500Sabah 6’da başlayan ikizler burcundaki Yeni Ay süreci devam ediyor.

Ayın belirgin bir fazındayız. Bildiğimiz Yeni Ay’lardan farklı bir enerji taşıyor bu ay. Yeni ve temiz başlangıçlara ancak eski defterlerdeki hesapları kapatarak adım atabiliriz, işte şimdi bu gerçeklik yüzümüze vuruluyor. Güneş/Venüs/Ay etkileşimi, Neptün ve Satürn bu sürecin baş oyuncuları. Kurguladığımız hayal alemninden uyanıp, almamız gereken dersleri almadan, yaşamımızın sorumluluğunu almadan rahat edemeyeceğimizi gösteriyorlar.

Bu Yeni Ay bize gölgelerimizi yok saymadan, mutsuzluğumuzun üzerini örtmeden sahip olduğumuz yaşama cesurca bakmayı tembihliyor. Yalanlar üzerine inşaa edilen mutluluğun ne kadar geçici olduğunu er geç öğrenir insan. İşte bize bir fırsat, derin bilgeliği yaşamımıza davet edelim. Bize, çözemediklerimizi, göremediklerimizi, bilemediklerimizi göstersin, göstersin ki yolda dürüstlükle ilerlemeye devam edebilelim. Göstersin ki, nereye gittiğimizi hiç unutmayalım, unuttuğumuzda hatırlatacak dostlar olsun yanımızda.

Teslimiyet, bir diğer yayılan ve desteklenen engin bir hissiyat bu süreçte. Teslimiyetin süreci olmaz elbet, kalbin yolcusu ne zaman teslimiyet hallerini davet edeceğini bilir. Aktif teslimiyet nedir bilir, yaşatır.

Gölgelerimizi görme niyeti ve gördüklerimizle yüzleşip aşabilme cesareti için dua ettikten sonra, sessizce teslimiyete alan açalım. Teslimiyete, durup, sakince, sessizce kalmaya alan açalım. Her gün.

Hem içeride hem dışarda kafa karışıklığı uzun bir süredir hakim, berraklık için beden hissiyatlarında kalalım, bedeni işgal edelim, geçmiş ve geleceğe sürekli zar atan yönler vermekle kaybettiğimiz enerjimizi şimdiye, an’a getirelim. Aradığınız kelimelerin arasındaki boşlukta, iki nefesin ortasında, ölüm ve yaşam arasında gizli.

Nefeste kalalım. Ve iç sessizliğe alan açalım.

Tüm maneviyat ilişkilere odaklıdır. Bu Yeni Ay’da biraz farklı olarak odağımızı başkaları ile olan ilişkimizden kendimizle olan ilişkimize çeviriyoruz.

Kendini sevmeyen bir kişi, sevgiden, başkalarını sevmekten nasıl bahsedebilir. Elbet herkesin içinde sevgi var, bildiği ve elinden geldiğince seviyor, ancak ‘elinden geldiğince’nin çok ötesinde, her şeyi ve herkesi kapsayan bir sevme potansiyeli var. Ve bu sevme potansiyeli dışardan içeriye değil, içerden dışarıya akıyor. O nedenle önce içerde ne bulduğuna, ne gördüğüne cesurca bakabilmeli insan.

Önce kendini kabul etmeli, hata dediği ya da denilen, yanlış gördüğü ya da görülen, acıtan yerlerine tekrar bakıp, affetmeli kendini. Affetmeden sevginin artışından bahsedemeyiz. İçinizde suçlama, öç alma ve korku varsa sevgi ile bağımız bir o kadar incedir.

Sevgide korku olmaz.

Nefret olmadığında sevgi açığa çıkar.

Evrenin düzeni bu, her şey değişecek ama bu kanun değişmeyecek.

Dönüşebilme kapasitesine sahip insanoğluna ise anahtar verilmiş.

Nefreti sevgiye, öç almayı bağışlamaya, acıları mutluluğa dönüştürebilme yetisi verilmiş.

Herkes bu yolda yürüyebilir, ihtiyacınız olan şey; niyet, azim ve anlayış. Anlayış özellikle kendinize…

Önce kendimizden başlıyoruz sevmeye, değer vermeye. Kibir ve gururla karıştırmadan, egonun eline düşmeden öz-değerlerimiz olan tevazuyu, hoşgörüyü, cömertliği, dürüstlüğü ve minneti kurtarıyoruz…

Unuttulan hakiki insani değerleri kurtarıyoruz, önce kendimize dürüst olarak.

Önce kendimizle başlıyoruz.

Sevgilerimle,

Gülenay Pema

*Gülenay Pema’nın eğitim ve makalelerinden haberdar olmak için sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.