiğimiz şey, feminendir. Bilmesek de aradığımız feminen enerjidir.

Eğer stres altındaysak ve tazelenme arayışındaysak, emin olun buna sahip olabilirsiniz. Size bu makalede feminen enerjiyi tekrar canlandırmanın ve hayatınızda ve dünyada yaşatmanın 15 farklı ve efektif yönünü anlatacağım.

Devamını okumak için tıklayın.