Tag Archives: öğreti

Hiç bir şey yok, sen varsındır…

Standard

The-Reed-FluteManevi yolda ilerlerken bazı temel taşlarının atılması gerekiyor. Neden derseniz, bu temel taşları sağlam atılmazsa, tıpkı yükselmekte olan bir binanın çürük temeli gibi ufak bir sarsıntıda dengesi bozulur ve tüm harcanan emek yerle bir olur. Bir diğer benzetme de bir ağaç gibi olmak. Eğer bir ağaç olarak dallarının göğe daha da yaklaşmasını istiyorsan köklerinin toprakta bir o kadar sağlam olması, derinlere inmesi gerekir. Kölerin ne kadar cılız olursa o kadar çelimsiz olur, yükselemezsin, gerçek potansiyelini keşfedemezsin.

Manevi yolda ilerlerken ihtiyacın olan ve sürekli gelişmeye gebe iki temel taşı vardır:

Dürüstlük ve kişisel-sorumluluk.

Dürüstlük ne demek biraz açmak istiyorum. Dürüstlük denilince hemen herkes çok dürüst olduğunu hiç yalan söylemediğini öne söyler. Bu elbet bir yere kadar doğru olabilir ama tamamen doğru değildir. Basit yalanlar söylemediğimiz aşina zira o kadarını daha küçük çocukken öğrendik ailemizden. Ancak burada bahsettiğim dürüstlük daha derin bir mana taşır. Çünkü öyle anlar vardır ki yaralanmamak için, utanmamak için, korktuğumuz için dürüst olmamayı seçeriz, yalan söylemek gayet uygundur farkına bile varmayız. Yaşadığımız duygu o kadar yoğundur ki başedebilmek için, yaramızı sarmak için yaptığımız şeyin dürüstlük değerlendirmesini yapmayız, yakınından bile geçmeyiz çünkü acı vardır, utanç vardır korku vardır baskın olarak yaşadığımız. Ve o anda tüm yaşamımızı bu acıya indirgeriz çünkü her ne kadar spiritüel yolda ilerleyenler bu acının bir ilüzyon olduğunu söyleseler de sen hissediyorsundur, acı oradadır, canın yanıyordur. Kim ne derse desin içinde acıyı yaşıyorsundur ne ilüzyonu? Böyle bir durumda kendine nasıl dürüst bakabileceksin, acı, keder, üzüntü, yalnızlık, öfke, hırs, öc alma seni, tüm bedenini sarmışken, senin gerçekliğin bu duygular olmuşken nasıl kendine objektif bakabileceksin?

Manevi yolun kolay olduğunu kimse söylemez. Ancak yaşamla, gerçeklikle ve evrensel düzenle uyumlu yaşamak isteyenler, çektiği acıları tekrar tekrar yaşamaktan, kısır döngülerden, acılardan ‘artık yeter’ diyerek çıkmak isteyenler kendilerini tanımak, gerçeklikle yüzleşip, neden-sonuç üzerine kurulmuş yaşamı tecrübe etmek manasına gelen manevi yola, kalbin yoluna baş koyarlar. Evet zordur ama aynı acıları, üzüntüleri, öfkeleri, mutsuzlukları tekrar tekrar yaşama kısır döngüsünde olmanın artık yaşamlarından tıpkı kanser gibi yediğini gördüklerinde, işte o zaman kolları sıvayıp, arınma yoluna neden-sonuç ilişkisini, ekilen tohumların neler olduğunu cesaretle bakmaya koyulurlar.

Devamını okumak için tıklayın.

Reklamlar
Alıntı

white“Birine hakim olmak faydasızdır. Faydasız bir enerji kaybıdır. Bununla hiçbir şey kazanamazsın. Yalnızca egoist bir hakimiyet duygusu. Bu kötüdür, karanlık bir sanattır. Kara büyü ile ak büyü arasındaki fark budur. Kara büyü, başkalarına hakim olmaya çalışırken, enerjini kullanman, onu boşa harcaman demektir. Ak büyü, aynı yöntemleri kullanmak, ama enerjini kendi hayatına hakim olmak, kendi kendinin efendisi olmak için kullanmak demektir.

Tek faydalı şey, kendine hakim olmaktır.

Ve unutma, bazen benzerlikler olur. Bir buda (aydınlanmış kişi) senin içine yöneldiğinde, o sana hakim olmasa bile onun hakimiyeti altına girersin. O sana hakim olmaya çalışmamaktadır, ama sen onun hakimiyeti altına girersin çünkü o kendisinin efendisidir. Ve öyle bir efendidir ki, çevresindeki herkes köleleşir. Ama o, bilinçli bir çaba harcamamaktadır. Tersine, o daima direnir: “Kendi efendin ol… Bunu unutma.”

Buda, kim olursa olsun, ona yönelen birisinin onun kölesi olacağını bilir. Buda hiçbir şey yapmamaktadır; o kimseye hakim olmaya çalışmamaktadır, ama bunun olacağını da bilir. Gautama Buda’nın ölmeden önceki sözleri şunlardı: “Kendine ışık ol”. Ölüyordu ve Ananda (en yakını) ölmeden önce ona sordu: “Sen artık var olmadığında, biz ne yapalım?” O dedi ki: “Benim artık var olmamam iyi. O zaman kendi efendin olabilirsin. Kendine ışık ol. Bu iyidir çünkü ben artık var olmadığımda sen benim hakimiyetimden kurtulacaksın.”

Başkalarına hakim olmaya çalışanlar, seni köleleştirmek için her yolu denerler. Bu kötüdür, şeytanidir. Kendi efendileri olanlar senin de efendi olmana yardım ederler ve onlar kendi etkilerini kesmek için her yolu denerler. Bu pek çok şekilde yapılabilir.

Sana bir olayı anlatayım. Ouspensky, Gurjieff’in baş müridi, on senedir Gurjieff’in altında çalışıyormuş. Gurjieff’in altında çalışmak çok zormuş. O sonsuz manyetizma sahibi bir adammış. Kim yanına gelse, ona çekilirmiş.

Bu tür insanların yanındayken ya onlara çekilirsin ya da onlardan korkar ve onlara karşı çıkarsın, ama onlara karşı kayıtsız kalamazsın. Ya onların yanında, ya da karşısındasındır; bu tür insanlara kayıtsız kalamazsın. Ve bu karşı çıkış bir güvenlik önlemidir. Manyetik birine yaklaştığın zaman ya onun kölesi olursun, ya da kendini korumak için düşmanı olursun, çünkü bu bir korunma önlemidir. Devamı için tıklayın.

Kara Büyü, Ak Büyü…