Tag Archives: mutluluk

Kalbin her zaman yolu bilir…

Standard
gulenay pema and the sunKendine vakit ayır, sadece kendinle kal, sözleri olmayan huzurlu bir müzik eşliğinde, sessizce. Kalbine bak ama gerçekten bak, eğer üzüntü bulursan endişe etme. İzin ver kendine, omuzlarından indir dünyanın yükünü.
Sıkıntın sonsuza kadar orada olmayacak, geçecek elbet. Hareket edecek. Çünkü her şey geçer.
Duygularını yaşamaya izin verdiğinde, kabul ettiğinde bir değişim gerçekleşmeye başlar; üzüntün görülmüştür, sıkışık yerinden çıkıp akmasına olanak sağlanmıştır ve bu hareket belki de kederin yıllardır oturduğu ve seni sinsice yönettiği yerinden olmaya başladığını gösterir. O yüzden izin vermen, alan açman, kabul etmen ve zaman tanıman senin için elzem.
Eğer stresin üzüntüye, üzüntün kedere, kederin depresyona ve  yaşamdan ümidini kesmeye, neşeni çalmaya varıyorsa, senin için elzem duygularına izin verip, anlatacağı hikayeye kulak verecek alanı açmak.
Devamını okumak için tıklayın.
*Gülenay Pema’nın verdiği eğitimler ve yayınladığı makalelerden haberdar olmak için sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

Neptün Geri Çekiliyor… Sırlar Açığa Çıkıyor.

Standard

astroloji dolunay

Bu haftasonuna bir Perşembe gününden, dağda Gizemli Dişilik Eğitmenlik Programı’nın ilk kampına başladık. Altı ay sürecek bu yolculuk tam zamanında başladı ve dönüşüm için oldukça verimli süreçte devam edecek.

Gökyüzü ve toprak anadaki değişimlerle paralel ilerlemek kadar aidiyet hissettiren bir duygu yok herhalde. Varoluşla akmak, hislerinle, kalbinin sesiyle yaşamak…

Gün dönümünü muazzam bir dolunayla birlikte karşılıyoruz. Sadece bununla kalmıyor Neptün de gerilemeye başladı ve retrodaki Satürn’le sert bir kesişimde.

Peki bunlar ne manaya geliyor?

Gün dönümü, toprak anamız ve üzerindeki canlılar için döngüsel bir süreci ifade ediyor. Yazın ışığının artması, içimizdeki aydınlığın artışını temsil ediyor.

Dolunay ile Güneş’in birlikte yaydığı ışık, hepimizin yolunu aydınlatıyor!

Ancak, karanlık bir odada uyuyanlara bu kadar ışık tutarsan rahatsız olup, irite olabilirler. Bu kadar ışıkla yaşamak her yiğidin harcı değil. Neden? Çünkü ışık gelince karanlığı aydınlatır ve mahsenlerde saklananlar açığa çıkar. Ve evin sahibi bu açığa çıkanlarla baş etmek zorunda kalır. Şimdiye kadar gizli, saklı, unutulmuş, yok sayılmış karanlık şeyler açığa çıkınca bunları sahiplenmek ve tekrar gömmeden şifalandırabilmek cesaret ister.

Cesaret ister çünkü önce bu mahsenlerin ve içindeki muhteviyatın sana ait olduğu gerçeğini kabul etmen gerekir. Ve bu karanlık bazen yüzleşilmesi çok zor şeyleri içerir. Ve tekrar gömmek isteriz. Ancak eğer böyle yaparsak, bastırıp karanlığı daha da güçlendiririz. Ve bir gün hiç beklemediğiniz bir anda tekrar sızar çatlaklardan bazen sel olur alır götürür tüm mutluluğunuzu.

Tamamını okumak için tıklayın.

Gülenay Pema

*Gülenay Pema’nın verdiği eğitimler ve makalelerden haberdar olmak istiyorsanız sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

Mavi Dolunay… İnançlar tazeleniyor.

Standard

dolunayMerkür retrosunun sonuna yaklaşırken Yay Burcu’nda gerçekleşen Mavi Dolunay 22 Mayıs saat 00:14’a doğru gerçekleşecek. Gezegenimizi yine Ay’ın cömert ışığı ile aydınlanacak. Bu ay döngüsü önümüzdeki yıla açılan bilgelik köprülerinin ilk ayağı. Geçmişte olanları gözden geçirip, yeni doğmaya başlayanlar arasındaki uyumlanma sürecine destek oluyor.

Bir ateş burcuna denk gelmesi dolunayı oldukça aktif kılar. Bu aktif enerji sizi hazır olmadığınız bir sürede yakaladıysa, huzursuzluk, sabırsızlık, iritasyon ya da kafa karışıklığı hissettirebilir. Tüm bunlar zihinsel egonun sizi yolunuzdan alı koymak için oynadığı oyunlardır, şimdi de mavi ayın ışığı altında gün yüzüne çıkıyorlar.

Her zaman olduğu gibi seçim bizim, ortaya çıkanlarla ne yapacağımızın kararı sadece bize ait. Zihinsel ego tüm karışığı, ilahi doğamızdan kopmamız için, küçük ve çaresiz hissetmemiz için kullanır. Şimdi bu oyunlara yenilmeden, daha yükseğe, kalbinizin sesine doğru yürüyebilmek için gereken destek daha yakın.

Zaman, daha yüksek hedefler için inanç tazeleme zamanı.

Dolunay süresince açığa çıkan olaylar, yeni bir gözle bakılıp dönüştürmeniz için fırsat tanır. Geçmiş olaylar hortlar ve aynı kısır döngüyü tekrarlamamanız için daha derinden bakmanıza destek olur.

Ortam ve enerjiler hazırken bu fırsatı kaçırmanızı istemem. Madem sıkıldık, madem sıkıştık, madem kafamız karıştı, bir nedeni var elbet.

Yaradılıştaki her şey neden-sonuç kanununa bağlı. Ve hangi olayda neden-sonuç ikilisini keşfederseniz orada bir cevher sizi bekler.

Şimdi uygulaması kolay ve bir o kadar etkili bir teknik paylaşmak istiyorum.

Devamını okumak için tıklayın.

 

*Gülenay Pema’nın verdiği eğitim ve makalelerden haberdar olmak için sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

 

Hayallerin dansı…

Standard

Ne zaman bir karahindiba görse, hemen üflemeye hazır insanlar tanıyorum. Çocuk gibi bir edayla koparıp üfleyen. Bazıları üflerken dilek tutar, bazıları sırf tohumların etrafta uçuşundan keyif alır…

Evet o üflediğiniz tüyleri uçuşan bitkinin adı karahindiba, çiçeklendiğinde yeşil meraları sapsarı çiçeklerle bezemekten tam da o sorumludur.

Tohumken ne kadar da çok kişinin hayallerine tanık olmuştur karahindiba.

Üzerine üflenen yüzlerce dileği, tohumlarının kanatlarında taşır.

Rüzgarın kardeşliğiyle başlar gizemli yolculuğuna.

Kim bilir rüzgar onu nerelere taşır, hangi toprakları geçer, hangi ağaçlara selam durur, bulutları taklit eder…

Bir kuş gibi özgürülüğün tadına vararak salınır oradan oraya. Vakti gelir kendini bırakıverir, öylece, güvenle bırakır yeryüzüne.

Toprak Ana’nın kucağıyla buluştuğunda tazelenen güveniyle bir ‘oh’ çeker ve yeni bir macera için heyecanla evini bulmak için bu sefer de yuvarlanmaya başlar. Bu yuvarlanışın da başka bir tadı, başka bir manası vardır. Mana aleminde yaşayanlar bilir.

Yeni evini bulana kadar biraz da yeryüzü canlılarıyla dostluk kurar. Tohumunu çatlatacak kadar rahata erdiğindeyse güneşle ve suyla tanışır, ebediyete kadar devam edecek dostlukları da böylece başlamış olur.

Başını dostu güneşe uzatırken, su kardeşi köklerini toprağa sarmasında ona destek olur.

Günü gelince de, tek tek  goncasından salar sarı saçlarını yeşilliklere.

Gülenay Pema

*Makale ve eğitimlerden haberdar olmak istiyorsanız sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

Güzelliklere devam…

Standard

YogANA-Gulenay-PemaGeçtiğimiz haftasonu papatyalar arasında ve kuşların meraklı bakışları altında YogANA eğitmen adayları prova derslerini verdiler. Her aday kendine has bir yorumla derse girdi ve aktardı. 200 saat ve 6 aya yayılan bir sürede kendilerine doğru emek verdiler.

Yaptığım işin en güzel yanı emeğimin karşılığını alabilmek, işte bu bana tatmin veriyor. Peki emeğimin karşılığı maddi olabilir mi, olabilir tabi onun da yeri var ekmeğimiz, çatımız, bereketimiz, ama benim bahsettiğim böyle bir tatmin değil. Manevi tatminden bahsediyorum. Ve emeğimin karşılığını manevi olarak alabilmem öğrencilerimin dönüşümü ile doğru orantılı. İşte bu benim yaşam amacım. Kalpleri açmak, dürüstlük ve kişisel-sorumluluk almada rehberlik etmek ki karanlıktan korkmadan aydınlığı yaşatalım. Ben daha fazla uzatmadan sözü Özge’ye bırakıyorum, onun kaleminden okuyalım.

“Pema Hocam ile ve bilinçli olarak Yoga’ yla tanışmam YogAna programı sayesinde oldu.

YogAna tamamıyle kendine has bir eğitim programı. Öncelikle klasik bir Yoga eğitmenliği olmadığını ilk başta söylemek isterim. Program içeriği, hani o aklınıza ilk gelen bildiğimiz stüdyo Yoga’larına hiç mi hiç benzemiyor. Yani bu programda sadece Yoga Asana’larını öğrenmiyorsunuz; Yoga’yı hayatınızın tam da merkezine oturtarak, aynı zamanda kaçınılmaz bir kişisel dönüşüm yolcuğunu da kendinizde başlatmış oluyorsunuz… hem de tüm boyutlarıyla… Boyutları derken fiziksel, duygusal ve zihinsel dönüşümlerden bahsediyorum. Bunlardan kendim üzerinden örnek vermem gerekirse, öncelikle program süresince uyguladığımız beslenme yöntemi, bedenimi derin bir toksik arınmadan geçirdi.

Hocamızın her aşamasını bizzat takip edip, yönlendirdiği çeşitli detoks kürleri sayesinde fiziğim inceldi. Fazla kilolarımdan kurtuldum, kendimi daha fit ve sağlıklı hissediyorum. Bilinçli beslenmeye başladım. Kan değerlerim düzeldi. Daha program sona ermeden 5 yıldır taşıdığım şeker hastalığından kurtuldum. Doktorumun tavsiyesiyle günlük ilaçlarımı artık almıyorum.

Bu derin program sayesinde hayata bakış açım, nerede durduğum, hangi yöne gittiğim, neyi “gerçekten” istediğim, kısacası “tüm hayatım” temelden değişti. Kendimle adeta yeniden tanıştım.

Devamını buradan okuyabilirsiniz.

Kötülük ve Kötülüğün Aşılması – 2. Bölüm

Standard

renaissance4Öncelikle Kötülük ve Kötülüğün Aşılması üzerine ilk bölümü okumanız bu bölümü anlamanıza yardımcı olacaktır. Birinci bölümü buradan okuyabilirsiniz.

“Olay her zaman, bilincin ve enerjinin tezahürü ve yoğunlaşması ile ilgilidir. Enerjinin akıp akmayışı ve yoğunlaştığı zaman aldığı form, ‘ardındaki’ bilinç haline ya da o anda yaratımın özündeki özelliğe bağlıdır.

Aynı şekilde, yıkım bilincin başka bir hatalı formudur. Ya doğrudan davranış ile ifade bulur ya da dolaylı olarak inkar, tembellik ya da yaşamı reddetme şekillerinde yönlenir. Bu nedenle sözde negatif duygular aslında arzu edilenlerdir. Örneğin, öfke yaşamı ilerletebilir ve yaşamı red halini önlemeye yönlendirilebilir. Öfkeyi inkar etme durumu ise; düşmanlığa, caniliğe, kine, kendinden nefret etmeye, suçluluğa, başkalarını ve kendini suçlama arasındaki kafa karışıklığına döner. Dolayısıyla da yıkıcı enerji akımıdır.

Enerji statik-durağan olmadığında, hareket etmesine izin verildiğinde ölüm yersiz olur ve aşılır. Bu öncelikle zihin seviyesinde gerçekleşmelidir.  Böylelikle artık özünde daha fazla inkar edilmez ama asimile edilir. En zorlandığınız yer, işte tam olarak budur. Hatta o kadar zorlanırsınız ki; içinizde halihazırda kötülükten ve yıkıcılıktan bağımsız olan özgür, temiz, iyi, güzel ve ilahi yönleri unutmaya meyledersiniz.

Tüm çabanız ve iyi niyetiniz harikuladedir. Hatta vicdanınızın sızlaması, yersiz suçluluk hissiyatına tahammülsüzlük, bilincinizin en güzel ve en iyi tezahürlerinden doğar.

İçinizdeki kötülüğü inkar edip, yok sayıp, tecrübe etmekten kaçındıkça; içinizdeki iyi olanları da inkar edip, yok sayıp tecrübe edemezsiniz. Şu andaki formu ne kadar çirkin olursa olsun, içinizdeki herhangi bir yönünüzü reddettiğinizde, kim olduğunuzla ilgili algınızı bozmuş olursunuz.

Devamını okumak için tıklayın.

Çocuklar için Mantra… Hem içerdeki hem dışardaki çocuk için…

Standard
Belki kendimiz anneyiz, etrafımızda canımız kadar değerli bir ufaklık var, gözlerimizin içine bakan…
Ya da belkide içimizde taşıdığımız çocuğa açıyoruz, onu dinlemeye başlıyoruz yavaş yavaş.
Ne diyor, dertleri neler, ne istiyor, ne bekliyor…
Hepimiz Toprak Ana’nın, Dünya gezegenimizin çocukları olarak, saf ve naif varlıklarız. Varlığımızı bütünüyle, ışığı ve gölgeleriyle, kendi gerçekliğimizle, doğallığımızla sevip, beslediğimizde üzerimize muazzam bir şefkat yağar, Yaradan’dan… Onun bahşettiklerini seviyoruz, değerini biliyoruz. Bu aktif bir şükürdür, sözde değil.
Kendimizi ve etrafımızdaki canları besleyerek yaratıcı doğamızı besleriz ve dünyaya geliş amacımızı ve ruhumuzun yolunu korkusuzca yürümeye devam ederiz.

Bugün sizleri Om Kumara mantrasını sesli olarak söylemey davet ediyorum, ta ki içimizdeki çocuğun titreşimlerini hissedinceye kadar. ​İçimizdeki çocuk kutsanıncaya kadar. Ne kadar uzakta olursa olsun Toprak Ana’nın bağrındaki tüm çocuklar bu titreşimle beslendiğini, sevildiğini hissedene kadar.

Hepimizin içindeki ve dışındaki çocuğun sevgi ile dolup, aradığı kucağı, besini bulması niyetiyle!
Om Kumara Kushalo, Dayayei Namaha
“Salutations to the divine mother, who brings blessings to children”
“Çocukları kutsayan, gözeten, İlahi Anne’ye selam olsun”

*GülenayPema’nın eğitim ve makalelerinden haberdar olmak istiyorsanız sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.