Tag Archives: karanlık

Akrep Yeni Ay’ı; Karanlıktan Aydınlığa Keskin Çıkış

Standard

Bu akşam saat 7’de Akrep Burcu’nda Yeni Ay gerçekleşecek.

Ayın her fazı gezegenimizde belirli bir döngüyle ilgilidir. Ay suları yönetir ve su elementi de duyguları. İnsan bedeninde ise 2. çakra olarak adlandırılan Swadistana’yı. Akrep Burcu bu düzlemde en etkin burçtur çünkü 2. çakranın yöneticisidir.

Ayın yeni döngüsü adından da anlaşılacağı gibi yeniyi, yenilenmeyi, tazelenmeyi temsil eder, sadece temsil etmez bunun için gerekli titreşimi yayarak bizi etkiler. Hayatlarını özellikle beden farkındalığı ve enerjilere duyarlı olarak yaşayan kişiler göğe bakmadan dahi ayın fazlarını hissedebilirler.

İnsan bedeninin yaklaşık %70’i sudan ibarettir. Ayın suları yönettiğini belirtmiştim ki okyanuslardaki med ceziri, bitkilerin ve toprağın ayın fazları ile uyumlu su tutma kapasiteleri bilimseldir. 

Şimdi insan bu bahsettiğim doğadan farklı mıdır? 

Değildir elbet. 

Tek farkı dikkatini kendi doğasında, bedeninde cereyan eden akışlardan koparıp, sadece materyal olana odaklanmış oluşudur. Bu da kendi doğasından ve Doğa Ana’dan kopuk, materyal alemde yaşayan bir toplumu yaygınlaştırdı. 

Velhasıl tüm insanoğlu bu durumda değil, kendi doğasıyla, doğayla uyumlu yaşayanlar ve bu yöne eğilim gösterenler hızla artıyor. 

Gelelim Akrep Yeni Ay’ının bize sunduğu nimetlere, derslere ve testlere. 

Akrep Burcu’nu oldum olası sevmişimdir. 

Benim için karanlıktan korkmayan, cesur bir savaşçıyı temsil eder. Ateşin üzerinde yürünecekse akrep en ön sıradadır, rekabet ya da başka bir egosal nedenle değil, içgüdüsel olarak. İşte bu şu günlerde aktif olan enerjilerden birisi.

Akrebin affetmeyen, keskin hakikat göstergesi manevi yolda emin adımlarla yürümek isteyenlerin pusulasıdır.

Bu arada retroda olan Balık Neptün’ü ile kesişen Akrep Yeni Ay’ı hakikati daha net görebilmemize destek oluyor. 

Milyarlarca kilometre ötedeki gezegenlerin buradaki yaşamınızı etkilediğine, astrolojinin etkilerine inanan bir insan topluluğunun kendi ebedi ruhunun yaydığı bilinç ve titreşimi yok sayması bir paradoks, bir kendi kendini aldatma, öyle değil mi. Bunun nedenlerinden birisi kişinin kendi yüceliğinden korkması. İlginç değil mi, günün sonunda herkes mutlu, tatmin, bolluk ve güçlü bir yaşam isterken tüm bunlara ve daha ötesine ulaşmaktan korkuyor. 

Bu Yeni Ay bize hem atalarımız hem de anaelerimizden genetik ve enerjetik kodlarla gelen bilgeliğin gücünü benimsememiz için bir fırsat sunuyor. Aynı zamanda semavi alemlerden gezegenimize gelen destek bu günlerde oldukça yüksek. Bu günleri dünyanın farklı gelenekleri Samhain, Diwali gibi güçlü törenlerle kutluyor. 

Şimdi Akrep, keskin dürüstlüğü ve korkusuz gücü ile Yeni Ay’da bize kendi karanlığımızdan korkmadan yüzleşebilmek için gerekli enerjiyi veriyor. 

Hatalarından, gurura yenik düşmeden öğrenebilme yetisinin, yani tevazunun gücünü bize hatırlatıyor. Zira manevi olgunluk tevazu temellidir.

Akrep Yeni Ay’ı, karanlık yönlerine keskin bir kartal gözü ile bakıp, kangrenli yerleri kesip atma yetisini veriyor bize.

Böylece karanlığın içinden aydınlığı görerek yükselen bir adanmışlık ve disipline sahip olmak ne demek anlayabiliyoruz. Zira bu ikisi olmadan zihnin, egonun ya da alt benliğin zindanlarından çıkmak mümkün değil. 

Bu akşam kendin için bir yeni ay ritüeli ile atalarından ve ruhsal rehberlerinden gelen, Yaradan’dan yükselen bilince kendini açabilirsin. Kendine sessiz bir alan açıp, bir mum yakıp, bir süre kalbindeki ateşle mumun alevini uyumlayıp başlayabilirsin. Sonrasında ayı görebileceğin tarafa yüzünü dönüp (güneşin battığı istikamete) ya da ayı gözünde imgeleyerek kalbinin sesini dinlemeye odaklanabilirsin.

Aşağıda size destek olması için bu yeni ay için seçtiğim sevdiğim bir sanatçı arkadaşımın oldukça etkili müziği ve kısa filmini de paylaşacağım. 

Kalbin gizemlerini yaşayabileceğin, sadece bedenden ibaret olmadığını idrak edebileceğin anlar diliyorum.


Sevgilerimle,


Gülenay Pema

*Eğitim ve makalelerden haberdar olmak için sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

Yeni Ay Ritüeli için seçtiğim video:

https://youtu.be/kHuY62rbHho


Yaklaşmakta Olan Eğitimler

* 21-23 Aralık – Kalbin Yolu İnzivası – İç-Çocuk & İç-Anne, Aytepe Yaylası, İzmit

* 22 Şubat – 3 Mart – Hindistan İnzivası

Eğitim detayları için tıklayınız

Reklamlar

Yaşamın Amacı

Standard

yaşam amacı gülenay pema

Hayatın amacı nedir? Amacınız nedir?

Klişe olduğu kadar önemli bir konu. Birçok kişiye ilham verdiği kadar uğraştırmış, başarılı olduğu alanlarda dahi kalbinin tatmin olmadığını hissedip arayışı sürdürmeye devam ettiği bir konu.

Çoğu zaman hayatın amacından bir “şey” olarak, uğrunda yaşamamız gereken bir ideal, netleştirmemiz gereken bir tanım olarak söz ederiz. Onu bulduğumuzda ise onu yaşamaya koyulabiliriz.

Ben onu bir “şeyolarak görmüyorum. Bir “şey” olsa bulunabilirdi. Bir kaya parçası ya da bir köy gibi. O içinizden açığa çıkan ve onu sizin dışınızdaki dünyaya vermenizi isteyen bir karşılaşma, bir duruş, bir potansiyel.

Yaşam amacımız, büyük yaradılış oyunundaki rolümüz…

Amacınız, büyük hayat tiyatrosundaki rolünüzü yerine getirmek.

Ve bu rol önceden yazılmış değil.

Yüce Yönetmen, performansınızı yargılamayacak. Konuşan bir robot gibi tekrarlamanız gereken replikleriniz yok. Uymanız gereken doğru bir senaryo da yok.

Ama bu demek değil ki yaşam belirsiz. Esasen rolünüz yazılmış olmasa da bir şekli var, yani yol yordam doğduğunuz anda sizinle. Buna potansiyel yetenek diyoruz.

Size bir isim ve bir yaradılış verilmiş. Bir tat ve his verilmiş. Bir geçmiş ve olası bir gelecek de. Ruhun bu hatlarını değiştiremezsiniz.

Görevimiz, rolümüzü yaşamak ve onu oynadıkça açığa çıkarmak, oynadıkça onu keşfetmek. Ortaya çıkan hikayeyi doğaçlarken karakterimizin orijinal doğasına dalmak.

Yaşam amacımızın yolunda yürürken en gizemli çatışmaları oynamalıyız. Yönetmenin talimatına teslim olarak, doğaçlama oluşturduğumuz anlatımlar yaratarak.

Ve evet her ikisini de yaparak.

Teslimiyet içinde aktif rol alarak. Ben buna aktif teslimiyet diyorum. Çünkü sanılanın aksine teslimiyet eli kolu bağlı, boyun eğmek demek değildir. Boyun eğme fikri insan zihnine ait bir olgu iken teslimiyet ilahidir. Böyle olduğunda içimizde nasıl bir sese ve ne şekilde teslim olduğumuzu dinlemek önemli tabi.

Devamını okumak için tıklayın.

*Gülenay Pema’nın verdiği eğitimler ve yayınladığı makalelerden haberdar olmak istiyorsanız sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

Gülenay Pema Güncel Eğitim Programı

Neptün Geri Çekiliyor… Sırlar Açığa Çıkıyor.

Standard

astroloji dolunay

Bu haftasonuna bir Perşembe gününden, dağda Gizemli Dişilik Eğitmenlik Programı’nın ilk kampına başladık. Altı ay sürecek bu yolculuk tam zamanında başladı ve dönüşüm için oldukça verimli süreçte devam edecek.

Gökyüzü ve toprak anadaki değişimlerle paralel ilerlemek kadar aidiyet hissettiren bir duygu yok herhalde. Varoluşla akmak, hislerinle, kalbinin sesiyle yaşamak…

Gün dönümünü muazzam bir dolunayla birlikte karşılıyoruz. Sadece bununla kalmıyor Neptün de gerilemeye başladı ve retrodaki Satürn’le sert bir kesişimde.

Peki bunlar ne manaya geliyor?

Gün dönümü, toprak anamız ve üzerindeki canlılar için döngüsel bir süreci ifade ediyor. Yazın ışığının artması, içimizdeki aydınlığın artışını temsil ediyor.

Dolunay ile Güneş’in birlikte yaydığı ışık, hepimizin yolunu aydınlatıyor!

Ancak, karanlık bir odada uyuyanlara bu kadar ışık tutarsan rahatsız olup, irite olabilirler. Bu kadar ışıkla yaşamak her yiğidin harcı değil. Neden? Çünkü ışık gelince karanlığı aydınlatır ve mahsenlerde saklananlar açığa çıkar. Ve evin sahibi bu açığa çıkanlarla baş etmek zorunda kalır. Şimdiye kadar gizli, saklı, unutulmuş, yok sayılmış karanlık şeyler açığa çıkınca bunları sahiplenmek ve tekrar gömmeden şifalandırabilmek cesaret ister.

Cesaret ister çünkü önce bu mahsenlerin ve içindeki muhteviyatın sana ait olduğu gerçeğini kabul etmen gerekir. Ve bu karanlık bazen yüzleşilmesi çok zor şeyleri içerir. Ve tekrar gömmek isteriz. Ancak eğer böyle yaparsak, bastırıp karanlığı daha da güçlendiririz. Ve bir gün hiç beklemediğiniz bir anda tekrar sızar çatlaklardan bazen sel olur alır götürür tüm mutluluğunuzu.

Tamamını okumak için tıklayın.

Gülenay Pema

*Gülenay Pema’nın verdiği eğitimler ve makalelerden haberdar olmak istiyorsanız sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

“Körler görmesede yıldızlar vardır, dedi”…

Standard

Son paylaştığım Blog yazısı “Heyecan kaybolduğunda”, Osho’nun Aşık Olmak kitabından bir alıntı idi ve oldukça ilgi topladı, “tam zamanında” geldiğini söyleyenler oldu. Genellikle birlikte bu yolda ilerlediğim kişilerle tecrübelerimiz ve senkronizeteler eş zamanlı olmaya başladı. Elle tutulur, gözle görülür dönüşümlere tanık olmak insanı mutmain kılıyor. Daha ne istenebilir ki bu ömürde… Yine kalbimden dökülenleri olduğu gibi aşağıda paylaşıyorum. Bunun yanında yeni ve oldukça özel bir seminere başlıyorum: Kanserle Yaşamak.

  • Kanser hastaları ve yakınları için Kanser ile Yaşamak konulu seminerler düzenliyor olacağım. Kanserin psiko-spiritüel yönlerini, alternatif tedavi yöntemlerini örneklerle anlatıyor olacağım. İlk seminer 28 Mayıs’da Neva Sanat, Ankara’da ücretsiz olarak gerçekleşecek. Yakında detayları paylaşıyor olacağım.
  • 29 Mayıs’da Neva Sanat, Ankara’da muazzam açılımlara vesile olan Flow Dans çalışmasını tecrübe ediyor olacağız.
  • 25 Mayıs’da 1 günlük sessiz inziva ise Beykoz’da gerçekleşecek. Kayıt için tıklayın.

gulenay pema

“Körler görmese de yıldızlar vardır, dedi”

Hayat bazen sizi öyle testlere tabi tutar ki, geçtiğiniz yolları, yol üzerindeki kişileri ve bu aşamalardaki davranış şekli, tavırları anlamakta zorlanırsınız.

Bazı durumlarda kendinize yakıştıramazsınız o durumları, tavırları kişileri. Ancak eğer cennete geçiş, cehennemin karanlığından geçmeyi gerektiriyorsa, eyvallah diyip, bu yükü de sırtlanırsınız.

Eğer büyümeyi, kendini aşmayı, egoya ve zihne esir olmamayı, özgürce, şefkatle ve coşkuyla yaşamayı hedef edindiyseniz, yaşam da sizin suyunuzu sıkacaktır. Sizin derken küçük ben’in suyunu, ta ki tükenene kadar. Bu yol dikenlerle dolu.

Bazen istemediğiniz davranışlar, durumlar içersinde bulabilirsiniz kendinizi. “Benim ne işim var burada” diyip yakıştırmadığınız hal ve tavırlarda bulabilirsiniz kendinizi. Ama bu anlar çok değerlidir sizin için, derinlerdeki karanlığınızın su yüzüne çıkmasını sağlar. Ki bu da aynı karanlığa sizden daha yoğun sahip olan kişiler, durumlar tarafından dahil edilerek olur. Onlar zaten karanlıkla, acıyla kendilerini ifade eden insanlar ise, sizin derinlerinizdeki benzer frekansı çıkarmaya aracı olurlar. Güçlü bir mıknatıs gibi.

Cesurca bu kargaşanın içinde durup, geçmek ve güçlenmek gerek, bunun yolu bu.

Anahtar hep bilmek, geçirdiğiniz dönemin sizin testiniz olduğunu, içinizdeki gerçek Ben’e ulaşmak için.

Ne kadar uzun sürerse sürsün, Nilüfer çamurun içinden ışıldayarak, tertemiz ve bilgelikle çıkar.

Her test onu daha da zenginleştirir, özgürleştirir ve şefkatini arttırır.

İşin sırrı kim ne derse desin, hedefinizin ne olduğunu kalbinizde bilmek ve O’na sığınmak.

Zorlu dönemler de siz de karanlığın bir parçası gibi görüneceksiniz, bu formayı giymek gerekli o alanları keşfedebilmek, kendi karanlığınızı anlamak, itiraf etmek, pişman olmak ve dönüştürmek için. Ancak anladığınız, farkına vardığınız bir şeyi dönüştürebilirsiniz.

Siz karanlığa bürünmüşken orada sizinle olanlar siz karanlıktan sıyrılırken belki de hala orada kalmaya devam edecekler. Herkesin bir tekamül süreci var. Bazılarına siz çamurdan çıkarken el uzatabilirsiniz ancak uzattığınız ele sıkıca tutunmak onların elinde.

Geriye bakmadan, her zaman öğrenerek, kimseye bulaşmadan, çamur atmadan, af ederek, af dileyerek…

Gülenay Pema Gauri