‘Canım hocam merhaba,

Bu günden geçmişe, geçmişten bu güne kendimle olan ilişkime tekrar tekrar bakma fırsatım oluyor son günlerde. Hiç bu kadar kendimle başbaşa kalmamıştım aslında, inzivaları saymazsam. Her ne kadar evde kalabalık olsakta kendimden çok hoşnutum bu günlerde. Kendime hiç olmadığı kadar vakit ayırıyorum. Sorumluluklarım belli yapmam gerekenler belli extra plan yapmamı gerektirecek hiç bir şey yok. Aslında yok olduğunu bu günlerde farkediyorum. Her şeyim yavaşlamaya başladı. Sorularım, cevaplarım, davranışlarım, tavırlarım, oturmam kalkmam, yemek yemem, duş yapmam, kendimi ifade etme şeklim, sohbetlerim, çocuklarımla olan diyaloklarım….

Ne kadar acele ediyormuşum, birini bitirip diğerini yapmayı, birini sonlandırıp diğerini başlamayı, sonuca bi an önce ulaşmayı düşünmüşüm hep.

Bu günlerde en keyifle yaptığım şeyler her şey aslında, 3 cocuk annesiyim yemek yapmayı hiç sevmediğimi mutfağa girmekten hoşlanmadığımı düşünürdüm, hiç öyle değilmiş yavaşlayınca farkettim. Biyere yetişmem gerekmiyor, işe gitmiyorum sokağa çıkmıyorum yapmam gereken bir şey olmayınca, sadece o an yaptığım şeyin içinde oluyorum. Yemeği yapıyorum o an, gereken malzemeleri koyuyorum sadece, olması gereken ilk malzeme kendimmiş onu farkettim. Buradan diğer anlanlara baktığımda her şeyde önce kendimin her şeyimle orda olmam gerektiğimi farkettim.

Ne yalan söyleyim çok keyifliyim bu günlerde hocam. Ağlamalarım yaslarım bile keyifli. Dün akşam  bi türkü dolandı dilime. “Bahar gelsin karşı dağa çıkayım, belki derdimize çare bir çiçek” dinlerken, dinlerken öyle derinden öyle gizli bir yerden, hüzünlü ama öyle tatlı bir ağlamam geldi ki bıraktım kendimi, sanki bir çocuk gibi ellerimi yumruk yapıp gözyaşlarımı sile sile ağladım. Hiç kimse yoktu ağlamamın içinde sadece kendim vardım. Kendi elimden tutup geçmişe, çocukluğuma gittim. Yaşadığım yerler hissettiğim duygular, dağlarda çiçek topladığım zamanlar, burnuma gelen taze kekik kokusu, gördüğümde heyecanla arkasından hoplaya zıplaya koştuğum çekirgeler, yorulup güneşin altında uyuduğum anlar. Ağlarken bir yandanda bütün duyularımla geçmişimde dolaşmak bana nasıl iyi geldi nasıl dinlendim nasıl şükrettim anlatamam…

Ben ilk defa geçmişime böyle güzel gittim. Öfkesiz,nefretsiz, kuşkusuz, utanmadan, kimseyi suçlamadan..

Daha geçen hafta verdiğin ödevde geçmişime gidip ilişkilerime baktığımda, o kadar yorulmuştumki bakarken, öyle nefesim kesik kesik hatırladım o günleri öyle utandım…

Şimdi söylermisin, ben sana nasıl minnet etmen, nasıl şükretmem. Seni tanıdığım günden beri her an, bana beni hatırlatıyorsun, her an kalbimin üzerindeki tozlar temizleniyo, kalbim sevgiye açılıyor.. Her sabah kulaklığımı takıp guruplara gönderdiğin bir semineri seçip dinliyorum. Her sabah güne ağlayarak, sevgiyle, saygıyla minnetle başlıyorum sayende.. Gözlerinin içine çocukça bir heyacanla ve özlemle bakıyorum.. Eskiden çok korkardım senden, sevgimle korkum hep yanyanaydı. Artık kormuyorum sadece derin bir sevgi ve saygı duyuyorum sana karşı.. Şükürler olsun Rabbime.’

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s