Tag Archives: özgürlük

Kalbi açılanlar…

Standard

Geçtiğimiz hafta tamamlanan Kalbin Yolu İnzivası’ndan sonra kalp açan bir paylaşım:

‘Gülenay Hocam merhaba,

Arıkuşunndan bedenen dönmüş olabilirim fakat sanırım bir parçam hala orada kaldı. Gözümü ne zaman kapatsam kendimi yoga salonunda buluyorum. İçimde bir yerler titreşiyor.

Pazartesi günü ofise geldim ve canım hiç konuşmak istemedi.

Sonra, öğlene doğru birden sesim kısıldı. Fiziksel olarak hiç bir sıkıntı hissetmediğim halde …

Bir şeyim olmadığını gayet iyi bilerek iş yeri hekimine gittim. Beni teyid etti, hiç bir şeyin yok dedi. Sadece konuşmak istemediğim için sesim içime kaçmıştı, o kadar. Tuhaf ama net olarak bu olay işimi kolaylaştırdı. Konuşmak zorunda kalmadım 🙂 Sonra da ertesi gün kalktığımda geçmişti zaten.

Ben uzun mesafe koşuyorum ve koşmaya 31 yaşında başladım. İlk başladığımda 100 mt koşamaz iken şimdi bir seferde dağ bayır 50 Km koşabiliyorum. Limitli bedenim emekle, devamlı idman, adanmışlık ve sabır ile bu kadar gelişebildi ise ruhun nerelere gidebileceğini hayal etmek bile beni heyecanlandırıyor. Yine bu koşu deneyiminden yolun ne kadar sancılı ve sabır gerektirdirdiğinin, hiç bir şeyin hemen bir anda gerçekleşmeyeceğinin gayet iyi farkındayım ama umut hep var. Adım adım ilerlemenin de tadı başka. Bu kısa zamanda içimde çözülenler bana herşeye rağmen çok huzur verdi.

Bu yolda bana rehberlik ettiğiniz için size çok ama çok teşekkür ederim. Durmadan yollarımızı bir şekilde keşiştiren yüce Rabbime şükrediyorum, bana bu deneyimi nasip etti. Allah sizden razı olsun !

Bir de Niyazi Misri’nin sözlerinin türkü hali kafamda Pazar gününden beri dönüp duruyor. Sanırım benim bütün hislerimi özetlemiş 🙂

‘Derman arardım derdime, derdim bana derman imiş.

Burhan sorardım aslıma, aslım bana Burhan imiş.’

Aşağıdaki linkten tamamını dinleyebilirsiniz:

Sevgilerimle, D.E.’

📷 Lotus/Nilüfer fotoğrafı bahçemde, ArıKuşu Çiftliği’nde dün açana ait.

Reklamlar

Ay Tutulması – Kendini kendine ada…

Standard

Bu haftasonu 27 Temmuz Cuma gece yarısına yakın Kova Burcu’nda bir ay tutulması gerçekleşiyor. Ay tutulmaları her daim çok önemli titreşimsel bir süreci açığa çıkarır.

Genel olarak ayın suları yönettiğini su elementinin de duygulara ait olduğunu biliyoruz. Dolunay zamanları duygu bedenimizin tıpkı med-cezir gibi yükselerek kabardığı zamanlar. Ay tutulması bu yükselişi daha da arttırıyor.

Bu ay tutulması ile gezegenimizde önemli bir enerjetik portal açılıyor.

21. yüzyılın en uzun ay tutulması oluşu gücünü katlıyor ve şu an göremediğimiz bir çok dönüşümün başlangıcı, halihazırda başlamış dönüşüm ve değişimlerin de hızlandırıcı ve kolaylaştırıcısı oluyor.

Ay tutulmaları bize derinden ve kalıcı dönüşümler için imkan verir. Özellikle geçmişten gelen kalıpları fark etmek, dönüştürmek için bundan daha efektif bir süreç olamaz. Tutulma doğum haritanızda nereye denk geliyorsa sizin için o alanda karmik temizlik ve genişleme mümkün.

Ancak fark ettiğimiz yönlerimizi şifalandırabilir, dönüştürebiliriz.

Dolunay bizden duygularımızın hikayesine kulak vermemizi talep ediyor. Şifa için duyguları su yüzüne çıkarıyor.

Bu dolunayın Kova’da oluşu ise oldukça manidar. Kova duygularına mesafeli yaklaşır ve çoğu zaman bunu bilinçsizce yapar. Ve ne zaman yoğun duygularla karşılaşma ihtimali olsa kendince dostani çıkış ya da yadsıma yolları bulur. Ancak bu tavır tekamülü ertelemekten, günü kurtarmaktan başka işe yaramaz. Öyleyse burada bize bir ders var.

Ay tutulmasının gücü duygularımızın farkına vararak ve bize anlattıkları hikayelere kulak vererek, bizi ruhun derinliklerine taşıyor.

Kalbin yani ruhun derinliklerine ancak duygularının içinden geçerek ulaşabilirsin.

Gökler bizden yana, haydi cesaret!

Biz bu haftasonu tam da tutulma vakti Kalbin Yolu İç-Çocuk & İç-Anne İnzivası’nda olacağız. Zamanlama harika.

Bu haftasonu Vedik Astroloji’de aynı zamanda içsel guruya yani içimizdeki öğreticiye adalı bir haftasonu.

Gurupurnima adı verilen bu günün bende yeri çok değerli. Atalarımız dememiş mi ‘bana bir kelime öğretenin 40 yıl kölesi olurum’ diye, işte böyle hissediyorum ben de yolu mu açan her öğretici kişi ve olay için. Derin bir minnet duyuyorum ve bunu sık sık içimde yaşatıyorum.

Gurupurnima, şimdiye kadar kalbimin sesini duymama destek olan üstadlarıma minnete adadığım, içimdeki rehbere daha derinden bağlanıp birlik yaşadığım, günümü dua ve mantralarla geçirdiğim yükselten, ümit tazeleyen, vizyon açan, coşkulu bir süreç.

Önümüzde çok güçlü günler var. Kendinize ait zamanlar yaratıp, öğrendiğiniz teknikleri uygulayarak, yaşam amacınızın, dönüştürmek istediklerinizin üzerine tefekkür ederek değerlendirebileceğiniz çok etkili bir zaman.

Bir başka etkili uygulama da su orucu, ya da sebze suyu orucu tutarak pişmiş yemek yememek. Ay tutulması sırasında normalde 1 ayda olan süreç birkaç saat içinde gerçekleşir. Bu da gezegendeki bir çok yaşam sürecinin çok hızlı ilerlemesi demek.

Bu dolunay ve ay tutulmasında her şeyi bir kenara bırakın ve kendinizi kendinize adayın.

Mucize dediğin kendini kalbine adadığında başlar.

Ege’nin huzurlu topraklarından, ArıKuşu Retreat’den, Ağustos böceklerinin ve suyun titreşiminin şifalı enerjisini, nilüferlerden yayılan cesaret ve güven hislerini gönderiyorum size.

Sevgilerimle,

Gülenay Pema

——————

Yaklaşan Eğitimler

▪ 4-5 Ağustos – Gizemli Dişilik 1 & 2 – Çeşme

▪ 27-29 Temmuz – Kalbin Yolu İnzivası – İç-çocuk & İç-anne – ArıKuşu Retreat, Bodrum (Kontenjan dolu-yedek liste açık)

2 Ağustos4 Kasım – Kadın Bilgelik & Şifa Sanatı Sertifika Prog. 160 Saat – ArıKuşu Retreat, Bodrum (Kontenjan doldu)

13 Eylül 201820 Ocak 2019 – YogANA Kadınlar için Yoga Eğitmenliği Prog. – Bodrum & Aytepe İzmit (Son 3 kişilik yer)

▪ Kalbin Yolu Dönüşümsel Prog. – 100 Saat (Yeni İçerik) – Ekim-Ocak, ArıKuşu Retreat, Bodrum & Aytepe, İzmit (Ön kayıt)

▪ 8-17 Şubat 2019 – Pema ile Hindistan İnzivası (Öğrencilere özel)

▪ Gülenay Pema ile Ücretsiz Online Eğitimler – Facebook Grubu – Kayıt için gulenaypema@gmail.com a email atabilirsiniz.

▪ Programa eklenen eğitimler için web sitelerini ve sosyal medya hesaplarını takip edebilirsiniz.

Kalbiniz hangi yolu izliyor…

Standard

Yaşamda sessizlik anlarında açığa çıkan usul bir öğreti vardır, adına kalbin öğretisi dediğimiz. Tek şartı içsel sessizliktir. Bu hal gerçekleştiğinde içses belirgin olur. Öz-benlikten gelen şevkat bilgeliği ile dolu içsözler.

Ötenizden gelen fısıltılar. Yüce Kalp tarafından söylenen fısıltılar. O, oyunun yönetmeni ve bize ipucu ve yönlendirmeler verir.

Peki, içsesi duyacak kadar sessizleşebilir misiniz?

Kalpten gelen yönlendirmeler her zaman dinlemek veya izlemek istediğiniz türden olmayabilir. Bu altın değerindeki sözler, sizi öylece hemen özgürlüğe ve akışa taşımazlar. İlk temasta daha önce tatmadığınız güzellikte bir huzur ve coşku olur ancak bunun hemen sonrası yüzleşmeler olması kaçınılmaz. Hakiki huzur ve coşkuda kalmayı sürdürmenize engel tüm bağımlılıklarınızla yüzleşmeye yönlendirilirsiniz.

Dile getirmekte en çok zorlandığınız konuşmalara yönlendirilirsiniz.

Dürüstlük olgusunu tekrar tekrar tanımlayacağınız, hayatınızı ortaya koyacağınız yerlere götürülürsünüz.

Materyal alemde her şeyin bir bedeli olduğunu tecrübe ediyoruz, manevi alemin bedeli de kalbi bağımlılıklardan, negatif tekrarlardan ve dolayısıyla sevgisizlikten arındırma çabasıdır.

Bu süreç zorlu olsa da muazzam mükâfatlı, paha biçilmez bir süreçtir. Karanlık karşılaşmalarda kendi doğanızı gerçek anlamda öğrenirsiniz. Bunu öğrenmenin başka bir yolu da yoktur, acıların bilgeliği içinden geçerken öğrenilir.

Karanlık köşelerle yüzleşildiğinde, virajlar dönüldüğünde, karanlık harika ve alçakgönüllü yeni bir ışığa dönüşür.

Gurur tevazuya, nefret sevgiye, korku cesarete dönüşür.

Kalbiniz hangi rotayı izlemek istiyor?

Gülenay Pema

————–

Yaklaşan Eğitimler

▪ 8-10 Haziran  – Yoga Detoks Kampı – ArıKuşu Retreat, Bodrum (Kayıtlar açık)

▪ 29 Haziran – 1 Temmuz – Gizemli Dişilik Kampı – ArıKuşu Retreat, Bodrum (Kayıtlar açık)

▪ 27-29 Temmuz – Kalbin Yolu İnzivası – İç-çocuk & İç-anne – ArıKuşu Retreat, Bodrum (Kayıtlar açık)

▪ 2 Ağustos – 4 Kasım – Kadın Bilgelik & Şifa Sanatı Sertifika Prog. 160 Saat – ArıKuşu Retreat, Bodrum (Kontenjan doldu, yedek liste açık)

▪ Gülenay Pema ile Ücretsiz Online Eğitimler – Facebook Grubu – Kayıt için gulenaypema@gmail.com a email atabilirsiniz.

Programa eklenen eğitimler için web sitelerini ve sosyal medya hesaplarını takip edebilirsiniz.

Haziran Enerjileri, Öncesi ve Sonrası…

Standard

3yaprakSon yıllarda yaşadığımız değişim daha önce hiç olmadığı kadar hızlı. 1980′ler ile 2000 yılları ve şimdi arasında muazzam enerji farkı var.

Son zamanlarda bu hızlı değişim enerjisi birçok insanı alışık olmadığı bir sürece sürükledi. Sürükledi diyorum çünkü değişim artık kaçınılmaz bir hal aldı. Ya değişiriz ya değişiriz.

Değişim enerjisine her insan yapı, yetişme ve çevresel nedenlerle ayak uyduramıyor ve kayayı omuzlayarak, itekleyerek, belini kırarak, sinirlerini bozarak ve sonunda derin keder ve endişeye boğularak savaşıyor.

Gezegensel ve ulusal olarak derin yaralarımız yüzeye çıkmış durumda. Derin keder ve endişe hissiyatları birçok insanın yaşamına hakim.

Değişimle gelen bu doğal süreci sebat, metanet ve aktif teslimiyetle karşılayacak manevi olgunluğa henüz ermemiş olanların ciddi anlamda kolları sıvayıp, değişmesi gereken yönleri tanımlamaları gerekmekte.

Bu yönleri, huyları, kalıpları tanımlamak ancak ve ancak artan ve keskinleşen bir farkındalıkla yani bilinçle mümkün. Bilinç ise, ego ya da düşük ben dediğimiz nefsin sınırlı ve limitli görüş açıları, edinilmiş bilgi ve kapalı kalbi ile açığa çıkamaz.

Değişim enerjisi ile yüzleşemeyenler reddedilen eski kalıpları tekerrür ettirdikleri sürece önce bireysel sonda da toplumsal olarak acıların derinleşmesine katkıda bulunuyorlar.

‘Nasıl değişiklik yapabilirim?’ Sorusuna geldiğimizde ise öncelikle bu sorunun samimiyetine bakmalıyız. Eğer samimi isek gün içinde kendimize sessiz alanlar yaratarak, bu en önemli ilk adımı atarak başlayabiliriz. Sonra ister bir kağıda ister zihninize yazıp (ki kağıda dökmek her zaman bilinçaltını tetiklediği için çok efektiftir) değiştirmek istediklerinizi not alın. Altından kalkamayacağınız kalın köklü kalıplar yerine ilk aşamada küçük hedefler belirleyin. Ve bu hedeflere ulaştıkça bir sonrakileri belirleyin. Başarının sırrı azim ve konsantrasyondur.

‘Neden insanlar uyuyor?, neden değişmiyor?’ sorularını sorup karşısında hissettiğiniz çaresizliğin endişesi ve panik hali yerine, ‘ben uyanmalarına nasıl katkıda bulunurum?’ sorusunu sorup, cevaplarını arama vaktidir.

İnsanoğlunun yetileri verilen lütufları muazzamdır, yeter ki üzerindeki ataleti, pası kaldıralım.

Bu yolda, daraldığınız anlarda yakın dostlar ve doğa size destek olacak alanlar. Keder ve endişenin bulanık sularında yüzmek yerine kendinizi akan mis gibi bir nehrin, denizin kollarına bırakın, bırakın akan temiz su sizi de akışın güzelliğine alıştırsın, hatırlatsın neden bu güzel gezegene geldiğinizi. Doğanın parçası olduğunuzu, zihnin zindanlarının değil.

Bu Haziran ayı ile birlikte bilinçli dönüşüm için her gün bir dakika sessizliğe davet ediliyoruz. Her mutlu olmak huzur ve sağlıkla yaşamak isteyen bireyi bu davet bekliyor. Huzur ve mutluluk bize hali hazırda verilmiş yaşamsal haklarımız.

Devamını okumak için tıklayınız.

Affetmek… Af edebilmek…

Standard

forgivenessEgo mutsuzlukla geçinir; ne kadar çok mutsuzluk varsa onun için o kadar beslenme vardır.

Coşku dolu anlarda ego tamamen yok olur ve tam tersi: Şayet ego yok olursa coşku üzerine yağmaya başlar. Eğer egoyu istersen affedemezsin, unutamazsın; özellikle de acıları, yaraları, hakaretleri, aşağılanmaları, kâbusları. Unutamayacağından değil. Onları abartmaya devam edip duracaksın, onları vurgulayacaksın. Hayatında güzel olan şeyleri unutmaya meyledeceksin, yaşamındaki neşeli anları unutacaksın; onlar ego söz konusu olduğu sürece bir amaca hizmet etmezler. Neşe ego için zehir gibidir ve mutsuzluksa vitamin gibidir. Egonun tüm mekanizmasını anlamak zorunda kalacaksın.

Şayet affetmeye çalışırsan bu gerçek affediş değildir. Çaba ile sadece baskılayabilirsin. Sadece zihninin içinde sürüp giden aptalca oyunu anladığında affedebilirsin. Yeniden ve yeniden onun tüm saçmalığı görülmek zorundadır; aksi taktirde bir taraftan bastıracaksın ve o diğer taraftan gelmeye başlayacak. Bir şekliyle onu bastıracaksın; o ise kendisini başka bir biçimde gösterecek: Bazen o kadar zor fark edilir bir biçimde olur ki onun çok iyi yenilenmiş, yeniden dekore edilmiş ve dayanıp döşenmiş aynı eski yapı olduğunu fark etmek nerdeyse imkânsızdır, neredeyse yeniymiş gibi görünür.

Ego negatifte yaşar çünkü temelde ego negatif bir olgudur; o hayır deme üzerinde var olur.

“Hayır” egonun ruhudur.

Ve nasıl olur da coşkuya hayır diyebilirsin? Mutsuzluğa hayır diyebilirsin, ıstıraba hayır diyebilirsin. Nasıl olur da çiçeklere ve yıldızlara ve günbatımına ve güzel, ilahi olan her şeye hayır diyerahlirsin? Ve varoluşun tamamı onunla dolu – güllerle dolu – ancak sen hep dikenleri topluyorsun; bu dikenlere çok büyük bir yatırımın var.

Bir taraftan devamlı olarak, “Hayır, bu perişanlığı istemiyorum” diyorsun ve diğer taraftan ise ona yapışıyorsun. Ve asırlardır sana affet denildi. Ancak ego affetmek aracılığıyla da yaşayabilir, “Affettim. Düşmanlarımı bile affettim. Ben sıradan bir insan değilim” fikriyle kendisini beslemeye başlayabilir.

Ve şunu asla unutma, hayatın temel ilkelerinden birisi şudur; sıradan bir insan var olmadığını düşünen kişidir, ortalama insan var olmadığını düşünen kişidir. Devamını okumak için tıklayınız.

TV seyretmem, dizi seyretmem, gazete okumam, magazin okumam…

Standard

BarisYıllardır TV seyretmem, dizi seyretmem, gazete okumam, magazin okumam. Ne hamburger dükkanlarına girer, ne de AVM’lerden torbalarla alışveriş yaparım. Modayı takip etmem, hiç etmedim yeri geldi karadenizli kadınların el tezgahlarında dokuduğu kumaştan, kendi tasarladığım sade ve uzun ömürlü kendir, organik, etik üretim kıyafet ürettim. Laf olsun diye, reklam olsun diye, ünlü olmak ya da zengin olmak için değil. Bir vizyonum olduğu için, bu ülke ve insanlık için. Benim gibi tüketimin esiri olmayan binlerce insan var bu ülkede. İşte şimdi o insanlar diğerlerine örnek oluyor, bayrak taşıyor, kalemi eline alıyor.

Bu yaşam şeklini tercihim kendiliğinden oldu, bir sonuca varmak için değil, bugünlerde olanlar için değili birilerini takip etmek için değil, kendi sıhhatim, sağlığım, huzurum ve öyle olması gerektiğine kalpten inandığım için.

Beyin yıkayan medyanın farkında olduğum için. Gazete okumuyorum diye yıllar evvel beni eleştiren kişilere, siz okuyun ben istemiyorum diye kibarca kendi duruşumu ifade ettim, kimseyi yargılamadım. Politika konuşulduğunda fikrim olmadığından değil, fikrimin henüz yer bulamayacağından sessiz kaldım. Ve bu sessizlikten rahatsız olmadım, zira içimden hep bildim Gerçek Özgürlüğün ve Aşk’ın her zaman yerini bulacağını. Fazla laf yapmaya, ispat etmeye gerek duymadım hiç.

Tüm bunlara rağmen her zaman gerekli bilgiye ulaştım, eksik kalmadım. Bilincimi doğru kullandım, kalbimin sesini dinledim, aynı yolda yürümek isteyenlere de örnek olmaya, yolları göstermeye devam ettim.

Yalnızca kriz zamanları değil, her gün uyanık olmak, her gün direnişte olmak, önce kendi hayatını bu şekilde yaşamalı insan. Sonra da yeri geldiğinde ne yapılması gerektiği konusunda berrak bir zihin olur, ne yapacağını bilir, vizyonu olur, birlik olur, kardeşlik olur, aksiyon alınır.

Sokaktakiler genç insanlar, üniversite öğrencileri, vakitleri TV’deki uzatmalı anlamsız dizileri, reklamları, gülünç ve koca kırmızı halkalarla aynı cümleyi beş kez tekrar eden haberleri seyretmeye harcamıyor, büyük oranda. Koyun psikolojisi bu demek, her birey kendi iç zaferini vermeli, ego dürtülerini görmeli, sonra da ülkesini yönetenler ego ile, hırs ile, öç ile neler yapıyor tanıyabilir, ve neler olduğunu net olarak görebilir.

Bundan sonra daha da seçici olacağımız aşikar, dayatmalarla değil, bilinçli BİR insanın BİNLERE dönüşüp, milyonlara nasıl tesir edebileceğini tecrübe etmek için.

Gülenay Pema Antep

*Makalelerden ve eğitimlerden haberdar olabilmek için sağ taraftaki “Blog’u Takip Et” kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

Körle yatan şaşı kalkar…

Standard

people“İnsanlar ya size ilham verirler, ya da enerjinizi tüketirler. Doğru kişileri seçin”

Bu sözü paylaşırken önemli bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Zira kötüleme ve kenara atma işi değil bu konuya bakışım.

Elbet karanlık zamanlar, zorlu zamanlar, hastalık, yoksulluk, travma, üzüntülü anlar yaşama dair. Bu süreçlerden geçen dostlarınız vardır elbet, sizden destek almak isteyen.

Ancak burada ince bir çizgi var.

Destek vermek, insanlığa hizmet etmek insan olmanın başlıca amacı. Velhasıl bu görüşü karşınızdaki kişinin de paylaştığını gördüğünüzde, o yaşam kıvılcımını ne kadar sönük olursa olsun gördüğünüzde bu kişiye destek olabilirsiniz.

Hepimizin hissiyatları var, gözlem kapasitemiz geniş. Kim gerçekten savaşıyor, kim savaşma oyunu oynayıp, kendini eğliyor ve hem kendi zamanını hem de sizin zamanınızı alıyor anlaşılabiliyor. Bazı kişiler sürekli şikayet etmeyi, hastalıklı olmayı ve duygu sömürmeyi, oyunlar oynamayı yaşam şekli haline getirmiş olabilir. Onların da bu oyunu tüketip tecrübe edip, tekamüllerini tamamlamaları gerekiyor. Yaşamadan öğrenemezler. Amaç onları yargılamak değil. Ancak berrak bir zihne ve bilince sahip bir kişi böyle karanlık içersinde gezinen ve bunu yaşam şekli haline getirmiş birisini hemen anlar. Ve elinizden gelen desteği, ilhamı, sevgiyi verip, o kişiyi kendi hayatının sorumluluğunu almak için teşvik eder. Bazı durumlarda katı kurallar koymanız gerekebilir, altında iyi niyet olan. Bu iyi niyet sizinle Yaradan arasındadır, kimseye ispatlamak zorunda değilsiniz. Böyle bir iyi niyet olduğunda aldığınız katı karar karşınızdakine acımasız da gelse uygulamak durumundasınız. Tanrıcılık oynamak, egonun en sevdiği şeylerden biridir. Şifacılık, destekçilik, ben onu değiştirim hayalleri…

Velhasıl siz henüz kendi yaşam döngünüzde cebelleşirken bir başkasına gereğinden fazla destek olmaya çalışmak hem sizin egonuzu besler, hem karşınızdakinin “muhtaç olma”, “kurban” olma hissiyatlarını besler hem de her iki tarafında dönüşümünü yavaşlatır hatta durdurur, yerinde saydırır.

Bu tür bir ilişkide kendi selametinizi düşünmeniz öncelikli bakış açınız olmalı. Bu bencillik değil, Yaradan’ın kurallarını kabul ettiğinizin, her şeyin ve herkesin olması gerektiği gibi olduğunun kabulüdür. Bu mütevaziliktir, doğanın gücünü ve dengesini kabul etmek ve gerçek teslimiyettir. Devamı için tıklayınız.

*Eğitim ve makalelerden haberdar olmak istiyorsanız sağ tarafta yer alan “Blog’u Takip Et” kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.