Hindistan Yolculuğu Öncesinde…

Standard

611Yine yılın o vakti geldi…

1998 yılında başladığım manevi yolculuklar, uzun yıllar beni o toprakları sindire sindire yaşamaya sevk etti, aşık etti, aklımı çeldi, huzur verdi.

Her manevi yolculuğa çıkışımda niyetim, muazzam bir dönüşüme daha şahit olabilmek, kendini daha derinden görebilmek, kalbindeki sevgiyi daha da genişletebilmek, kadim, gönül dostlarıyla aynı yerde olabilimek. Ve her seferinde bu niyetim gerçekleşti.

Fiziksel görünüm aynı olsa da, hala aynı tavır ve isimle çağırılsan da, insan dönüşüm ve kendi öz-benliğini keşif yolunda ilerledikçe, yaşadığı dünyanın bir rüya olduğunu daha da net görmeye başlıyor. İçerdeki sessizlik daha da derinleşiyor ve dışarda ne olursa olsun içerdeki huzurun bakiliği, insanı coşku ve güven hissiyatı ile Yaradan varlığında olmanın verdiği tarifsiz hissiyatlara taşıyor.

Yaşanılan her tecrübenin kıymeti ve verdiği ders, anlamında baki oluyor. Her tecrübenin değeri ve neden yaşanması gerektiği anlaşılıyor.

Artık neredeyse her gün yaşadığım dönüşüm hissiyatına, değişime rağmen bunca yıldır değişmeyen iki şey oldu, birisi öz-benlik keşfine doğru olan heves, diğeri de cesaret. Katman katman benliğin ilüzyonları, perdeleri kalkarken, bu ikisi arttı. Peşi sıra da yaşam sevinci, coşku ve güven arttı. Testler geldi, gitmek için. Önümde durup, kendini gösterip, selamı alıp yoluna devam etmek için. Her ne kadar ben gidiyormuşum gibi gözükse de aslında, “Ben” sabit, gelen geliyor ve gidiyor. Tek kalan gözlemlenen şeyin kendisi ile bütünlük. Zira o da geçince salt gözlemci kalıyor, değişmeyen, her ne hal ve durum olursa olsun orada gece-gündüz, uykuda uyanışta, gözlemleyen iç-gözlemci.

Bu yolculukları neden yapıyorsun diye hiç soran olmadı bana, belki de belli olduğundandır neden yaptığım. Ancak ben gene de cevap vereyim; Aşk’a yakın olan, gerçek özgürlük nedir yaşayan, bilgelik tecrübe eden, erdem ve irade abidesi olan kişilerin olduğu topraklarda benim gibi binlerce pınarın kaynağından kana kana su içmek isteyenlerle birlikte, o Kaynak’ı kendi içimde de açığa çıkarmaya bir nebze daha yaklaşmak için.

Bu bir yolculuk ama dışarıya doğru değil, hiç olmadı. 30’dan fazla ülke gördüm, bir kaçında yaşadım ama yolum hep ermişlerin toprağına, kadim bilgelerin evlerine, münzevilerin mağaralarına, arındırmak için akan nehirlere, Aşk’la kucaklayan dağlara, adanmışlıkla bakan gözlere, teslimiyetle esen rüzgarın kaynağına gider.

Bu yıl geçen yıla nazaran daha uzun kalıyor olacağım, kısmetse. Hem Türkiye’den gelenlerle inziva yapıyor olacağız hem de her gün sevgili hocam Prem Baba’nın engin huzurunda olup kendisi ile bir de 16 günlük uzun sessiz inzivaya katılıyor olacağım, dünyanın en eski şehirlerinden Varanasi’de.

Uzun yıllar hazır olmayı beklediğim bir diğer çalışma da Bodhgaya’da olacak, Buddha’nın aydınlandığı yerde. Bu konuda dünyada birkaç yetkin kişiden biri olan Tibetli bir rahipten alacağım eğitim daha doğrusu “el” kısmetse beni son yolculuğuna çıkan kişilere o sırada rehberlik yapabileceğim bir yere getirecek. Hem kendim hem de son yolculuklarında ruhani rehberlik almak isteyenlere bu desteği verebiliyor olacağım, kısmetse.

Eğitimlere tekrar 2014 Nisan ayında başlıyor olacağız, o da eğer kısmetse. Her şey, her zaman değişebilir, ancak sevgi bakidir…

Sevgilerimle.

Gülenay Pema

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s