Tag Archives: Zihin

Ego & Yüksek Benlik Üzerine

Standard

Yuksek BenlikEgo kelimesine bazılarımız tüm yönleri ile vakıf, bazılarımız sadece kibir olarak algılar bazılarımız da bu yaradılışta oynadığı elzem rolü fark etme yolundadır.

Ego, kendimiz üzerinde çalışıp kendimizi anlarken aynı zamanda çevremizdeki dünyanın da üzerinde çalışıp onu anlamamızın bir yoludur.

Çoğu spritüel ortamda egonun namı oldukça kötüdür. Bunun nedeni egonun bir dereceye kadar zihnimizdeki bizi birbirimizden ayıran prensip olmasıdır. Ruh ise bize böyle bir ayrımın var olmadığını gösterir. Bazen ego, gerçek doğamızı fark etmemize engel olan neredeyse şeytansı bir figür olarak tasvir edilir. Ama çok temel olarak ego, bizim dünyada işlev sağlayabilmemiz için kişiliğimizin bazı yönlerini organize etmemize yardımcı olan basit bir araçtır. Bu bağlamda ego, kendimiz üzerinde çalışıp kendimizi anlarken aynı zamanda çevremizdeki dünyanın da üzerinde çalışıp onu anlamamızın bir yoludur.

Ego, dünyada yönümüzü belirleme aracımızdır.

Sorun, egonun bazen kontrolden çıkmasıdır. Bu kontrolden çıkma, öz-benlik, kalp, ruh gibi bir çok tanımla işaret edilen, Yüksek Benliğin, zihin üzerinde hakimiyetini kaybettiği zaman olur. O zaman zihin, asla liderlik etme amacıyla tasarlanmamış bir varlık olan egonun liderliği altına girer.

Ego aslında Yüksek Benliğe hizmet etmek üzere tasarlanmıştır. Bu ilişki, işlevini yerine getirdiğinde ego bütün benliği temsil etmede faydalı bir araçtır fakat kendisinin bütün benlik olduğunu düşünemez. Bu durumda ego, neredeyse benliğin “Ben” adı verilen ayrı varlık olduğunu varsayar. Varsayımlar egonun alanıdır ve doğası gereği limitlidir. Çünkü ego bilgisi referansa dayanır, yani geçmiş göreceli tecrübesine ya da başkasının ikinci el göreceli tecrübesine ki iki durumda da tek bir gerçeklikten bahsedemeyiz, her bakış açısında farklılık ve değişkenlik gösterir. Zihnin yani egonun doğası bu şekilde ilerler.

Devamını okumak için tıklayın.

Gülenay Pema Güncel Eğitim Programı

*Gülenay Pema’nın verdiği eğitimler ve yayınladığı makalelerden haberdar olmak istiyorsanız sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.

Reklamlar

Meditasyona başlamak isteyenlere ne tavsiye edersiniz?

Standard

Soru: Meditasyona başlamak
isteyenlere ne tavsiyeniz olur?

Her gün birkaç dakikanızı sessizce oturup, kim olduğunuz, yaşamdan ne istediğiniz, mana ve amaç sizin için ne demek ya da ne için müteşekkir olduğunuz konularına bir göz atmak gerekiyor.

Ve sessizce oturmaya devam edip, ya nefesinizi ya da bedeninizdeki duyumları gözlemleyebilirsiniz. Mantranız varsa onu da kullanabilirsiniz.

Ama içinde bulunduğunuz hali ‘aşmak’ anahtardır. Ve aşmışlık hali ona zaman tanıdığınızda olur.

İnsanların en önemli engeli sabırsızlık. Oldukça sonuç odaklılar, ve aynı zamanda uygulamada disiplinli değiller, öyle olduklarını söyleseler bile.

Soru: Eğer öğrenci ‘meditasyonda yol aldığımı nasıl anlarım?’ Diye sorarsa nasıl cevap veriyorsunuz?

Deepak: Aşama kaydetmeye bağımlı olmamalısınız, ama evet, bazı göstergeler var. İdrak seviyesinde, düşüncelerinin sen olmadığını anlarsın. Duygu seviyesinde melodramaya daha az çekilirsiniz, ama neşe, sevgi, şefkat, empati ve dengelilik tecrübe edersiniz. Hafıza seviyesinde mağdur rolünü almazsınız. Hafızanız keskindir, ve ancak ihtiyacınız olduğunda oradadır, dolayısıyla çoğunlukla hafıza ve arzudan oluşan iç diyalog, oldukça sessizdir.

Duyu algısı seviyesinde, şimdiki an çok daha zengindir, çoklu duyular tecrübe edersiniz. Kimlik seviyesinde, benlik hissiyatı artık bedenle
sınırlanmamıştır.

Bunlar başlangıç göstergeleri. Daha sonraları, daha fazla eşzamanlılık, daha fazla akış, ölüm korkusunun kayboluşu ve kişisel benlikle daha az tanımlanma halleri vardır. Bunların olabilmesi için zaman gerekir, velhasıl sonunda gerçekleşirler.

– Deepak Chopra

‘Düşük Ben’ = Ego = Zihin

Standard
marianne williamson“Geçmişi, geçmişte yaşayarak iyileştiremeyiz. Şimdide yaşayarak iyileştiririz”

– Marianne Williamson

Marianne Williamson Amerika’nın yetiştirdiği özel ve tevekkülü sağlam ruhani hocalardan. Mesajları her zaman sevgi ve dua çerçevesinde odaklanıyor. Bir çok kitabı var ve oldukça geniş bir kitleye hitap ediyor. Bu yıl ilginç bir atak yaparak politikaya atıldı. Maneviyatı, şifayı ve sevginin her şeyi mümkün kılar olduğunu uygulamalı olarak gösterebilmek için.

Hepimiz Yaradan’ın izni ve şefkati ile yeteneklerimize ayıp, bu çerçevede hizmet edebilmek için bu dünyaya geldik.

Her kim ki bu yolda yürümeye başladı, Allah ve rehberleri her zaman yanındadır. Zira gerçek yaşam amacını gerçekleştirmeye başlayan kişi sevgi ile dolup taşar ve bunu yetenekleri aracılığıyla aktarıp, sunar. Bu yol ilahi bir yoldur ve ilahi yolda ilerleyenler hiç bir zaman yalnız değildir.

Bu sevgiyi açığa çıkarabilmek için ise ‘düşük ben’ ya da ego dediğimiz kişiliğimizin, zihnin tüm perdelerini, oyunlarını tanımlamak gerek. Tanımlanan şeyler, su yüzüne çıkar, artık karanlıkta ya da bilinç altında değildir. Böyle olduğunda da bizi yönetemezler.

Düşük ben sizi yönetmediğinde derinlerden açığa çıkan ruhunuz, yüksek benliğinize yol verir. Ve mucizeler ardına mucizeler hayatınızı bürürken, acının da, zorluğun da kayıbın da hikmetini idrak edersiniz.

Bu durum manevi olgunluk halini getirir. Bu da dışarıda ve içeride huzurun ve sükunetin yer etmesi ile kendini belli eder.

Dünyayla ve insanlarla savaşmak yerine dengeli bir ruh haline sahip olur, aksiyonlarınızı bu dengeli merkezden alırsınız. Bu şekilde sizin için en doğru olanı, en doğru anda ve şekilde yaptığınız hissiyatı sizi bırakmaz. Ve yaşamınız bir çatışma yerine ılıman bir meltem gibi akar.
Tatminlik ve hoşnutluk hissiyatlarıyla.

Bu kıvama gelebilmek için yani ‘düşük ben’in, egonun yönlerini tanımlayabilmek için disiplin, azim ve bu yola adanmışlık şart.

Olaylar zorlamaya başlayınca ego’nun tekmeleri de güçlü gelir. Ya hocanızı, ya tekniği, ya kendinizi ya da ailenizi, döversiniz, itersiniz, suçlarsınız. Ancak bunların hepsi ölmekte olan ego’nun çırpınışlarıdır. Disiplin, azim ve adanmışlığınız test edilmekte.

Bu yolda ancak cesareti açığa çıkaranlar yürüyebilir ve bu cesaret herkesin içine ekilmiştir. İnsanoğlu olarak içimize ekilen sevgi, erdem ve bilgelik tohumlarını yeşertmek ve meyva veren bir ağaç olana kadar beslemek ve bakmak yegane görevimizdir.

Vakitimiz tahmin edildiği kadar uzun olmayabilir.

Hindistan’dan sevgilerimle.
&lt

*Makale ve eğitimlerden haberdar olmak için sağ tarafta yer alan ‘Blog’u Takip Et’ kutusuna email adresinizi bırakabilirsiniz.